Related Posts with Thumbnails

Boka !

30 Aralık 2010 Perşembe



Yeri gelmişken hatırlamakta fayda var....

Read more...

Ne kavgam bitti ne sevdam

29 Aralık 2010 Çarşamba

Manchester United sizi kulüp olarak rahatsız edecek bir çok özelliğe sahiptir. Mesela küme düşmeleri, resmi şikeleri, hakemlere ve federasyona en çok saldıran kulüp olmaları bir yana kadrolarına bakıp sonra da puan durumuna bakınca 2 maçları eksik olmasına rağmen namağlup liderliklerini görmek bile sizi rahatsız edebilir. Ferguson iki hafta önce Chelsea için; Bizim kadromuz yeterince derin ancak Chelsea için aynısı geçerli değil demişti. Haksız da sayılmaz. Chelsea'nin kan kaybetmesinde kadro zaafiyeti uzak ara etkili sebep. Geçen yıl 1 puan farkla kazandıkları şampiyonluk Chelsea için bir uyarıydı. Önemli isimler en iyi dönemlerini yaşamış kadro zaafiyetini unutturmuştu. Bosingwa, Carvalho, Deco, Ballack, Joe Cole gibi oyuncular muhtelif sebeplerle yeni Chelsea'de yoklar ve yerleri fena halde boş. Bu kısa değerlendirmeyi bir kenara bırakalım şimdilik. Girişte United'ın itici yanlarına değinmiştim. Bu takımı tutkulu şekilde sevmeniz için de geçerli sebepler var. George Best, Eric Cantona, Ryan Giggs, Alex Ferguson gibi ama en önemlisi sadık taraftarı gibi. Geçen yıl Glazer'ları öyle sert protesto ettiler ki zaman zaman sahada oynanan futbol ve skor onlar için 2.plana düştü. Garry Neville; Taraftarımızın tepkisine saygı duyuyor ve katılıyorum ancak ölçüsü kaçan protestolor nedeniyle çoğu maçta oyundan düştük ve puan kaybettik diyor. Kim bilir belki de berabere kalınan bir maçta alınacak galibiyet onlara şampiyonluğu getirecekti. Bu yıl United lider ve taraftarları motive edecek bir durum daha var. Artık tabelada hemen arkalarında ezeli rakip City var. Ancak onlar yine Anti-Glazer diyor. Şu an bile konuştukları en önemli şey yeni tişörtlerinin ne kadar güzel olduğu. Tepkilerine saygı duyan ve destekleyenlerin tarafındaysanız 9,99 € vererek bu tişörte sahip olabilirsiniz. 

Read more...

Ya Tevez giderse ?

25 Aralık 2010 Cumartesi

















Günlerdir tüm Avrupa futbol gündeminin ilk maddelerinden Tevez gidecek mi? sorusu. Tevez'in isteği Şampiyonlar liginde takımını üst turlara çıkarmaktı tüm yıl kendini buna hazırladı diyor menajeri. Her ne kadar Mancini ile geçen yıla göre daha da iyi olsalar da Şampiyonlar liginin gediklisi olacak bir görüntüleri yok. Bana verilen sözler var ve tamir edilemeyecek kalp kırgınlıkları var artık City'de durmam demişti Tevez. City yönetimi kapı gibi sözleşmen var dedi kibarca Mancini devreye girdi olay şimdilik tatlıya bağlandı gibi. Ancak Tevez kalsa da gitse de değişmeyecek tek şey 'Büyük Manchester City' projesi.  Her City'linin gönlünde yukarıdaki kadro yatıyor. Yönetici, taraftar farketmiyor onların tek isteği 'Büyük Manchester City' projesini gerçekleştirmek. Bu yüzdendir ki takım 2-3 yıldır büyük Manchester City çöplüğüne dönüştü. Yukarıdaki kadroda kimler mi var. Pirlo, Xavi, Iniesta, Ronaldo, Messi, Mesut Özil, Torres, Pato, Hamsik, Buffon,Gerrard, Robben, Forlan, Ribery, Ljungberg, Fabiano, Drogba, İbrahimovic ve bir çok sürpriz sanatçı. 

Read more...

Ferguson & Beckham

Alex Ferguson ve David Beckham Manchester United tarihi kitabına katkı yapan isimler. Manchester United efsanesi denen bir şey varsa bu iki ismi dışarıda bırakamazsınız. Söz konusu olan Ferguson ve Beckham olunca 22.04.2003 tarihinde Real Madrid ile Old Trafford'da oynanan Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final rövanş maçı asla unutulmaz. İlk ayağı Santiago Barnebau'da 3-1 kaybedilen maç öncesi United camia olarak birleşmişti. Ancak maç öncesi Ferguson ve Beckham arasında yaşanan tartışma hatta Beckham'ın Ferguson'a kramponlarını fırlattığı iddiası takımın motivasyonunu bozmuş, Ferguson da sağ açıkta Beckham yerine W.Brown ile başlamıştı. Bize Ronaldo'nun ne kadar büyük bir golcü olduğunu da ispatlayan o maçın son bölümünde oyuna giren Beckham 2 gol ile takımını ateşlemişti. O sezon sonu Beckham takımdan ayrılıp Real Madrid'in yolunu tutmuştu. Sonrası malum, artık Amerika'da. Son iki sezondur Amerika'da futbol sezonundaki takvim farklılığı nedeniyle Arsenal ile antrenmanlara çıkar, fırsat buldukça Milan'da oynar Beckham. 35 yaşında ve hala milli takım ümidi var. İngiltere'nin mevcut kadrosuna bakınca haksız da sayılmaz. Amerika'da yine ligin ilk yarısı bitti ve Beckham formda kalmak için Avrupa'da oynamak istiyor. İngiltere'de Manchester United'dan başka takımda oynamam diyen Beckham için Arsene Wenger; Elbette onun gibi bir oyuncuyu transfer etmek isterim ancak o bölgede bir oyuncuya ihtiyacımız yok cevabını veriyor. Ferguson ise 35 yaşında bir oyuncuyu kadroya katmanın doğru olmadığından dem vuruyor. Oysa Ferguson L.Blanc'ı Old Trafford'a getirdiğinde Blanc 35 yaşındaydı. Larsson 35, kaleci Andy Goram 36 yaşında Ferguson tarafından United'a transfer edilen diğer oyuncular. Ferguson'a göre tek dezavantaj Beckham'ın yaşı. Demek ki 2003 yılında ortaya atılan iddialar gerçeğin ta kendisiymiş dedirten bir detay. 


O unutulmaz maçı hatırlamak isteyenler için link burada.
Real Madrid'in 3-1 kazandığı Figo'nun harika bir gol attığı maç ise burada

Read more...

Kendini bilmek

24 Aralık 2010 Cuma

Arsene Wenger naif adamdır. Ekonomistliği de vardır. İngiltere'nin en güzel renklerindendir. Menajerlik oyunlarında bile zor sabrettiğiniz çocukları adam eder, Fabregas yapar. Arsenal deyince akla ilk o gelir. Takımın önüne geçen hocalardan biridir nazarımda. Premier ligde şansı çok yaver gitmez ancak premier ligde en güzel futbol oynama deyince aslan payı onundur. Malum Chelsea tökezleyince İngiltere'de zirve karıştı. United lider olunca adettir bir-iki futbolcusu sağa sola laf atar. Bu seferki ucuz kahraman Nani olmuş ve şampiyonlukta bizi zorlarsa Chelsea zorlar demiş. Tabelaya bakınca 2.sırada iyi bir yıl geçiren Arsenal'e biraz haksızlık yaptığı aşikar. Bunu Wenger kendine yakışır şekilde yorumlamış. ''Bugüne kadar 1600 maça çıktım ama şahsen kimin şampiyon olacağını bilmiyorum. Eğer Nani bunu biliyorsa benden 1600 kez daha akıllıdır''. Bu güzel cevabın üstüne ''kendini bil kendini sen kendini bilmezsen bildirirler haddini'' demek düşer ancak en güzelini Yunus Emre söylemiş;

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır

Read more...

Bojan ve Barcelona

21 Aralık 2010 Salı

Son günlerde tüm Dünya gözlerini adeta dikmiş Barcelona'yı izliyor. Barcelona cephesinden de her gün bir açıklama geliyor. Guardiola, Xavi, Iniesta, Villa açıklamalarında hiç bu seviyeye çıkmadıklarını ve çok farklı bir seviyede futbol oynadıklarını söylüyor. Örneğin Xavi 13 yıldır bu takımda ve ''İlk defa böyleyiz'' diyor. Futbolun kadro derinliğinden çok kadrodaki oyunculara verilen değerden ibaret olduğuna güzel bir örnektir Barça. Bir çırpıda sayacağınız Busquets, Bojan gibi oyuncuları Türkiye'de belki de hiç bir büyük takım taraftarı takımına yakıştırmaz. Ancak her hafta merakla izlenen Barça'da onların da büyük emekleri var. O emek verenlerden biri de Bojan Krkic. 20 yaşında ve Barcelona ile 5 yıllık sözleşme imzaladı. 2015'e kadar Barça'da. İspanya'da adettir bir de serbest kalma maddesi eklenir ya sözleşmelere, Bojan için bu bedel 100 milyon euro olarak belirlenmiş. Ronaldinho'nun dünyadaki tüm futbolseverlerin cep telefonlarına gönderdiği fantastik hareketler videolarının ayyuka çıktığı dönemlerde Messi, Dos Santos ve Krkic çıkmıştı piyasaya. Messi, Ronaldinho'yu sildi. Bojan da Dos Santos'u sildi. Santos kaybolup gitti, yolu buralara kadar düştü. Bojan ise kazananlardan. Kim bilir belki de Bojan gibi oyunculara sahip çıkan ve değer katan Barcelona asıl kazanan.

Read more...

Yunus Yıldırım çalıyor !

19 Aralık 2010 Pazar

Eğer Türkiye liglerinde zirveye oynayan takımlardan birinin taraftarıysanız, Yunus Yıldırım'ın yönettiği/yöneteceği bir maçtan önce yada sonra mutlaka bu cümle aklınıza düşer. Yunus Yıldırım Türkiye liglerinde ilk kez bir Diyarbakırspor-Fenerbahçe maçında tanınmıştı. Takdir toplamış Ege bölgesi hakemleri sıralamasında üstlere çıkmıştı. Lakin köprünün altından çok sular aktı ve Yunus Yıldırım insanları çileden çıkartan bir hakem oluverdi. Dün oynanan Fenerbahçe-Sivasspor özelinde değerlendirelim konuyu. Yunus Yıldırım verdiği ve vermediği kararlar ile sahada yer alan 22 futbolcuyu en az 2 kere çileden çıkartmayı başardı. Soğukkanlılığıyla tanınan Alex De Souza bile çileden çıkıp rakibine fiziksel müdahelede bulundu. Saha kenarında Rıza Çalımbay ve Aykut Kocaman da çoğu kez hakemi anlayamadı. Tribünleri çileden çıkardı.  Maç başına 30 faul çalıyor ama yönettiği son 98 maçta 2 penaltı çalıyor bu durumu anlayamıyorum. Ceza sahası dışındaki faul uygulaması ile ceza sahası içindeki aynı değil. Üstelik bu hakem köşe gönderlerindeki önemsiz bir atışın yeri için kıyamet koparan bir hakem diyen Uğur Meleke'yi de çileden çıkardı. Spor yazarlarının ortak noktası şu : Yunus Yıldırım çalmıyor !  Hayır Yunus Yıldırım çalıyor. Rakibine yumruk atan Mehmet Topuz'a kırmızı kart vermeyerek üstelik olayda arabulucu görevi üstlenecek kadar yakın iken çaldı. Fenerbahçe'nin penaltılarına devam derken çaldı. Ceza sahası dışında faul olarak yorumladığı pozisyonların daha serti ceza sahası içinde olunca devam diyerek çaldı. Volkan Demirel'in kendi cezasahasının hemen dışında kullandığı bir faul için 30 metre depar atıp  ''Topu 15 cm daha geriye koy öyle başlat'' diyerek çaldı. Gökay İravul'a atılan kasti tekmeyi yorumlarken çaldı. Bu maçı 3-4 sarı kart ile kapatarak çaldı. Bundan sonra çıkacağı herhangi bir maçta da çalacak ! Bu maç şampiyonu yada küme düşmeyi belirleyen bir maç olsa ne olacaktı ? Yunus Yıldırım Türk futboluna bir hakem olarak nasıl ve ne şekilde hizmet ediyor. Sahada mücadele eden insanların emeğini çalarak mı? Kimse Yunus Yıldırım çalmıyor demesin. Yunus Yıldırım çalıyor hemde renk ayırmadan çalıyor... 

Read more...

Javier Pastore ne kadar iyi ?

16 Aralık 2010 Perşembe

Football Manager oyunu futbolu seven önemli bir çoğunluğun favori oyunudur. Oyundaki güzelliklerden birisi şudur. İlgilendiğiniz genç ve başarılı oyuncunun profilinde en az 5 Avrupa takımının ilgisini görürsünüz. Hoş teklif de yapmazlar çoğu kez ya insanı üzerler. Pastore'nin kariyeri de buna benzemekte. Pastore Palermo'ya imza atmadan önce profilinde ilgilenen takımlar Manchester United, Porto, Milan ve Chelsea olarak gözüküyordu. Palermo'ya sadece 8 milyon euro'ya imza atan genç Arjantinli 21 yaşında ve İtalya'da bir hat-trick'i de var. Pastore'nin kariyerine baktığımızda Palermo'da ikinci yarı sahaya sürülen bir oyuncu olduğunu görüyoruz. Dünya Kupasında da bulduğu, bu küçük şansları iyi değerlendirdi. Bu topraklardan birine benzetecek olsam aklıma düşen ilk adam iyi bir Yusuf Şimşek olurdu. Pastore'nin Yusuf'tan fazlası daha hareketli olması. Biraz parlayan ve tanınan futbolcuların büyük konuşması adettir. Pastore bu konuda iyi bir eğitim aldığını gösteriyor. Arjantinli olması ve kadife ayaklara sahip olmasından mütevellit çokça ''Messi'' sorusu ile karşılaşan Javier Pastore bu konuda görüşünü kendisine yakışır şekilde yapıp gönüllerde taht kuruyor. ''Messi'den iyiyim. Ama sadece PlayStation'da... ''


Read more...

Barcelona'nın rekorları

13 Aralık 2010 Pazartesi

2005-2006 sezonu Şampiyonlar ligi finali belki de bugünkü Barcelona'nın atasıydı. En iyi zamanında Ronaldinho, Campbell'ın sıkı markajında kaybolmuş, oyuna sonradan giren Juliano Belletti maçı çeviren isim olmuştu. Bu sezon izlediğimiz Barcelona'nın oyun ve sistem olarak nerelere geleceği aslında o günlerden belliydi. Bir bakıma Ertem Şener'in 'Belletti, golü atacağını belli etti' vecizesi gibi. Barcelona bugün ortaya koyduğu oyun ve sistemin en olgun dönemindeydi. Kangren olan organları kesip yollarına devam ettikten sonra takım içi ilişkiler aile ortamına benzedi adeta. Bugün her Barcelona maçından sonra rekorlar kitabında yeni bir sayfa açılıyor. Bu başarının arkasındaki en önemli güç 'takım olma olgusu' şüphesiz. Barcelona bugün R.Sociedad'ı konuk etti ve maçı 5-0 kazandı. Barcelona bugün R.Sociedad karşısında tam 938 pas yaptı ve La Liga rekoru kırdı. Messi'nin günlüğü de doluydu bugün. Günü iki golle kapattı. Attığı ikinci gol ise şaşırtıcıydı. Tüm altıpası paralel şekilde geçip topu köşeye bırakması sonucu atılan bu gol bilgisayar ortamında simüle edilse amatör yapay zekaya karşı oynuyor hissi verdirirdi. Golü attığında bilanço 4 rakip defans 1 kaleciydi. Messi bu akşamki golleriyle 2010 yılındaki gol sayısını 41'e çıkardı. Barcelona kariyerindeki gol sayısı 154 oldu. Son 71 resmi maçta ise 70.golü. 
Not : Messi 23 yaşında ! 

Read more...

Para, Şike işte FIFA !

10 Aralık 2010 Cuma


İngilizler bazen yenilgiyi kabul edemezler.. Tevekkeli değil ''Bir işe Türkler gibi başlayıp, İngilizler gibi tamamlayacaksın'' demeleri. 

Read more...

Ajax ve dejavu

9 Aralık 2010 Perşembe

Futbolda başarının tek karşılığı kupa kazanmak değildir. Liverpool, Arsenal gibi takımlar uzun yıllardır başarı yakalayamıyor ama her zaman başarılı ve elit kulüp listelerinde zirveleri zorluyorlar. Bu takımların bu konudaki sırrı oynadıkları futbol ve taraftar gücü olsa da asıl nedeni geçmişteki başarıları. Geçmişi parlak son yılları karanlık olan kulüplerden birisi de Ajax. 1900'de kurulan Ajax 95 yılda; 25 Hollanda şampiyonluğu, 4 Şampiyonlar Ligi, 12 Holanda kupası, 2 kıtalararası şampiyonluk, 1 UEFA kupası, 1 Kupa galipleri kupası, 2 süper kupa kazanıyor. Bu görkemli başarıların arkasındaki isimler ise tartışmasız saygı duyulacak futbol yıldızları. Geçmişten günümüze bu kulüpten Cruyff, Van Basten, Rijkaard, Seedorf, De Boer kardeşler, Overmars, Van Der Sar, Kluivert, Bergkamp, Zlatan gibi yıldızlar ve niceleri gelip geçmiştir.  Ajax periyodik olarak önce bu kuşağı kaybetti ardında da bu başarıları. En son Avrupa zaferini 1995 yılında yaşadılar. Hollanda'da aldıkları son şampiyonluğun üstünden 6 yıl geçti. Herşeye rağmen Avrupa kupaları nazarında etkili istatistikleri halen onları hatırlatıyor. Ajax bu gece San Siro'da Milan'ı 0-2 yendi. Bu galibiyete dejavu diyebiliriz, çünkü  Ajax İtalya'da en son galip geldiğinde yıl 1994, rakip yine Milan skor ise yine 0-2'ydi. Bu küçük istatistik bile Ajax'ın son 15 yılda nereden nereye geldiğini gösteriyor.

Read more...

El Clasico sonucu : Bir devir sona erdi !

7 Aralık 2010 Salı

Çok değil daha 10-15 yıl önce oyunun herhangi bir nedende dolayı durduğunda sahaya atlayan foto muhabirlerini, spikerleri görürdük. Maç içerisinde hakemlere mikrofon tutanlar, taç atan oyuncuya mikrofon uzatanlar vardı. Bu oldukça garip günleri geride bıraktık ve günümüz futboluna geldik. Bir devir kapanmıştı. O dönemlerden bize kalan bu olaylar kadar Dünya kupalarının ve kulüp takımlarının unutulmaz yıldızlarıydı. 29 Kasım Pazartesi oynanan El Clasico da girişte bahsi geçen durum gibi bir devri sona erdirdi. 29 Kasım El Clasico'su dünyada defansif orta saha mesleğinin bittiği gündür. Artık bu yeni dönemde lider Xavi önderliğinde Iniesta, Fabregas, Gerrard gibi adamların arkasında sağında çapa görevi görecek bir oyuncu ihtiyacı ortadan kalkmıştır. Bu dönemde Mert Aydın'ın ''Herhangi bir Anadolu takımında bile oynatmazlar'' (dilinden anlamazlar manasında) dediği Sergio Busquets bile aranan adamdır. Lassana Diarra, M.Diarra gibi tek işi defans yapmak olan adamlar artık orta sahaları işgal etmeyecektir. Bu yeni çağda ne kadar Essien isen o kadar iyi olacaksın. El Clasico bizlere topa sahip olmanın, onu efektif kullanmanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Orta sahasını yeni çağa göre kuran Barcelona topa sahip olan, oyunun iki yönünü de oynayabilen, mükemmel bir merkez tarafından komuta edilen bir takım görüntüsündeyken, Orta saha diye baktığımızda kadrosunda çapalar yer alan Real Madrid çaresizce rakibini izledi. Yıllardır özlenen Makalele yerine artık onlar da yeni çağ futboluna ayak uydurup efektif orta saha oyuncularına döneceklerdir. Mascherano'nun kadroya girememesinin de başka nedeni olmasa gerek. Öngörüm şudur ki: Yakın gelecekte bu tip oyuncular dünyanın en değerli oyuncusu olacaklardır. El Clasico gibi bir maçta 110 pas yaparak La Liga rekoru kırmak, aldığı her topu efektif kullanmak gibi özellikleri olan Xavi: ''Futbol topu bildiğim tüm oyunculardan daha hızlı'' diyor ve akıllara ünlü futbol filmi GOAL'ü getiriyor. Santiago Nunez, hızlı ve spektaküler denen bir oyuncu potansiyelidir. Arsene Wenger tadında bir hocası onu yanına alır. Bulundukları yer orta saha çizgisinin dibindeki taç çizgisidir. Hocası topu alır karşı kaleye vurur ve koş der. Bu hareketi 3-4 kez denerler. Nunez hiçbirinde topa yetişemez ve ne yapması gerektiğini anlar. Bir devrin sona erdiği dünya futbolunda artık Xavier Hernandez'in tartışmasız dünyanın en iyisi olduğu bu yeni dönemin kurallarını da yine Xavier Hernandez yazmaktadır. Futbolda bir devir sona ermiştir. Yeni dönemde oynatmayan, değil oynayan, göze hoş gelen pas bağlantıları, hız, tempo ve güzel futbol var. Umarım Türkiye olarak bu yeni dönemin en çalışkan öğrencisi oluruz. 

Read more...

Forma aşkı ve para

1 Aralık 2010 Çarşamba

Dünya üzerinde futbol aşkı olan her taraftar desteklediği takımının forma aşkı için oynayan oyunculardan kurulu olmasını ister. Barcelona'yı Barcelona yapan hayranlıkla izleten unsurlardan birisi de oyuncu kadrosunun formaya ve takıma olan saygısıdır. Kariyerinin başında 10 yıllık kupa kazanan oyuncuların daha fazla para kazanmak için oynamadığı, savaşmadığı aşikar. Para futbolda söz sahibi olmaya başladığından bu yana hatta büyük patron olduğundan bu yana futbol takımlarının kadroları taraftar gözünde ikiye ayrılır. Para için oynayanlar, takım için oynayanlar. Paranın forma aşkını bitirdiğini düşünüyorsanız yalnız değilsiniz. Carlos Tevez de sizinle aynı fikirde. Hatta bu duruma o kadar içerlemiş ki futbolu bırakmayı düşündüğünü de ifade ediyor.  ''Daha fazla futbol oynamak istemiyorum. Futboldan da futboldaki insanlardan da bıktım. Ciddiyim, futbol artık sadece para için oynanıyor ve bu benim hoşuma gitmiyor. Etrafta çok genç futbolculara menajerlik yapan birçok kişi var. Bu genç oyuncuların şampiyonluklar kazanmakla ilgilenmemeleri berbat bir şey. Sadece parayı istiyorlar'' Futbol piyasasında çok sayıda ''eğitimsiz kötü adam'' var. Bugünlerde futbol piyasası kötü adamlarla dolu ve onlarla mücadele etmeniz gerekiyor. Ben bundan da bıktım. Avrupa'da 3-4 yıl daha oynar sonra giderim'' ''Bugünkü genç futbolcuların hiç eğitimi yok, bu yüzden onları dinlemek istemiyorum. Boca Juniors'da oynarken Martin Palermo ya da Juan Roman Riquelme konuştuğunda onları dinlerdim. Bu yüzden genç bir futbolcu gelip Neden böyle yaptın dediğinde ona yumruk atmak istiyorum. Çünkü benim kariyerimde 13 kupa var''  Carlos Tevez İngiltere'de golcülüğü ile saygı duyulan bir isim. Mancini'nin sistemini onun üzerine kurması da ütopya değil. Tevez City'de haftalık 145 bin sterlin alıyor.  City gibi futbolcuların değerinden 4-5 kat fazla kazandığı. Yaya Toure'yi İngiltere'nin gelmiş geçmiş en çok kazanan oyuncusu yapan bir kulübün oyuncusu olan Tevez'in United'dan kaçma nedeni forma şansı bulamamasıydı. Bu Arjantinli'nin samimi açıklamaları bir yana futbol oynamaktan zevk aldığını attığı gollere bir çocuk gibi sevinmesinden bile anlayabilirsiniz.  Öte yandan altını çizdiği gerçekleri Ülkemiz şartlarına göre yorumlamak trajik sonuçlar doğurabilir. Tevez'in şikayet ettiği gençler para kazanırken kendilerini de geliştiriyor. Ne yazık ki ülkemizde biraz sivrilen bir genç oyuncu ise kişisel gelişimini durduruyor ve kendisini bulutların üzerinde görüyor. Tevez'in forma aşkı, futbol sevgisi düşünceleri çok kutsal ancak ülkemizdeki örnekler forma aşkı ile oynasa ne olur ? Cevap basit: Yıllık en az 2 milyon euro garanti para !

Read more...

Deplasman takımı Dortmund

Kabus gibi bir 10 yıl geçiren ve bu yıl eski renkli günlerine geri dönen Dortmund sadece eski günlerine dönmedi aynı zamanda Bundesliga tarihine de küçük şekiller vermeye başladı. Bu sezon Kagawa, Barrios, Nuri ile güzel bir ivme yakaladılar ve 14 hafta sonunda zirvedeler. B.Dortmund bu sezon oynadığı 7 deplasman maçını da kazanarak Bundesliga rekorlar kitabına adını yazdırdı. Dortmund bu rekora ulaşırken deplasmalarda 19 gol attı ve 5 gol yedi. Bu veriler de Dortmund'u Almanya'nın deplasmanlarda en çok gol atan ve en az gol yiyen takımı yapıyor. Bu hafta Nürnberg deplasmanına gidecekler Barrios iki hafta sakat. Bu sezon oynadığı tüm maçlarda 13 gol atmıştı.  Bakalım Jürgen Klopp ve öğrencileri kendi rekorumuzu kendimiz kırarız diyebilecek mi ?

Read more...

Kurtar bizi Grosso başkan

İtalya futbol olarak her zaman ilginç denebilecek yeniliklere imza atmıştır. Yakın zamanda taraftar kart uygulaması ile gündeme gelmişlerdi. Söz konusu kart; taraftar-takım arasında kredi kartı görevi görecek maç biletlerinden, market uygulamalarına her şey tek kartla olacaktı. Yürür, yürümez ama bir şeyler deniyorlar. Çizme'yi sarsan son olay ise bir grev kararı. Oyuncu sözleşmelerinde çıkan anlaşmazlık sonucu İtalya'da futbolcular 11-12 Aralık tarihinde oynanacak maçlara çıkmayacaklarını belirttiler. İşin ilginç ve zaytung'luk yanı ise haberin şu bölümü: Serie A'da forma giyen futbolcuların haklarını savunan sendika konumunda olan AIC birliği yeni sözleşme şartlarını protesto amacıyla bu grevi gerçekleştirildiğini açıkladı. AIC Başkanı Juventuslu futbolcu Fabio Grosso yaptığı açıklamada: "Biz her zaman anlaşmaya çalışan taraf olduk, ancak bunu başaramadık. Alınan karara göre 11-12 Aralık tarihlerinde oynancak lig maçlarına çıkmama kararı tüm Serie A futbolcuları tarafından alınmıştır" açıklamasında bulundu. İtalya'da işler Grosso başkana kaldı. İtalya futbol federasyonundan flaş şekilde ''Kurtar bizi Grosso başkan'' çağrısı gelirse şaşırmamak gerek. 

Read more...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP