Related Posts with Thumbnails

Gattuso'nun cezası

22 Şubat 2011 Salı

Gattuso yıllardır futbol dünyasında var olan bir adamdır. Milan ve İtalya milli takımı ile Şampiyonluklar kazanan bu adam bir o kadar da futbol fakiridir. Evet futbol bazen teknik, taktik bir yana mücadele ister ama sahada mücadele etmek ile didişmenin farkını kavrayamayan Gattuso bu oyunun çok da sempatik olmayan yüzüdür. 12 yıldır Milan'da oynadığı maçlara şöyle bir baktığınızda attığı 3-4 gol 3-5 ara pası ki o da Pirlo'nun hatrına olsa gerek. Çıkardığı arızalar, attığı tekmeler, havaya uçurduğu adamlar ise her maçta 3-4 neredeyse. Vukuat bazı futbolcuların kimliği olur ya Gattuso da böyle. San Siro'da Tottenham'a yenilmeyi hazmedemeyip amiyane tabirle daldı Tottenham'lılara. Tottenham yardımcı antrenörü Joe Jordan ile yaşadığı fiziksel tartışma ise Gattuso'nun yıllardır yaptığı şeylerin dışa vurumu gibiydi. Sarı karttan dolayı White Hart Lane'de olmayacaktı. UEFA üstüne 4 maç vermeyi düşünüyor. Hani insan bir Pirlo'ya bakıyor, bir Gattuso'ya... Bir yanda Pirlo.. Futbolu seven 7 yaşındaki bir çocuğun hayali olabilecek bir profil. Diğer yanda ki sahada da hemen Pirlo'nun yanında Gattuso saha içi terör örgütü... Gattuso'nun cezası 4 maç ise bizim cezamız ne ?

Read more...

Van Persie'nin sözleşmesi

14 Şubat 2011 Pazartesi

Robin Van Persie bu yıl kendini aşan Hollandalılardan. Arsenal için ne kadar önemli olduğu oynadığı son 3 maçta ortada. 15 maçta attığı 10 gol ve performansı ona yeni bir sözleşme şansı getirdi. Wenger beş yıllık sözleşmeyi imzalatmış ve işini sağlama almış. Biz oyuncuların sözleşmesini iki yıl kala düzenleriz diyor Wenger. Fenerbahçe sadece bunu yapamadığı için 4 hayati oyuncusunu kaybetti son 4 yılda. Tabi son 4 yılda 4 farklı teknik direktör değiştirdiği de bonusumuz. 

Read more...

Rooney ve galibiyet golü


Kazanan her zaman haklı derler ya böyle bir maçtı Manchester derbisi. City ne yaparsa yapsın gücü şehrin asi büyüğüne yetmiyor. Manchester United maçı bu senenin C.Ronaldo'su benim diyen Nani ve Rooney'nin golleriyle aldı. Ancak Rooney öyle bir gol attı ki Old Trafford yıkıldı. Alex Ferguson; Rooney öyle bir gol attı ki Nani'nin gol attığını unuttum, inanılmazdı diyor. Altı yıl önce Newcastle United'a attığı vole hala unutulmamıştı bu gol ise Manchester United tarihindeki yerini aldı. Alex Ferguson bu golün Old Trafford'da bugüne kadar gördüğü en güzel gol olduğunu söylüyor. Nani'nin golü güzeldi ancak Rooney öyle bir gol attı ki Nani'nin golünü tamamen unuttum. Galibiyet golümüz unutulmazdı diyor. Golün kahramanı Rooney ise; uzun zamandır deniyordum bugüne kadar on deneme yaptım dokuzu direğe yaklaştı bu kez tam istediğim yere gitti diyor. Manchester United bu kadroyla nasıl başarılı oluyor sorusuna güzel bir cevap. 

Read more...

Engin Baytar

13 Şubat 2011 Pazar

Almanya altyapısı alması Engin Baytar'ı Türkiye'deki rakiplerine karşı 1-0 öne geçiriyor bu gerçek. Gerek Gençlerbirliği'nde gerek Trabzonspor'da Türkiye'de oynadığı her dönem bunu gösterdi. Altyapısı tek avantajı değil elbette. Oyunun iki yönünü de oynamayı seviyor. İlle de yabancı bir futbolcuya benzetsem Dejan Stankovic derdim. Her güzelin bir kusuru olur misali, Gençlerbirliği'nde nispeten gözden uzakta olan Engin Baytar'ın yaptığı disiplinsizlikleri transfer dönemleri duyuyorduk. Trabzonspor ve Şenol Güneş buluşması onun için Türkiye'deki en önemli basamak. Ancak milli takıma kadar yükselen Engin bu basamakları çıkmayı bilmiyor. Trabzonspor'un Şenol Güneş'in gelişi ile başlayan değişimi, takım olma olgusu içerisinde bile Engin abartılı itirazları, arkadaşlarıyla uyumsuzluğu, oyundan 90.dakikada bile çıkarken olay çıkartan bir kimlik çizdi. Onu skor ve maçın durumu ne olursa olsun maç sonunda hakemin yanında görmeye alıştırdı bizleri. Tıpkı oynadığı takımın karakteri gibi işler iyi giderken kendi ayağına sıkmaya başladı. Dün Sivasspor maçında Burak ile yaşadığı pas tartışması sonrası oyundan çıkmak istemesi bardağı taşırmasa da Engin'in gelecekte seçeceği iki kapıdan birisini gösterdi bizlere. Oysa Engin Baytar'ı attığı güzel goller ve dün attığı gibi güzel paslarla, yürekten mücadele ile kazanırken, sevinirken görmek Türk futbolu adına da kazançtı. Tabi Engin Baytar bir an önce hesabını yapıp bu zararı tekrar kazanca dönüştürebilirse. Bunu bu ülkede Şenol Güneş ile yapamazsa zaten bu ülkede de yapamaz. Zira geldiği ilk yıl kulübeye mahkum olması, meşhur Kasımpaşaspor maçı sonrası Sadri Şener tarafından kadro dışı bırakılanların arasında olması, Toulouse maçında gördüğü kırmızı kart sonrası ve aynı döneme denk gelen özel hayatındaki sorunlar çok uzakta değil. 

Read more...

Derbi Günü !

12 Şubat 2011 Cumartesi

İngiltere'nin en güzel rekabetlerinden birisi bugün yaşanıyor. Manchester United-Manchester City. Puan tablosunda aralarında 5 puan olan bu iki takım son yıllarda ilk kez zirve için mücadele edecekler. Manchester United olağan dışı bir sezon yaşıyor ve tek mağlubiyetlerini son deplasman maçlarında Wolver'dan aldılar. City ise deplasmanlarda 6 galibiyet 4 beraberlik çıkardı 3 kez de eve üzgün döndüler. Manchester United'ın bir özelliği bugünkü maç için City'yi korkutacak. Old Trafford'da  38 gol atan United kalesinde sadece 8 gol gördü.  City ise deplasmanlarda 21 gol atarak bu korkunun üstüne gidecek. Hafta içi Tevez Arjantin milli takımında yer almamış ve sebebinin derbi maçı olduğu da gizlenmemişti. Günlerdir bu maça hazırlanan Tevez bir talihsizlik yaşadı maç öncesi. Tevez'in kızı iki parmağını evinin kapısına sıkıştırıp feci bir kaza yaşadı. Ciddi tıbbi müdahele olduğu da belirtliyor. Tevez bugün sahada olacak ancak bu olayın tüm ruh sağlığını bozduğu söyleniyor. Tabi Tevez'i tanıyan bilir. Bugün maçı kopartıp formasının altından kızına mesaj verebilir. Geçen yıl Wolfsburg ile Old Trafford'a çıkan Edin Dzeko United'ın başına bela olmuş bir de gol bulmuştu bugün bu mücadele de farklı bir boyut kazanacak. Geçen yıl Old Trafford'da 4-3 kazanan ev sahibi olmuştu. Maçın hakemi EPL'de 3,61 kart ortalaması olan Andre Marriner.

Read more...

Clint Dempsey

8 Şubat 2011 Salı

Amerikan filmlerinde kendimize bir kahraman seçeriz ve kaybetmesini istemeyiz. Bu film savaş temalı ise o askerin ölmesini istemeyiz. Liderlik özelliği, duruşu, tavırları, sadakati, performansı ile ön plana çıkar. Fulham'lı Clint Dempsey tam da böyle bir oyuncu. İngiltere'nin en uyumlu yabancılarından. Evet dil aynı ama trafiğin bile ters aktığı bu ülkede Dempsey Fulham'ı tek başına sırtlayan adam. Bu sezon performans olarak kendini de aşmış durumda. 30 maçta attığı 10 gol onun için bir rekor. Oyunun iki yönünü oynayıp sadece kazanma yönünü düşünen bir oyuncu. Üstüne takım kurulacak kadar kaliteli. En büyük özelliği ise sahaya yüreğini koyması. Aston Villa karşısında takımını bir kez daha kurtardı. Gemisini kurtaran kaptan değil. Ülke inşa eden bir kral gibi. Ronaldo&Messi kıyaslamasının gölgede bıraktığı onlarca cevherden birisi. 

Read more...

İki ayrı Liverpool

İngiltere liginde denge unsuru sorunlu büyük takımların başında Arsenal geliyorsa, bir başka kategoride de karşımıza Liverpool çıkıyor. Bu takım kazanması gereken bir maçı en zor şartlarda kazanmasını çok iyi biliyor. Torres depremi sonrası ilk maç kolay olmayacaktı ancak Dalglish takımın ruhunu da tuzunu da tam ayarlamış. Eski oyuncuların teknik direktörlük maceralarında en büyük avantajı takımı ve camiayı tanımaları. Dalglish'in bir de fazlası var taraftarı da çok iyi tanıyor. Tabi oyuncu seçimlerini de elde ne varsa ondan yana kullanıyor demek de münasaip düşer. Meireles'i Liverpool'un bir yüzü düşünelim. İlk yılı... Yeni hoca geldiğinden beri kendini takıma vermiş, kazanmaya konsatre olmuş ve kendisini bu takıma adamış son bir ay içinde oynadığı maçlar buna en güzel örnek. Bir diğer yüz Maxi Rodriguez. Maça eski arkadaşı Torres'e bıraktığı akıl dolu ara pasıyla başladı. 32.dakikada ise inanılmazı başardı. Bu özelliğini ise Liverpool'a geldiğinden beri gösteriyor. İşte Liverpool'un iki yüzü bu. Gerçek yüz ise Dalglish'in ajandasında olsa gerek..

Read more...

Alışkanlık

Bir futbol takımı tasavvur edin. Dış sahada 45.saniyede öne geçen, 10.dakikada skoru 0-3 yapıp 25.dakikada ise 0-4 yapan ve bu maçtan 4 gol yiyerek sadece 1 puan ile ayrılan bir takım tasavvur edin. Tasavvuru zor olabilir tahmini aşırı kolay bu takım İngiltere sahalarında oynuyorsa adı Arsenal'den başkası olamaz. Newcastle taraftarları son 10 yılın en iyi maçı olarak gördükleri bu maçta skor 3-4 iken bile sahada inanan bir Newcastle göremiyordu. Çünkü Newcastle bekliyordu. Çünkü Arsenal bu kadar kolay teslim olamazdı. Sebep olarak lider oyuncu eksikliği, konsantrasyon eksikliği deyin ne derseniz deyin. Arsenal gibi oynayınca muhteşem bir ahenk içerisinde oynayan bir takımın ara sıra kötü oynamaya hakkı da olabilir ancak bu derece basiretsiz olmasının açıklaması olmaz çözümü olur... Arsene Wenger. Futbolcularını çocukları olarak gördüğünü söyleyen Wenger'in son üç yıldır zirve tırmanışını engelleyen tek sorun bu durum. Bir nevi Trabzonspor sendromu yani kendi ayağına sıkmak...

Read more...

Tuncay Şanlı & Vfl Wolfsburg

2 Şubat 2011 Çarşamba

Tuncay Şanlı tasını tarağını toplayıp gurbet ele düşeli dört yıl oldu. Tuncay dördüncü yılında İngiltere'den sonra yeni bir ülkede Almanya'da 3.takımı Wolfsburg'a transfer oldu. Premier lig havasını aldıktan sonra bu maceranın onun açısından daha kolay ve başarılı geçeceğine inanıyorum. Wolfsburg kulüp olarak da taktik olarak da Tuncay'ın kendisini göstereceği bir ortama sahip. Edin Dzeko'nun gidişi ile Jan Polak, Helmes ve Tuncay takıma katıldı. Wolfsburg'un sezon başından beri oynadığı taktik ve şablonda düz mantıkla ilk bakışta eksik olan Dzeko gözüküyordu. Dzeko hem gol atıyor hem attırıyor hem savaşıyordu. Tuncay Şanlı, Edin Dzeko'nun görevini yerine getirebilir. Üstelik fazladan dinamizmi ile Diego'dan da daha fazla faydalanabilir Wolfsburg. Tuncay'ın Türkiye'de en başarılı olduğu taktiğin bir kopyasını oynuyor Wolfsburg. Arkasında Alex yerine bir başka Brezilyalı Diego var. Nobre yerine de daha yetenekli bir Brezilyalı Grafite. Orta sahayı Josue, Kahlenberg, Hasebe üçlüsü ile kuran Wolfsburg öndeki üçlünün yeteneğine bağlıyor kaderini. Dzeko, Diego, Grafite üçlüsü ne kadar uyumlu olursa takım bir o derece ahenkli oynuyordu. Tuncay Şanlı belki de son Avrupa macerasında Edin Dzeko'nun boşluğunu doldurmak gibi bir görevle karşı karşıya. Brezilyalı oyuncu geçmişi, ada geçmişi Wolfsburg'da Tuncay Şanlı'nın yeniden doğacağını gösteriyor bizlere. Doğuştan içinde var olan futbol aşkı ve savaşçı ruhuna eklemesi gereken tek şey biraz tecrübe. Başarılar Tuncay...


Read more...

Gary Neville kramponlarını astı

Bazı oyuncular vardır amiyane tabirle deli oldukları için sevilirler. Oynadıkları futbol bir yana bu tip oyuncuları sevdiren yegane özellikleri delilikleridir. 35 yaşındaki Gary Neville da bunlardan biriydi. 19 sezonluk Manchester United kariyerine devre arasında nokta koydu. 1991 yılında başlayan kariyeri 602 maç ile sona erdi. Kulübünün resmi internet sitesinden duygusal bir mesajla futboldan ayrıldı Neville. ''Hayatım boyunca Manchester United taraftarı olarak kalacağım. Burada yaşadığım rüya gibi yaşam ve yaptıklarımla doluyum. Dünynanın en iyi futbol takımında en iyi oyuncularla birlikte ve bir çok en iyi oyuncuya karşı oynadım. Elbette futbolu bıraktığım için üzgünüm ancak artık bırakmam gereken zaman gelmişti. Kendimi her zaman bu takımın parçası olduğum için ve başarılarında pay sahibi olduğum için şanslı sayıyorum elbette teşekkür etmem gereken bir çok kişi var ama bir numara Sir Alex Ferguson. Bana 20 yıl boyunca bir çok şans verdi ve yardım etti. O gerçektende dünyanın en iyi menajeri. '' Birlikte oynadığı tüm arkadaşlarına da bu duygusal mesajını iletti ve Gary Neville efsanesini bitirdi. Güle Güle Neville...




Read more...

Rooney'nin dönüşü

Berbatov ne kadar iyi golcüyse Rooney de o derece iyi bir United'lıdır. Ne yaparsa yapsın onun taraftar gözünde apayrı bir yeri vardır. Dünya kupası şokunu atlatmakta zorluk çeken İngiliz milli oyuncuların klasik derdinin yanına eşini aldatması olayı da eklenince performansı dibe vurmuş moralman çökmüştü. Muhtemel ki kendini Old Trafford'da suçlu hissediyordu. Bu hafta Aston Villa maçında Van Der Sar'ın degajını iyi değerlendirip 49.saniyede golü attığında Old Trafford yıkıldı adeta. Wayne Rooney Ağustos ayından bu yana ilk Old Trafford golünü atıyordu zira. Ağustos ayında penaltıdan West Ham'a attığı gol onun son golüydü Old Trafford'da. Rooney 45.dakikada ikinci golü de atarak hayata döndüm mesajını verdi. Premier ligde hala namağlup ilerleyen Manchester United'ın Rooney'nin bu dönüşüne ihtiyacı vardı. Rooney bugün Çok iyi bir şans elde ettik ancak özellikle Chelsea'ye dikkat etmeliyiz. Hele Torres'den sonra çok daha dikkatli ve uyanık olmalıyız diyerek konsantrasyonunu da göstermiş oldu. 

Read more...

Transfer ve etkisi

Transfer zor iştir. En iyi 11 futbolcunun başarısız olduğu binlerce hikaye var futbol dünyasında. Zaten zor olan transferin bir de sezon ortasında yapılanı tüm kilişelere açıktır. Bu yıl yani 2010/2011 sezonu ara transferi gösterdi ki ara transfer döneminde de takımlar kadrolarını güçlendirebilir. Avrupa ve Türkiye bunun sayısız örnekleri ile dolu. Liverpool, Chelsea, Villa, Real Madrid, Beşiktaş, Kayserispor, Milan, Inter, Juventus hemen hemen her Avrupa takımı ve ligimizin de neredeyse tamamı yaz transfer coşkusu yaşattılar taraftarlarına. Bunlardan bir tanesi de Darren Bent. 24 milyon pound eder mi etmez mi tartışmaları ışığında çıktığı üç maçta attığı iki golle mesajını verdi.  Aston Villa'ya adım atar atmaz beni ilk etkileyen şey bir fantastik oyuncu oldu diyerek Pires'i işaret ediyor. Transfer dediğin böyle olur dedirtiyor. Bu hikayenin birde İtalyancası var. Giampaolo Pazzini. İtalya'da çok fazla göze batmayan ama golcülüğünden her zaman çekindiğiniz adamlar vardır. Vucinic, Di Natale, Quagliarella gibi. Pazzini de bu tip oyunculardan biri oldu her zaman. Atalanta, Fiorentina, Sampdoria derken 26 yaşında İtalya'da iş yapar biri haline geldi. 254 maç 83 gollük bu kariyeri ara transferde İnter'e imza atarak farklı bir boyuta taşıdı. Forma şansı bulur mu düşünceleri arasında çıktığı ilk maçta Palermo, Inter karşısında ikinci golü bulmuş skoru 0-2 yapmıştı. İşte o anda Pazzini çıktı sahneye 2 gol attı bir de penaltı yaptırdı. 3 puanı söktü Palermo'dan. 2009 yılından beri milli takım yüzü görmeyen Pazzini belki de İtalya'nın yeni golcüsü olmayacak ama transfer ve etkisi hikayesinin en güzel örneği oldu. 

Read more...

Fernando Torres'in gidişi

2007 sezonunda Liverpool'a katılmıştı Torres. Şimdilerde Agüero'da görülen potansiyel onda fazlasıyla vardı. Genç yaşta 249 resmi maç oynamış 91 gol atmıştı. Liverpool Torres'i 20 milyon pound'a transfer etmişti. Bugün Torres bir mavili. Rakam 50 milyon pound. Garip bir şekilde Premier ligde ilk golünü de Anfield Road'da Chelsea'ye kaydetmişti. Pazar günü ise Chelsea formasıyla ilk kez Liverpool'a karşı oynayacak. Torres Liverpool için çok şey ifade ediyordu. Muhteşem 3 sezonun ardından silik geçirdiği bu sezon da bile ona müsamaha gösterecek kredisi vardı. Anfield Road'ın sevilen çocuğuydu. Gidişi olay olurdu. Oldu da. Ancak bu gidişin sansasyonel tarafı gidilen yerin Barcelona, Real Madrid değil de 350 km uzaktaki Chelsea olması. 142 maç 81 gol bıraktı Torres arkasında. Liverpool'da kalsaydı yıllar sonra Gerrard, Carragher gibi bir efsane olabilirdi. Bunu Torres de çok iyi biliyordu. Ancak içinde yer aldığı 4 yılda kulübün ileri yerine geri gitmesi ve kupa kazanamaması Torres'i mavili yapan nedenlerden olsa gerek. Ada içinde en yüksek bonservis ücreti rekorunu eline alan Avrupa'nın en pahalı 6.futbolcusu olan Torres yeni rekorlarını Chelsea'de kıracaktır. Football Manager oyunlarında elinizdeki oyuncu gitmek isteyince basına bir haber düşer. Eğer oyunu Türkçe dil desteğiyle oynuyorsanız da şu mesajı alırsınız Torres transferini de özetleyen ''Oyuncu kupalar kazanmak gibi bir isteğinin olduğunu ve bunu da Liverpool'da başaramayacağını anladığı için ayrılmak istiyor''.. Öngörü değil sadece bir his diyor ki Chelsea'li Torres ilk golünü Liverpool'a atacak. Tabi Liverpool'lu taraftarlara göre Torres onlara golü çoktan attı. Fotomaçvari bir bitiriş yapalım; Torres KOP'tu... 

Read more...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP