Related Posts with Thumbnails

Gizli Planlar

29 Ocak 2011 Cumartesi

2003 yılında Pierre Van Hooijdonk gülümseyen yüzüyle imza atarken sonradan aslını çözüp QTM dediği (Quality Turkish Media) topluluğa poz veriyordu. Aziz Yıldırım kendisinden ve yönetimi altındaki kişilerden beklenmeyecek şekilde erken davrandı ve golcüsünü lig başlamadan transfer etti. Bu transfer Aziz Yıldırım'a ve tüm camiaya hatta Türkiye'ye bazı önemli mesajlar verdi. Stefan Kuntz, Hagi ve Hooijdonk gibi oyuncular belli bir olgunluğa ulaşmış lider oyunculardı ve takımlarına sadece goller, puanlar değil bir kimlik de kazandırmışlardı. Pierre Van Hooijdonk Fenerbahçe'nin genç kadrosunu arkasına alıp takımını şampiyon yaptı. Bir Fenerbahçe geleneğinde olduğu gibi haketmediği şekilde uğurlandı. Ligin uzun yıllarca abiliğini yapan bu üç İstanbul'lu ekip doğruyu görmüştü aslında ama bakmakla görmek arasındaki farkı görememişlerdi. Her üç takım da yanlış transfer yarışına girdiler. Bu üç takımdan Fenerbahçe ise kendine münasır özel bir transfer politikası geliştirdi. Son saniye basketi gibi transferler. Taraftar tüm transfer sezonu boyunca medyayı izler, takip eder. Duyumlara hislere inanır olur ama transfer gelmez. Transferler genelde son gün yapılır hatta son saatlerde. Xabi Alonso beklerken Josico'yu gören Poulsen derken Baroni'yle yetinen bu taraftar artık bunlara alıştı. Sene başında kadronun bariz olarak en zayıf halkası gözüken yer orta sahaydı. Geçen sene orta 4'lüsü 5 gol üreten takım sezona Selçuk, Baroni ve Emre ile başladı sonuç ortada. Transferin bitmesine 2 gün kala taraftar transfer olacağını öğreniyor. Yine son saniye transferi geliyor anlaşılan. Yada kadro yeterli görülür. CIA'yi aratmayan gizli planların başında takımın başkanı yer alıyor. Oysa üç İstanbul ekibinin diğer iki temsilcisi bu işi çözdüler ve takımlarına takviye yaptılar. Bugün Schuster'i kimse eleştiremez. Hagi'nin de kredisi hala var. Ancak Aykut Kocaman'ı eleştirmek ve göndermek en kolayı. Kolay olan şeyin perde arkası da çok açık. Gizli planlar... Galatasaray stadını yaptı, borçlarını küçülttü, tesislerini artırıyor. Beşiktaş kadrosunu fantastik hale getirdi, stadını yapıyor, açılımlara devam ediyor. Peki Fenerbahçe ? Hala Aziz Yıldırım'ın gizli planlarıyla sürükleniyor. Orta doğuda moda olan yönetime direniş yakın zamanda Kadıköy'de de görülürse şaşırmamak gerek. 

Read more...

Luis Fabiano

24 Ocak 2011 Pazartesi

İspanya'da gol deyince akla gelen ilk isimlerden birisi tespiti Fabiano için yanlış olmayacak bir tespit. Kaleyi görünce zehir akıtan bir yılan gibi olur Fabiano. 30.yaşını yaşayan Luis Fabiano için kariyerindeki dönüm noktası kesinlikle 2005 Sevilla transferi. Sevilla'yı her ne kadar arka arkaya aldığı iki UEFA kupası ile biliyor olsak da İspanya'da bir de La Liga şampiyonlukları vardır. Kanoute ile harika bir uyum sağlayan ve İspanya'nın hatta Avrupa'nın en uyumlu forvet ikilileri olan bu iki oyuncudan Fabiano Brezilyalı olması hasebiyle adını Dünya futbolunda daha da sık duyurdu. Konfederasyon kupası ve Dünya Kupası performansı unutulur gibi değildi. Sene başında sık sık transfere konu oldu adı. Tottenham halen onunla ilgilenen en ciddi taliplisi. Fabiano olduğu takım Sevilla ise bu sene tanınmaz halde. 29 puanla 7.sırada yer alan Sevilla bu hafta Luis Fabiano ile ayağa kalktı. Hat-trick yaptığı maçta Sevilla, Levante'yi 4-1 mağlup etti ve tabiri caizse nefes aldı. Bu hat-trick ile Fabiano La liga gol sayısını 70' e çıkardı. Bir diğer ilginç anekdot ise Fabiano'nun hat-trick'i ile alakalı. Fabiano bu yıl La Liga'da Messi ve C.Ronaldo'dan sonra hat-trick yapan 3.futbolcu oldu. Her ne kadar Barcelona ve R.Madrid yüzünden La Liga rekorlar kitabı sürekli güncellense de Luis Fabiano o kitaba adına yakışır kayıtlar bıraktı. Tabi bu ligde Luis Aragones'in de 160 golü olduğunu unutmamak gerek. 

Read more...

Ruud Van Nistelrooy & Real Madrid

18 Ocak 2011 Salı

Ruud Van Nistelrooy'u nasıl bilirsiniz ? 34 yaşında ve kariyerinde 350'ye yakın gol atan bu Hollandalı için kendini tutamayan bir spikerimiz Bay Gol demişti. PSV ile zirveye çıkıp, Manchester United ile adını Avrupanın zirvesine yazdırmıştı. Real Madrid forması ile de adını gönüllere yazdıran Ruud sakatlıktan kurtulamadığı son Real Madrid yılında Hollandalıları gönder kampanyası ile ayrıldı takımdan. Hamburg ile ilk çıktığı maçta da garip bir tesadüf bu satırları okuduğunuzda oynamış olduğu son maçında da gol attı. Atmaya devam ediyor. Sahada olduğu sürece gol atma geleneği onu golcü diye inleyen Real Madrid'in gündemine yeniden getirdi. Hamburg izin vermedi. Ancak Ruud ''Emir büyük yerden, Real Madrid'i kıramam'' dedi. Transfer olmadı ancak Dünyanın en iyi takımlarından birinin golcü ihtiyacı olduğunda 34 yaşındaki eski golcüsüne yönelmesinin nedeni açık. Ruud Van Nistelrooy 68 la liga maçında 46 gol 11 asist ile oynadı ayrıldı ve Almanya'ya şube açıp gollere devam ediyor. Golcü olmak böyle bir şey olsa gerek. 

Read more...

Darren Bent depremi

Şubat 1984 doğumlu Darren Bent'i ünlü yapan Tottenham transferidir. Tabi sanıldığı gibi orada oynadığı harika futbol ve golleri değil transfer ücretiydi. 25 milyon pound'luk transfer bedeli Darren Bent'i ezmedi ama ona fazla forma şansı da getirmedi. 2009 yılında 10 milyon pound'a Sunderland'e geçmeden bir kaç ay önce başladığı olumlu futbol ve goller onu Tottenham'da tutamasa da Sunderland'e getirdi. Sunderland premier lige son çıktığından bugüne hep iyi forvetlerle oynadı. Darren Bent de bunlardan biriydi. 58 maçlık kariyerine 32 gol sığdırdı. Sene başı transfer edilen A.Gyan da onun hızını kesemedi. Henüz üstünden 1 hafta bile geçmeyen bir dedikodu ise Owen'ın Sunderland'e transfer olma ihtimaliydi. Bu dedikodu gündeme geldiğinde aklıma düşen Sunderland'in forvet hattı oldu. Elbette Stuve Bruce genellikle tek forvet oynuyor ve ilk tercihi Bent oluyordu ancak Darren Bent'in kulübe yazdığı bir mektup rüzgarın yönünü değiştirdi. Bent ayrılmak istiyordu. Tevez ile başlayan ayrılık mektupları İngiltere'de yeni moda olabilir. Stuve Bruce Nedenini bilmiyorum ama gitmek istiyorsa engel olmayız dedi. İşin rengi ise bugün belli oldu. Göreve geldiğinden beri bir şeyleri değiştirmeyi kafasına koyan Aston Villa menajeri Gerard Houllier 24 milyon pound'u gözden çıkarmış ve Darren Bent'i istiyor. Bu transfer sonucunda Darren Bent'in 2,5 yıldaki transfer maliyeti 58 milyon pound'u bulacak. Fenerbahçe'nin ancak Fotomaç üzerinden ilgilendiği Makoun'u transfer eden Villa bu kez de hücum hattına nokta transfer yapma peşinde. Heskey, Carew biraz da mecburiyetten A.Young ve Agbanlahor gol yükünü tek başına çekecek formda değiller. Darren Bent gibi gol ortalamasını belli bir istikrara oturtmuş bir golcü şarttı. Aston Villa kadroya akıllı hamleler yapıyor. Liverpool'un bile yapamadığı çok akıllı hamleler.

Read more...

Gerçek Zaytung haberleri

Zaytung sitesinin haberlerini bilirsiniz. Bir gün manşetten Rafa Benitez derki ''Yorulan defansa geçecek'' haberini okursunuz. Ertesi gün Real Madrid başkanının ağzından ''İbrahim Üzülmez ile ilgilenmiyoruz '' haberini okursunuz. Bazı haberler de var ki bu fantastik haberlerin gerçek olduğuna inanmak zor gelir Zaytung haberi sanabilirsiniz. ilgili haber inanmanın zor geldiği bir başka gerçek olan Barcelona hakkında. İddia artık Barcelona'nın maçlarına özel uygulama yapacak. Barcelona kazanır diyenler artık kuponlarına 3 maç daha yazmak zorunda. 1973-74 sezonunda kırdığı 27 maçlık yenilmeme rekorunu kıran Barcelona'nın maçlarını kazanacağını bilmek artık tahminden sayılmıyor ki anlaşılan Barcelona'lı kuponlar en az 4 maçtan oluşacak kuralı getiriliyor. Barcelona bu hızla devam ederse, FIFA Barcelona maçlarında 2 top kullanacak diye bir haber çıksa da garipsemeyeceğiz.

Read more...

Batuhan masum mu ?

17 Ocak 2011 Pazartesi

Antipatik olmak bir futbolcu için en kolay yoldur. Tüm kesimlerin sevgisini kazanan futbolcu olmak ise bu işin belki de en zor kısmıdır. Bazı çok büyük futbolcuların antipatikliği hırçınlığından kaynaklanır ki bir yere kadar kabul görür. Gascoigne'in yaptıkları onun büyük bir futbolcu olmasından ötürü kamuoyu nazarında dengelendi. Rijkaard, Völler'e tükürdüğünde iki ünlü ve büyük oyuncu arasında geçen bir hadise olarak tarihe geçti bu olay. Tümer Metin büyük futbolcuydu bu yüzden transferi öncesi ve sonrasında her iki takım için istenmeyen durumlarda oldu buna rağmen her iki taraftan da seveni de oldu. Dünya kupalarında Ortega, Van Der Sar'a kafa atacak kadar agresifleşti, Zidane adam çiğneyecek kadar gerildi ve bir başka kupada rakibe kafa atıp ihraç olacak kadar kendini kaybetti ancak bunların hiçbirisi o oyuncuların büyüklüğüne leke sürmedi. Çünkü onlar bu zayıflıklarından önce futbolseverlere bir çok şeyi ispatlamışlardı. İngilizlerin güzel bir tabiri var ''overrated'' diye. Hani bir adama olduğundan fazla değer verip göklere çıkartırsan o adama overrated diyorlar. Bu tabir Türkçe'de tam olarak Batuhan Karadeniz'e denk geliyor. 1991 doğumlu arkadaşımız İçerenköy idman yurdu takımında futbola başlıyor. Babasının eski bir Beşiktaş kalecisi (Orhan Karadeniz) olmasının payı var mı tartışılır tabi Beşiktaş seçmelerini kazanıyor. Mustafa Denizli onun ara sıra da olsa A takıma çıkmasına engel olan ilk hoca oluyor bu sebepten mi bilinmez, henüz tam olarak yalanlanamayan bir '' Sen görürsün'' çıkışı vardır Mustafa Denizli'ye. Eskişehirspor'da kiralık oynadığı dönemde içkili araç kullanmaktan ceza yediği de söylenir dillenir. Batuhan Karadeniz ismi son kez bir dava açma talebinde geçti. Kasımpaşaspor-Eskişehirspor maçında sakatlanan Kasımpaşasporlu Merthan, Batuhan Karadeniz'in kendisini kasti sakatladığını öne sürerek maddi - manevi tazminat davası açmak niyetinde. 3 aylık bir sakatlık sıkıntısı yaşayan Merthan 'Geri geri geliyordu bende elimle ittim sonra tarak kemiğime bastı kasti olarak' diyor. Bir kaç gün önce elini sportmence uzatan Raul ile tokalaştıktan sonra kendince muziplik olarak görse gerek elini tiksinerek şortuna silen adam Batuhan'ın bu sakatlık meselesinde masum olduğunu düşünmek için ermiş olmaya gerek yok. Tüm bu cürümlerin sahibi adamın futbolculuktaki kariyeri ise 14 gol. 4 yılda Bursaspor kalecisi Ivankov ile paralel giden gol sayısı tüm potansiyelini de öldürmüş durumda.


Read more...

Şımarık Babel

12 Ocak 2011 Çarşamba

Premier ligde bir Colin Kazım arıyorsanız fazla zahmete gerek yok Babel ben burdayım diyor. Daha önce yedek kulübesinde cep telefonundan twiter'a mesajlar attığı için eleştirilen Babel'in başı yine twitter ile dertte. 1-0 kaybettikleri Manchester United maçı sonrası hakem Howard Webb'e tepki veren ve bu tepkisini yukarıdaki fotoğrafla dile getiren Babel'e İngiltere federasyonundan ceza gelmesine kesin gözüyle bakılıyor. Babel fotoğrafı silip özür diledi ancak bu konular kolay kapanmıyor. Profesyonel futbolcular derneğinden de Babel'e destek var ancak Liverpool yönetimi ne yapar meçhul. Zira son yıllarda Liverpool'da ıslıklanan tek teknik adam Hodgson hakkındaki eylem planları bile meçhul. 

Read more...

Ayrılık sinyali

Futbolu bıraktıktan sonra kitap yazsa best-seller olacak oyunculardan biridir Ryan Giggs. 600 resmi maç, 11 Premier lig şampiyonluğu, 4 FA Cup, 4 Lig kupası, 8 Community Shield, 2 Şampiyonlar ligi kupası, UEFA kupası süper kupa gibi dehşet verici bir kariyer. Yeni yılın girmesiyle 38 yaşına giren Giggs ilk kez ayrılık sinyali verdi. ''Futbolu bıraktığımda Liverpool gibi büyük maçları özleyeceğim' diyen Giggs'in ayrılık sinyali de bu olsa gerek. Teknik direktörünün transferi için evine kadar gittiği oyuncu 38 yaşında ve hala bırakmadım ama bırakırsam özlerim diyebiliyor. Böyle sembol oyuncular kolay kolay yetişmiyor, tabi yetiştiren de kıymetini biliyor. Ülkemizde forma giyen bir sembol oyuncu da bugün ayrılık sinyali verdi. Alex De Souza 32 yaşında ve Kocaman-Yıldırım koalisyonu ona şu açıklamaları yaptırdı; 'Devam etmek isterim ama Fenerbahçe yönetimi 2 aydır bana haber vermedi, artık teklifleri dinlemeye hazırım. Ben gittiği yere kadar gitsin diyen biri değilim.' Bir yanda vefayı sonuna kadar hisseden bir sembol oyuncu, diğer yanda vefayı kendi internet sitesinde arayan bir sembol oyuncu... Bu durum bile Avrupa futbolu denen şey ile aramızdaki farkı gösteriyor.

Read more...

Kazım transferi

10 Ocak 2011 Pazartesi

Atasözleri bizlere eskileri hatırlatır ya hani bu güzel sözlerin bir diğer özelliği de taşı gediğine koymasıdır. ''Ağzımıza bal çalmak'' da Galatasaray'ın Kazım transferinde taşı gediğine koyarken bize eskileri hatırlatan atasözü. Nedir o eskiler Revivo ve Baliç en yakın örnekler. Bu örnekleri çürüten tek fark Servet ki onun da mevcut halde ne durumda olduğu belli. Yeni bir sayfa açmak bu iki takım arasındaki transferlerde çok başarılı olamadı bir-iki istisna dışında. Kazım transferiyle Galatasaray kulübe bir zaman ayarlı bombayı monte etti. Ne zaman patlayacağı belirsiz olan bir bomba. Fenerbahçe'de geçirdiği yıllarda parlak bir kariyer yok sadece kullanamadığı potansiyel vardı. Fenerbahçe'nin ahlaksızlık yaptıgı için gönderdiği oyuncunun aynı gün Galatasaray' a imza atması başta da belirttiğim gibi ''Ağza bal çalmak'' dan başka bir şey değildir. Galatasaray yönetiminin en etkili transferi konumunda olan Kazım için taraftar da ikiye bölündü. Kazım yerine Semih Şentürk geçmiş olsaydı bu tespitler belki havada kalırdı. Kazım ise özel hayatı nedeniyle hem oynamayan hem takımın ahengini bozan adam rolünde. Galatasaray yönetimi takıma değil taraftara katkı yapan bir transfer yaptı. Bu katkı da kısır bir döngüden başka bir şey değil. 'Ya Kazım Fenerbahçe'yi yıkarsa' bu kısır döngünün 2011 versiyonu. Galatasaray taraftarının en hassas noktası olan Fenerbahçe ile onları vurmak bile Galatasaray yönetiminin hangi yolda olduğunun en güzel kanıtı. Bu yazıyı okuyan her iki takım taraftarı da 'Ya Kazım Fenerbahçe'yi yıkarsa' düşüncesini aklına getirdiyse bu Galatasaray yönetiminin hedefine ulaştığının göstergesidir.

Read more...

Premier ligde teknik direktör olmak

4 Ocak 2011 Salı

Garip bir ligdir Premier lig bir yanından bakarsınız Arsene Wenger, Alex Ferguson gibi yıllarca aynı ligde aynı takımda kendilerini defalarca ispatlayanlar diğer yanda bizim ligdekiler gibi olmasa da gezen teknik direktörler. Yıllarca aynı takımda kalanlardan biri de Rafa Benitez'di. Peşinen belirtmekte fayda var. Bu adamın taktik bilgisi ve rotasayon bilgisi çok üst düzeydir. Her teknik direktörde biraz olan Benitez'de biraz fazla olan bir duygu yüzünden başarısız olarak ayrıldı premier ligden. O duygunun adı ihtiras. Geçen yıl hatta sene başında önüne gelene 7-8 atan Chelsea son 8 maçtan sadece 1 puan çıkardı. Geçen yıl 7 attıkları A.Villa son dakika şoku yaşattı. Hodgson Liverpool'u amiyane tabirle kepaze etti. Bazen iyi adam olmanız ve büyük düşünmeniz yetmiyor başarı eylem istiyor. Hodgson neredeyse aynı kadro ile mucize aradı olmadı. Olmaz da. Liverpool şehrinin nüfusu yaklaşık 1 milyon ve bu 1 milyon insanın çok iyi bildiği bir şey var. Liverpool, Torres ve Gerrard'a endeksli bir takım. Hodgson bunu değiştirmek yerine biraz Aykut Kocaman'lık oynadı. Bir elbise düşünün ve herkes bu elbisede büyük bir sökük görüyor. Terzi ise bu söküğü yamamak / dikmek yerine elbiseye şekil veriyor. Liverpool/Fenerbahçe, Aykut Kocaman/Hodgson benzerliği burada yatıyor. Hodgson'ın kredisi kalmadı bugün yarın gider diyorlar. Ancelotti ise; Abramovich başarısız sonuçları sevmez geleceğimi bilmiyorum diyor. İtalya'da aynı kadro ile istikrarlı başarısızlığı ona ders olmalıydı. Ancak kadro zaafiyetini göremedi. 4 yıldır takımdan kovmaya çalışılan Ferrara her derde deva adam oluverdi bir anda. Ferguson ve Mancini kazanan tarafta. Bu yıl premier ligde doğruları yapan tek adam Mancini olarak gözüküyor. Wenger ise bildiğimiz gibi. Tüm muazzam özelliklerinin yanında transfer yapmama inadı yüzünden bir ileri iki geri. Sözün özü çok ileride gördüğümüz bu ligde de teknik direktörlerin kaderi çok farklı değil. Mesele mantalitede. Mantalitesi sağlam olanlar kazanan tarafda. Bir yanda istikrara ve oyuncularına güvenen bir adam, diğer yanda şımarık zengin çocuğunu uslandıran adam.. İşte zirvedeki iki kazananın hikayesi. 

Read more...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP