Related Posts with Thumbnails

Manchester City'nin harcamaları

31 Ağustos 2010 Salı

Parayı veren düdüğü çalar demiş Nasreddin hocamız itirazımız yok ancak, Manchester City bu işi abartanlardan hatta bu haliyle antipatik olan takımlardan. Şeyh Mansour'da para çok ve kendisine FM oynuyormuş gibi kadro kurmaya çalışıyor. Bu harcamalar belki taraftarlarını mutlu ediyor ancak onları Şampiyonlar ligine alınmamak gibi büyük ve ciddi bir tehlike bekliyor. UEFA'nın yeni finansal kurallarına göre; 2011/2012 sezonundan sonra yıllık harcaması 45 milyon euro'yu geçen takımlara Şampiyonlar ligi vizesi verilmeyecek. Yani 45 milyon euro kasadan çıktığı anda kara listedesin.İstersen şampiyon ol. City sadece son 12 ayda 87 milyon euro harcadı. Üstüne üstlük sadece yaz transferinde 126 milyon euro harcadılar. Futbolcuların zamana yayılan devasa kontrat şartları da cabası. Aldıkları ücretler de yıllık 45 milyon euro kotasına takılabilir. Arsene Wenger '' City çok oyuncu satamaz, çünkü o maaşları kimse vermez'' demişti. Haklılığı ortaya çıkıyor. Kulübün şu an 38 oyuncusu var ve bu oyuncuların kontrat maliyetleri 76 milyon euro'yu buluyor. Manchester City'nin transfer harcamaları meselesi saatli bomba gibi adeta. Şampiyonlar ligi zaten kulüplerin en önemli gelir kaynağı. Geçen yıl Şampiyonlar liginde Manchester United 45 milyon euro, Chelsea 32 milyon euro, Liverpool 28 milyon euro kazandılar ve hiçbirisi finale dahi kalamadan bu gelirlere sahip oldular. Manchester City Şampiyonlar ligine UEFA'nın yeni finansal kurallarıyla katılamazsa kaybedeceği tek şey harcadığı paralar olmayacak.

Read more...

Şampiyon kalmak

Chelsea, premier ligde yediği en son golden bu yana 32 gol attı. 2010/2011 sezonunda oynadıkları 3 maçta 14 gol attılar ve henüz gol yemediler. Takımda geçen sezon Drogba ve Lampard kadar öne çıkan Malouda da sezona fırtına gibi girdi ve 3 maçta 4 gol attı. Son maçta Stoke City'ye attığı gol ise özel bir goldü. Stoke Ctiy'li Matthew Etherington'un hızlı çıkma isteğine blok koyan iki Chelsea'li oyuncudan topu önünde bulan Terry müthiş bir ara pası attı ve Florent Malouda koşu yolunda olmamasına rağmen sağ ayağıyla harika bir bitiriş yaptı. Bu golü özel yapan da Malouda'nın golü babasına hediye etmesi. Babası Malouda'ya sağ ayağını çalıştırması konusunda nasihat edermiş. Ancak Malouda bunu hiç yapmamış daha doğrusu yapmadığı sağ ayağını kullanamaması olmuş. Babası onunla '' sen sağ ayağını ancak takım otobüsüne çıkmak için kullanırsın'' diye dalga geçermiş. Malouda bu sebeplerden sağ ayağıyla attığı harika golü babasına hediye etmiş. Malouda'nın babası da kendi ülkesinde rekor sayıda gol atan bir oyuncuymuş. 2-0'lık Stoke galibiyeti için ise Malouda şunları söylüyor. '6-0, 6-0 gitmek iyi değil bana göre. Benim en büyük isteğim sezonu şampiyon kapamak geçen yıl olduğu gibi. Ben şampiyon bir oyuncuyum ve önemli olan şampiyon kalmak. İşte bu Chelsea'nin bu sezon en büyük rakibi bu olacaktır. Her sıkıntıda şampiyon kalmak baskısı karşılarına çıkacaktır. Örneğin Carvalho gittikten sonra Terry-Alex-Ivanovic kaldı ellerinde. Ivanovic sakattı ve 3 yıldır gönderilmeye çalışılan adam Ferrerira'ya bile ihtiyaç duyuluyor. Chelsea transferi kapattı, ama sene başında oynanan 5 maçta gelen 5 mağlubiyet, 6.maçta gelen 6-0'la unutuldu. Tabi yapılmayan transfer yada transferler de unutuldu. Malouda'nın da düşündüğü ve endişe ettiği ''6-0'ların başlarına bela olması''... 2-0 çok güzel skor, önemli olan şampiyon kalmak diyor. Her türlü galibiyet güzeldir elbette ama demek ki onlarda da 2-3 galibiyet zaman zaman herşeyi unutturabiliyor.

Read more...

Owen Hargreaves için kara Çarşamba

1 Eylül 2010 Çarşamba günü, Owen Hargreaves'in Manchester United kariyeri için kader anı olacak. Eğer Sir Alex Ferguson Onu 25 kişilik Premier lig kadrosuna seçmezse, Owen Hargreaves Ocak ayına kadar Manchester United forması giyemeyecek. Yani Owen, Ocak ayına kadar rezerv takım veya Carling Cup maçlarında forma giyebilecek. 2 yıldır uğraştığı sakatlığı artık tünelin ucunda ışığın kalmadığını gösteriyor. Sezon öncesi kampını kaçırdı Hargreaves. 2008 Aralık ayında ve 2009 Ocak ayında geçirdiği operasyonlar fayda etmedi. Sakatlık, Kanada doğumlu oyuncuya kara büyü gibi çöktü. 90 dakika oynadığı son resmi Premier lig maçı 21 Eylül 2008'de oynanan 1-1'lik Chelsea maçı. Olayı daha da ilginç hale getiren gelişmelerden biri de şu; Hargreaves geçen ay yayınlanan resmi takım posterinde de yer almadı. Sözleşmesi sezon sonu dolacak olan 29 yaşındaki oyuncunun durumu tam bir muamma. 2006 Dünya Kupası kadrosunda yer alan Owen Hargreaves milli takıma da hasret kaldı. Orta sahada defansif ve ofansif görev alabilen, sağ bek ve sağ açık gibi mevkilerde oynayabilen, duran topları etkili kullanan tempolu bir oyuncudan yararlanmayı çok isterdi şüphesiz Fabio Capello. Hargreaves'in doktoru Dr. Richard Steadman ''dizinin durumu geçmişe göre iyi ancak, bu iyiye işaret ediyor diyemeyiz'' diyor. Bu Owen için kötü haberse eğer ki öyle gözüküyor, Çarşamba günü Hargreaves'in kara günü diyebiliriz. Manchester United taraftarları bu konuda Bayern Münih'i suçlayacak kadar Manchester milliyetçisi bir görüntü çiziyorlar. Zira Manchester United'da her oyuncu değerlidir ve hiç kimse kolay kolay gözden çıkarılmaz. Futbolun bir de bu yüzü var işte. Bir anda kariyeriniz yok oluyor, Manchester United'da oynasanız bile.

Read more...

Wigan'ın intikamı

Tottenham geçen yıl White Hart Lane'de Wigan'ı 9-1 yenmişti. Geçen sezon mucizevi şekilde ligde kalan Wigan yeni sezona da aynı performansla başladı. Lige kendi sahalarında 10 gol yiyerek başladılar. Ligin yeni takımı Blackpool'dan kendi sahalarında 4 ve Chelsea'den 6 gol. Bir Wigan futbolcusu olarak lige böyle başlayıp geçen yıl 9 yediğiniz sahaya çıkmak nasıl bir duygudur, açıklanması zor olmasa gerek. Roberto Martinez'de temkinli başladı ve uzun yıllardır ilk kez bir premier lig takımı, bir premier lig maçına 5 defansla başladı. 5-4-1 taktiğinden ödün vermeden maçın sonlarına doğru da bol bol pozisyon buldukları bir maçı en etkili oyuncuları Rodellaga'nın 80'deki golüyle kazandılar. Ligde ilk gollerini, ilk galibiyetlerini, ilk puanlarını bu statta almalarını kaleci Al Habsi,  şöyle ifade etti gözleri dolarak '' yeniden doğduk''. Redknapp maçı kazanmak için tüm hamlelerini yaptı ancak maçtan sonra sinirini birinden çıkartmak istiyorsa adres Assou-Ekotto olacaktır. Oyunda kaldığı 45 dakika boyunca aldığı her topu kaybetti. İkinci yarıda oyundan çıkınca takımın en etkili ve formda oyuncusu Bale sol beke geldi ve sadece 1 kez ileri çıkabildi. Bu teknik detay Tottenham'a maçı kaybettirdi. Tottenham 4.maçında West Bromwich Albion'a konuk olacak.  Tottenham'ın ezeli rakibi Arsenal ise Blackburn deplasmanında oldukça zorlandı. Artık 10 numarayı giyen Van Persie etkisiz kalınca Wenger'in imdadına yine Arshavin yetişti ve Tuncay Şanlı vari hareketiyle tribünleri susturdu. Bir stoper eksikliği bağırıyor adeta Arsenal'de kolay gol yemeleri yetmiyor çok kolay da pozisyon veriyorlar. Diaby'nin, Fabregas'ın bireysel performansı sezon sonuna kadar onları taşıyamaz gibi gözüküyor. Chamakh'ın da daha da uyum sağladığı gözüktü bu maçta. 2.golde onun da önemli payı var. Haftayı Bolton'ı konuk ederek geçirecekler. Birmingham maçında kendi sahasında 0-2'den maçı çeviren Bolton kendisini Emirates'te göstermek isteyecektir. 4.haftanın zevkli maçlarından birisi bizleri bekliyor.

Read more...

Parayla saadet olmuyor

Manchester City'nin premier ligde şampiyonluğu yok, bırakın şampiyonluğu 1880'de kurulan bu takımın ikinciliği bile yok ligde. Adı her zaman Manchester United'ın ezeli rakibi olarak anıldı. Hani küçük takımlar büyük olamaz mı şampiyon olamaz mı ? olur elbette. Bakın Bursaspora veya Fransa ligine. City'nin sahibi arap şeyhleri en iyi oyuncularla en iyi takım olunmayacağını bu sene de anlayamayacaklar gibi. Tek şansları Mancini. Öyle kibar öyle naif bir insan ki, maç sonu samimi açıklamaları ile City'yi bile sempatik hale getiriyor. Liverpool'u bir çırpıda 3-0 ile geçtiklerinde Sunderland maçı çantada keklik gibi gözüküyordu. Ancak halen şablon oturmamış City'de. Yeni transferlerden sadece Toure takıma katkı yapabiliyor. 4-5-1 zaman zaman da 4-2-3-1 şeklinde oynuyorlar. Tevez vazgeçilmez tek ismi Mancini'nin. Adebayor'u gözden çıkardığı aşikar. Lescott sol bekte başladı maça, sonra yerini Adebayor'a bıraktı ancak Sunderland 4-5-1'in nasıl oynanacağını daha ilk dakikalarda gösterdi City'ye. Maçın tamamında daha çok isteyen taraflardı. City'de güzel noktalardan birisi de Milner-Barry ikilisinin uyumu. Darren Bent 90+4'te City'ye bu sezonki 2.golünü atarken, City ilk golünü yediği maçta ilk mağlubiyetini de almış oldu. Haftayı Blackburn'ü konuk ederek geçirecekler. Maçın en önemli anı ise Tevez'in boş kaleye kaçırdığı akıl almaz gol. Tevez şok oldu adeta. Biz Güiza'dan idmanlıyız elbet ancak İngiltere'de böyle şeyler çok dikkat çeker. Maçı anlatan spikerde Tevez tüm stadyumu şok etti dedi. Mancini maçın kırılma anı olarak gördü bu pozisyonu. Tevez tekrar denese kaçırmak istese yapamaz diye bir espri de ekledi. Tevez'in pozisyondan sonra yüz hali görülmeye değerdi. Aşağıdaki gibi bir hal aldı Tevez.

Read more...

İbrahimoviç'in adı yetti

Milan kendi sahasında ki en farklı sezon açılışını 1998/1999 sezonunda 3-0 ile Bologna'ya karşı yapmış. 12 yıldır ilk kez böyle flaş girdiler sezona ve 1998/1999 sezonunu da şampiyon kapamışlardı. Son 12 yılda aldıkları iki şampiyonluktan ilkiydi. Lecce maçında aldıkları 4-0'lık galibiyet Milan'ın son yıllardaki en iyi performansıydı. Tribünde Berlusconi, Galliani ve Zlatan'ı yanına almıştı. Sahada ise Ronaldinho ve Pato şov vardı. Ronaldinho Pato'nun 2.golünde öyle bir pas attı ki, maçı anlatan spiker dakikalarca inanılmaz diyerek şok oldu. Ronaldinho ve Pato dışında sahadaki herkesi şaşırtan bu pas ile maç çözüldü. 2 gol atıp yıldızlaşan Pato'ya Silva ve 37'lik emektar golcü Inzaghi katkıda bulundu. Ronaldinho ve Pato abi kardeş gibi dağıttılar Lecce'yi. Sezonun en önemli hücum hatlarından birisi olacak gibi gözüküyor Pato-Ronaldinho-Zlatan'lı Milan forveti. Milan'ın rüştünü ıspat edemeyen hocası Allegri kenarda adeta keyiften 4 köşe oldu. İbrahimoviç'in adı bile yetti mi diyesi geliyor insanın. 2.hafta Appiah'ın takımı Cesena deplasmanına gidecek Milan için İbrahimoviç'li kadrolar da ortaya çıkmaya başladı.

Read more...

Manchester United Şampiyon gibi

Bir büyük takım düşünün ki formasını kim giyerse giysin hep kazanıyor. Formayı her giyen bir sonraki seferde daha da iyi performans gösteriyor. Baba-oğul kuşakları gibi her kuşaktan oyuncular geliyor, formayı giyiyor ve o forma ile yaptığı şey; öğrendiği tek şey ''kazanmak'' ... Manchester United,  West Ham'ı Rooney, Nani ve Berbatov golleri ile 3-0 yendi. Man Utd sahasındaki ikinci maçını da 3-0 kazanırken. West Ham 3.maçından da 3 gollü mağlubiyetle ayrıldı. Old Trafford'da öyle bir atmosfer yarattı ki Ferguson'un çocukları sanki kazandıkları halde şampiyonluk gelecek gibi oynadılar. 90 dakika oyundan kopmadan, pozisyon vermeden, ciddiyetten kopmadan oynadılar. Bu ligde hatalardan ders alma konusunda en iyi takımdır United. Fulham deplasmanı iyi ders olmuş ki bu daha ilk dakikalarda Nani'nin direkleri dövmesiyle anlaşılıyor. Giggs'in penaltıyı kazandırırken gösterdiği özveri, sorumluluk duygusunun dorukta olduğunu gösteriyordu. Rooney penaltıda daha topa gelmeden golü attı adeta. Nani öyle bir ikinci gol attı ki Gabidon önünde taklalar attı. Orta sahada  aldığı topla fişek gibi ceza sahasına daldı ve sol ayağıyla mermi gibi bir şut attı. Berbatov'un golünde Scholes-Fletcher-O'Shea-Nani seri paslarla rakibin başını döndürürken Nani'nin topu arka direğe göndermesi ile buz adam Berbatov'dan harika bir vole golü izledik. United şampiyon gibi oynadı. Giggs ve Nani maça damga vurdu. Maçı izlerken bir an için Barcelona futbolunun ingilizcesi gibi düşünebilirsiniz. Old Trafford'a neden rüyalar tiyatrosu dediklerini anyalabilirsiniz. Maçın tamamında 11 oyuncusu ile oynadı United. Maç içinde her an, her saniye 11 futbolcusu da aktifti. En iyi yaptıkları işi yaptılar ve kazandılar. Milli maç arası sonrasında Everton maçında aynı filmi sahneye koyacaklarına şüphe yok. Sezonun en ciddi şampiyonluk adayı.. Chelsea'ye rağmen...

Read more...

Aykut Kocaman da kazandı, Fenerbahçe de

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Manisaspor karşısında 7.resmi maçına çıktı Fenerbahçe. Manisaspor'dan önce oynadığı 6 maçta, hadi hazırlık maçlarını da ekleyelim 10 maçta da ortaya birşey koyamadı. Yukarıdan baktığınızda Fenerbahçe forması giyen hayaletleri izliyorsunuz. Zaman zaman tempo yapıyorlar ama o tempoyu zaman zaman yapmayan takım dünyada yok. Sahada ciddi bir organizasyon sorunu var. Fenerbahçe'nin dünkü görüntüsü de farklı değildi ve diğer maçlarından farkı yoktu. Sahada yardımlaşma, paslaşma, takım ruhu, disiplin, kazanma isteği saman alevi gibiydi. Sakat sakat oynayan Mert'e kale vuruşu kullandırtmak takım ruhu olmasa gerek. Üstelik ekstra antrenman yaparken sakatlanıyor bu genç kaleci. Abileri gibi gece alemlerinde değil. Sahaya geri döndüğümüzde Fenerbahçe, Aykut'un kafasındaki ideal 11'e yakın bir kadro ile çıkıyor. Manisaspor'da öyle. Kaybettikleri bir-iki oyuncunun yerini doldurmamaları defansif sorunlar olarak geri dönüyor onlara. Örneğin Mehmet Nas'ı bile aradılar dün. Hakan Kutlu teknik adam olarak kendisini henüz ispatlamadan Manisa'da iş bulmuş 3 maçta sıfır çektiler. Aykut Kocaman herkesin bildiği gibi bir ''duruş'' sergilediği için bu takımdan gönderildi. Hiçbir Fenerbahçeli unutmadı Onun gidişini. Ancak gidişiyle üzdüğü Fenerbahçelileri gelişiyle sevindiremedi henüz. Doğruya yanlış yoldan gidiyor. Takımın tonla problemi varken ilk olarak takımın son yıllarda en büyük silahı Alex'i yok etmek en fazla Alex'i ve takımı yıpratmaktır. Rijkaard, Barcelona'da Ronaldinho ve Deco'yu göndermeseydi belki Messi diye birini tanımıyorduk. Guardiola bir çırpıda Henry'yi, Zlatan'ı silmedi mi? takımın kangrenlerini kesmek gerek elbete ancak, elleri belinde hayalet gibi sahada dolaşan Santos ve Baroni gibi oyuncular varken Alex'ten işe başlamak abesle iştigal oluyor. Bir şeyleri değiştirecek Aykut bu belli en azından isteği belli. Hızlı kanat oyuncuları, etkili golcü transferleri, bir çırpıda Kazım ve Güiza gibi sorunlu oyuncuları uzaklaştırması hep önemli hareketlerdi. Ancak Baroni ve Santos'un arkasında durması, geçen sezondan beri türlü hatalarla takımın kupa ve şampiyonluğu kaybetmesinde başrollerden ve bu yıl Avrupa defterini kapatan Bilica'yı tekmeye kafa uzatıyor diye tutması garip. Oysa o Bilica tekme yerine 70 metreden gelen topa kafa vursa bugün Yunan basını Türklerle dalga geçmiyor olacaktı. Dün Fenerbahçe şanslıydı. Bu şans 17'de geldi Alex ile. Oynadığı tüm maçların ikinci yarısında silik başlayan Fenerbahçe adetini bozmadı. Geçen hafta Trabzonda bir anda 5-6 gol yiyeceği 45-55 arası periyotta maçı bırakıyordu Manisaspor'a. Orta saha tüm gayretleriyle Emre'nin, Defans Lugano'nun sırtındaydı. Stoch kayboldu. Niang çırpındı, Caner kendine maç sonuna doğru geldi. Caner için bir not düşelim 'Santos'tan tek eksiği pasaportu ama, artıları saymakla bitmez'. Uykudan yine bir Alex ortası uyandırdı Fenerbahçe'yi. Sonrasında Niang sahneye çıktı. Fenerbahçe iki basit gol yiyerek maçı kazandı. Aynı golleri PAOK, Young Boys'ta atıyor ancak onlar basit goller yemedikleri için o basit takımlar Fenerbahçe, Galatasaray gibi takımları eliyor. Fenerbahçe kazandı ancak bir hamlesi ile dün Aykut Kocaman'da kazandı. Okan Alkan.. 18 yaşında bir çocuk adeta. Sahanın yer yerinde bastı, ters kademeye girdi, depar attı, 54 olumlu pas kullandı, i6 orta yaptı, iki gol attırdı. Sahada Gökhan Gönül'ü görmeye alışkın taraftarlarına Gökhan'ı aratmadı. Hatta bu orta da yapabiliyor dedirtti. Keşke sol bek olsaydı da Fenerbahçe ve Türk futbolu bir yıldız kazanmış olurdu. Sonu Özgür Çek gibi olur mu diye düşünmeden edemiyorum. Fenerbahçe'de dün gece tek fark Okan Alkan'dı. Aykut Kocaman zamanla Baroni, Santos, Bilica gibi adamları da bu şekilde cesaretle keser kuru kuru arkasında durmazsa, Özer-Topuz'a ivme kazandırır, Stoch'a devamlılık kazandırırsa kadro açısından takım hizaya girmeye başlar. Aykut bu cesaret dolu Okan hamlesiyle kazandı maç sonu Okan için söylediği sözlerle de galibiyetini perçinledi. '' Fenerbahçe forması çok ağırdır, sıkıntılı olabilirdi. bizim ortamımızda esas sıkıntılar şimdi başlıyor. el birliğiyle Okan'ın ne şahane şeyler yaptığını söyleyeceğiz, ondan sonra Okan'ı aşağı çekmek için her şeyi yapacağız. Okan'ın yolu açık olsun, çok sevindim. 2 aydır beraber çalışıyoruz. Okan bu ağrılığın bundan sonra farkına varacaktır. Okan'ı oynatma kararını verirken, 'Gökhan Gönül'ün yokluğunda kurguyu bozmayalım, oranın bir oyuncusu devam etsin, hataları bizim sevapları onun olsun' diye düşündük. ''

Read more...

Ali Turan & Bekir İrtegün

29 Ağustos 2010 Pazar


Her iki futbolcu da 26 yaşında. Her ikisi de defans oyuncusu. Ali Turan, Galatasaray'a gelmeden önce tüm kariyerini Kayseri'de, Bekir ise Gaziantep'te geçirdi. Bekir 2009'da Fenerbahçe'ye, Ali ise 2010'da Galatasaray'a transfer oldu. Her iki oyuncu da milli formayı 21 yaş altı takımında giydi. Bu iki oyuncu da bugün yeni takımlarında topun ağzındaki isimler. Ne yöneticileri ne de taraftarları bu iki oyuncuya güvenmiyor. İki ezeli rakibin oyuncularının tek benzer yanları bunlar da değil. Her iki oyuncunun transfer olma hikayeleri de birbirine benziyor. Bekir'i 2008 sezonu devre arasında transfer etmek istemişti Fenerbahçe. Sezon sonu sözleşmesi bitecek bir oyuncu için makul teklif yaptılar ama Gaziantepspor teklifi reddetti. Bekir İrtegün, ümit vaadeden bir stoperdi. Performansı dikkat çekiyordu ve yeni bir stoper kazandı Türk futbolu deniliyordu.Fakat Gaziantep'te son sezonunu sağ bekte geçirdi. Bu Gaziantepspor'un Ona verdiği bir çeşit cezaydı. Sezon sonu Bekir, bedelsiz olarak Fenerbahçe'ye transfer oldu. Geçen sezon Galatasaray da aynı sözleşme şartlarına sahip Ali Turan'a talip oldu. Kayserispor karşı çıktı ve reddetti bu teklifi. Oysa Gaziantep gibi onların da kozu kuvvetli değildi. Aydın Toscalı ile iyi bir ikili oluşturan ve stoper mevkisinde parlayan Ali Turan da Kayserispor'da son sezonunu kah sağ bekte kah yedek kulübesinde geçirdi. Bu da Ali Turan'ın cezasıydı. Sonra kulüpten kovuldu sözleşmesine 6 ay kala. 6 aydır Galatasaray'ı tribünden izledi ve bedelsiz olarak Galatasaray'a imza attı. Bugün her iki oyuncu da gerçek ve kendilerini kanıtladıkları stoper mevkisi yerine kendilerine ceza olarak verilen sağ bek mevkisinde oynatılıyor yeni takımlarında ve sağ bek performansları yerlerde. Şimdi resmin tamamına baktığımızda bu oyuncuların istenmeyen adam ilan edilmesinde esas sorumlu kim? Eski takımları mı? yeni takımları mı? eski teknik direktörleri mi ? yeni teknik direktörleri mi ? Yoksa oyuncuların kendileri mi?

Read more...

Zlatan İbrahimovic & AC Milan

Her ne kadar son yıllarda oyuncu kadrosu ile popülaritesi kaybolsa da, AC Milan İtalya'nın ve Avrupa'nın en başarılı takımlarından biri hala. Sonuncusu 2003/04 te olan 17 Serie A kupasının yanında 7 Şampiyonlar Ligi kupası her takıma nasip olan birşey değil. Son 5 yılın Şampiyonu İnter bile 2 Şampiyonlar ligi kupasına sahip. Milan'ı çaptan düşüren oyuncu kadrosu ve özellikle oyuncu kadrosunun yaş ortalaması. Elindeki en iyi golcü 37 yaşında Flippo Inzaghi olan bir takım için Zlatan İbrahimovic bir çağın kapanıp, yeni bir çağın açılması etkisi yapacaktır. Milan'ı geçen yıl elinden geldiği kadar sırtlayan adam Ronaldinho'ydu. Oynadığı 43 maçta 15 gol 17 asist üretti ancak takımı tek başına sırtlamanın kolay olmadığını 2010 Dünya Kupasında Arjantin ve Messi öğretti bizlere. Eline her gelen liderlik fırsatını tepmişti Milan. Halen yaşları bir yana Pirlo, Seedorf gibi bir orta saha ile Pato, Ronaldinho gibi iki kuşak Brezilyalılar ile fena sayılmayan bir hücum hattına sahip. Huntelaar ise kendisini ispatladı diyemeyiz. Geçen sezon 60 gol attılar ve İnter'in 12 puan gerisinde bitirdiler ligi. Yıllardan beri aynı şablon aynı sistemle oynuyorlar. 10 yıl önce FIFA serileri oynayan 10 yaşındaki bir çocuk 20 yaşına geldiğinde bilimum futbol oyunlarında halen Milan'ı Seedorf-Pirlo-Gattuso baklava orta sahası ile görüyor. İşte burada devreye İbrahimoviç transferi girebilir ve birşeyleri değiştirebilir. Mourinho ''Eto'yu kurulu sisteme koyabilirsiniz, ancak İbrahimoviç'in üstüne sistem kurabilirsiniz'' demişti. Bu tespit Milan'da birşeyler değiştirebilmenin zamanı geldiğini de gösteriyor. Zlatan, Barça'nın kurulu sisteminde ne başarılı oldu, ne başarısız. ''Guardiola benimle sadece 1 kere konuştu. Benim Barcelona hayallerimi yok etti, Milano'yu çok özledim'' diyen bir oyuncunun çokta başarılı olmasını beklemek doğru olmaz zaten. İbrahimoviç'in kariyerinde 177 gol var ama o çok gol attığı için değil, oyunun sonucunu değiştirdiği için İbrahimoviç oldu her zaman. Ronaldinho ile oynamak istediğini söylemesi de tesadüf değil. Sıfırdan başlamak isteyen bu İsveçli aradığı fırsatı en iyi yerde buldu. Milan'ın Ona ne kadar ihtiyacı varsa, Onun Milan'a iki kat ihtiyacı var. Serie A başladı. Zlatan hazır. Kariyeri boyunca oynadığı her takımda şampiyonluk yaşayan İbrahimoviç bakalım Milan'ın şampiyonluk hasretini giderecek mi? İnter başkanı Moratti 6 ay önce İbrahimoviç için  ''Onu Milano'ya geri getireceğim'' demişti. Geçen hafta ise '' Umarım Zlatan Barcelona'da kalır ''diyordu. Bunlarda İnter cephesinin bakış açısını gösteriyor olsa gerek. 2010/2011 Serie A'yı evinde Lecce maçıyla açacak Milan. Henüz TV yayını yok Serie A için, her yıl olduğu gibi yine aynı sıkıntı söz konusu.

Read more...

Rijkaard bitecek

Read more...

Türkiye liginin gol kralları

Ligimizde uzun süre sadece Türk oyuncular gol kralı olmuştu. Trabzonsporlu Şota 1995-96'da gol kralı olduğunda herkes çok şaşırmıştı. Adeta konduramıyorduk yabancı oyuncuya krallığı. Hoçiç'te 1983-84'te aynı başarıyı yakalamıştı ancak günümüze en yakın örnek Şota'ydı. Alex, Makukula, Baros gibi isimler bize bunu da olağan hale getirdi ve bir klişemiz daha yıkıldı. Artık yabancı bir oyuncu gol kralı olunca şaşırmıyoruz. Gol kralı deyince uzun süre Fenerbahçe hatırlandı bu ligde. Şimdilerde çakma krallara tamah eden Fenerbahçe 14 gol kralı çıkardı. Galatasaray Hakan Şükür'ün katkılarıyla Fenerbahçe'yi bu alanda yakaladı. 1996-97 sezonunda 38 gol atarak Metin Oktay'ın 1962-63 rekorunu egale eden Hakan Şükür ve rekorun ilk sahibi Metin Oktay ile 1987/88 sezonunu 39 golle tamamlayan Tanju Çolak bugüne kadar bir sezonda en çok gol atan oyuncular. İşte Türk futbol tarihinin gol kralları ve gol kralı çıkaran takımlarımız. 


Takım
Sayısı
Fenerbahçe
14
Galatasaray
14
Beşiktaş
3
Bursaspor
3
Eskişehirspor
3
MKE Ankaragücü
3
Samsunspor
3
Trabzonspor
3
Kayserisipor
2
Adanaspor
2
Altay
1
Ankara D. S.
1
Göztepe
1
Konyaspor
1
Sakaryaspor
1


SEZON
İSİM
TAKIMI
ATTIĞI
2009-2010
Aziza Makakula
Kayserispor
21
2008-2009
Milan Baros
Galatasaray
20
2007-2008
Semih Şentürk
Fenerbahçe
17
2006-2007
Alexsandro De Souza
Fenerbahçe
19
2005-2006
Gökhan Ünal
Kayserispor
25
2004-2005
Fatih Tekke
Trabzonspor
31
2003-2004
Zafer Biryol
Konyaspor
25
2002-2003
Okan Yılmaz
Bursaspor
24
2001-2002
Arif Erdem
İlhan Mansız
Galatasaray
Beşiktaş
21
21
2000-2001
Okan Yılmaz
Bursaspor
23
1999-2000
Serkan Aykut
Samsunspor
30
1998-1999
Hakan Şükür
Galatasaray
18
1997-1998
Hakan Şükür
Galatasaray
33
1996-1997
Hakan Şükür
Galatasaray
38
1995-1996
Şota Arveladze
Trabzonspor
25
1994-1995
Aykut Kocaman
Fenerbahçe
27
1993-1994
Bülent Uygun
Fenerbahçe
22
1992-1993
Tanju Çolak
Fenerbahçe
27
1991-1992
Aykut Kocaman
Fenerbahçe
25
1990-1991
Tanju Çolak
Galatasaray
31
1989-1990
Feyyaz Uçar
Beşiktaş
28
1988-1989
Aykut Kocaman
Fenerbahçe
29
1987-1988
Tanju Çolak
Galatasaray
39
1986-1987
Tanju Çolak
Samsunspor
25
1985-1986
Tanju Çolak
Samsunspor
33
1984-1985
Aykut Yiğit
Sakaryaspor
20
1983-1984
Tarik Hoçiç
Galatasaray
16
1982-1983
Selçuk Yula
Fenerbahçe
19
1981-1982
Selçuk Yula
Fenerbahçe
16
1980-1981
Bora Öztürk
Adanaspor
15
1979-1980
Mustafa Denizli
Bahtiyar Yorulmaz
Altay
Bursaspor
12
12
1978-1979
Özer Umdu
Adanaspor
15
1977-1978
Cemil Turan
Fenerbahçe
17
1976-1977
Necmi Perekli
Trabzonspor
18
1975-1976
Cemil Turan
Ali Osman Renklibay
Fenerbahçe
Ankaragücü
17
17
1974-1975
Ömer Kaner
Eskişehirspor
14
1973-1974
Cemil Turan
Fenerbahçe
14
1972-1973
Osman Arpacıoğlu
Fenerbahçe
16
1971-1972
Fethi Heper
Eskişehir
20
1970-1971
Ogün Altıparmak
Fenerbahçe
16
1969-1970
Fethi Heper
Eskişehirspor
13
1968-1969
Metin Oktay
Galatasaray
17
1967-1968
Fevzi Zemzem
Göztepe
19
1966-1967
Ertan Adatepe
Ankaragücü
18
1965-1966
Ertan Adatepe
Ankaragücü
20
1964-1965
Metin Oktay
Galatasaray
17
1963-1964
Güven Önüt
Beşiktaş
19
1962-1963
Metin Oktay
Galatasaray
38
1961-1962
Fikri Elma
Ankara D. S.
21
1960-1961
Metin Oktay
Galatasaray
36
1959-1960
Metin Oktay
Galatasaray
33
1959
Metin Oktay
Galatasaray
11

Read more...

Yabancı futbolcudan kaptan olur mu?

Bizim için bir klişedir yabancı oyuncunun kaptan olması. Artık yavaş yavaş bu durum ortadan kalkıyor. Esasen dil sorunu varsa yabancı oyuncunun bunu nasıl çözeceği de soru işareti. Çünkü kaptan sadece arkadaşları ile iletişim kurmuyor, hakemle de iletişim kurmak zorunda kalıyor maç içinde. Örneğin Fenerbahçe'de Alex yıllardan beri Türkiye'de olmasına karşın TV'lerde 3 kelime Türkçe duymadık ağzından. Takım içindeki ağırlığı lider özelliği istisna ama hakemlerle nasıl iletişim kuruyor orası da muamma. Benzer bir durum şu sıralar Manchester City'nin başında. Mancini, Tevez'in kaptan olmasını istiyor ancak Tevez 4 yıldır İngiltere'de olmasına karşın halen beginner ingilizceye sahip. Onu konuşurken gördüğünüzde gayri ihtiyari gülebilirsiniz. Geçen yıl Robinho ve Zabeleta ile gittikleri kursun incisi Zabeleta oldu. Robinho ve Tevez yerinde saydı. Fakat Mancini kafaya koymuş. Tevez kaptan olacak ve ingilizce öğrenecek diyor. Güney Amerikalıların kanında var belki de bu durum.

Read more...

Mario Balotelli kaza geçirdi

Manchester City'nin 24 milyon euro'luk yıldızı Balotelli, İngiltere'de trafiğin ters akmasından mı, hız tutkusundan mı bilinmez bir trafik kazası yaptı. 120.000 euro'luk Audi R8 marka aracıyla antrenmana gittiği anda bir BMW ile çarpışan Balotelli kazayı dizinde hafif bir yara ile atlatmış. İngiltere'de özellikle genç oyuncular zaman zaman böyle maddi hasarlı kazalar yapabiliyorlar, sahada hızlı olmak kesmiyor belki de onları.

Read more...

Raul Meireles Liverpool'da

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Mascherano'nun adı 'isyankar'a çıkmıştı Liverpool'da. Bütün yaz Fabregas hayalleri kuran Barça Ada'dan Mascherano'yu koparabildi. 22 milyon euro Liverpool için iyi bir para olmakla beraber Roy Hodgson'ın ilk işinin kadroyu toparlamak olduğu da aşikar. Liverpool'un savunmasında hala Skrtel oynuyor bir çeşit Bilica. Steven Gerrard ve Torres'ten dolayı her zaman ilgiyle izlendi Liverpool ancak geçen yıl ellerinde sadece bu iki oyuncu kalmıştı. Hodgson'ın Mascherano'yu nasıl böyle kolayca bıraktığını anlayamayanlar bugün merakını gidermiş oldu. Liverpool, Porto'nun Gerrard'ı Raul Meireles'i 10,7 milyon euro'ya transfer etti. Geçen ay Manchester United'ın gündemine gelmişti ancak Glazerlar 26 yaşından büyük bir oyuncuya çok para vermek istemediklerinden görüşmeler tıkandı. United'lıların Go Glazer demeleri boşa değil yani. Raul Meireles sadece dövmeleri ile değil orta saha özellikleri, mücadelesi, etkili şutları ile bilinir. Onu biraz Xabi Alonso, biraz Gerrard karışımı olarak görebilirsiniz. Kariyerinde 227 maça çıkan Meireles'in Porto'da geçirdiği 5 sezonda oynadığı maç sayıları ne kadar istikrarlı olduğunu da gösteriyor. Meireles'in Porto'da son 5 sezonda çıktığı maç sayıları tarihsel olarak 14-24-33-39-43. İlk milli takım tecrübesini 2006'da yaşayan Meireles, Portekiz milli takımı ile ilk golünü de EURO 2008'de bize attı. 27 yaşında defansif orta saha mevkisinin en önemli en gıpta edilen örneklerinden birisi. Liverpool ve Hodgson için bir nokta transfer daha. Ancak bu transferin Renault'a ferrari motoru takılması etkisi yapmaması için takımın özellikle savunmadan başlayarak eksiklerini kapatması gerekiyor.

Read more...

Ramires yeni Makalele olur mu ?

Zinedine Zidane, Claude Makalele gittikten sonra Real Madrid orta sahasının bir türlü toparlanamadığını söyler. Celta Vigo'da Revivo, Salgado gibi isimlele oynarken Makalele'nin Real orta sahasına böyle bir etki bırakacağı çok ta belli değildi. Fakat Celta Vigo için can damarıydı. Celta satmak istemiyordu ve ''Real Madrid istediği oyuncuyu alır'' kuralı işledi. 2000 yılında 14 milyon euroluk bir transfer ortaya çıktı. 3 yılın ardından Makalele Real'den ayrıldı ve Makalele'nin gidişinden bu yana Real Madrid Şampiyonlar Liginde çeyrek finali geçemedi. 2003 yazında 16,8 milyon euroya geçti Chelsea'ye. Dönemin Chelsea teknik direktörü Ranieri ''Makalele takımın pili'' diyordu. Ki öyle de oldu. Bugün 37 yaşında olan Makalele orta saha oyuncusu konusunda Real ve Chelsea özelinde dünya futbolu için rol model oldu. Chelsea'nin 2003 yılında Makalele'ye ödediği rakama yakın bir rakama 17 milyon euro'ya imza attı Ramires. Cruzeiro'da sivrilen bir oyuncu. 23 yaşında. Kariyerine bakınca aslında hiç bir yerde çok uzun süre forma giyerek sivrilmedi. Onu öne çıkaran oyun tarzıydı. Uğur Meleke Onun için Brezilya'nın en çok çalışan işçisi tespitini yapmıştı 2010 Dünya Kupası sırasında. Ramires 23 yaşında Essien gibi bir kahramanın olduğu orta sahaya Makalele etkisi yapmak için geldi. Onu izlerken Makalele'yi hatırlayın yeni Makalele olur mu taktir edin. Çok büyük liglerde çok önemli tecrübelerle gelmedi. Kariyerinde  138 maç var. Ancak böyle bir işçi'ye hayati derecede ihtiyacı olan Chelsea'de yeni Makalele etkisi yapacaktır.

Read more...

Salcido Fulham'da

Fulham'ın oyuncu kadrosu tam 17 farklı ülkenin oyuncularından oluşuyor. 30 yaşındaki Salcido Fulham'ın 7.defans oyuncusu ve tek Meksikalısı olarak 1,6 milyon euro'ya katıldı takıma. 4 yıllık PSV kariyerinde defansın her yerinde oynayan Salcido, dünya kupasında bir çok takım için iyi bir sol bek olabileceğini gösterdi. İngiltere'de golü düşünen her oyuncu sevilir. Salcido kariyeri boyunca 11 kez gol atmış olsa bile golü düşünen bir oyun felsefesi var. Bu sezon 3.transferini yapan Mark Hughes ise Salcido'nun defansın bir çok yönünde oynayabileceğinden bahsetmiş transferiyle ilgili olarak. Salcido da premier lige olan hayranlığından dem vurmuş ilk sözlerinde. Çok yönlü bir defans oyuncusunu 90 gündür bulamayan büyük takımlarımıza el sallayan bir transfer daha.

Read more...

St. James Park'ta futbolun iki yüzü

2002/2003 yılında Bellamy'li, attığı 206 golle Newcastle tarihinin en golcü oyuncusu Shearer'lı kadro ve teknik direktörlüğünü Sir Bobby Robson'ın yaptığı Newcastle, ligde 3.lük, 4.lük gibi dereceler alıyor, Şampiyonlar liginde enfes performans ortaya koyuyor. Emre'li İnter'i İtalya'da eziyordu. 2004'te Greame Souness takımın 4.İskoç hocası olurken 4.aldığı takımı 2006'da 14.olarak eski bir Newcastle oyuncusu olan Glenn Roeder'a bırakıyordu. Bu tarihten sonra bir kıpırdanma ile 7.lik yakalandı ama Newcastle 2007/2008 yıllarında ligi 12-13. sıralarda bitirince 2009'daki 18.lik ve küme düşüşte kaçınılmazdı. Mike Ashley gibi deli bir patrona sahip takım küme düştüğü sezonu 1.bitirerek eski günlerdeki gibi döndü EPL'ye ancak bir türlü şanslarının tutmadığı Man.Utd'den 3 yediler ilk hafta. St. James Park'ta 455 günlük premier lig hasreti Aston Villa maçı ile son buldu ve Newcastle 6-0'lık skorla fantastik bir dönüş yaptı. İngiltere 21 yaş altı takımının yıldızı Andy Carroll 3 gol attı ama tribünde Capello'nun yardımcısı Franco Baldini bu performansa ne kadar etki yaptı Wolves maçında ortaya çıkacak. 455 gün sonra gelen bu şölende Alan Shearer da yerini almıştı. Bu hikayenin diğer tarafı ise Aston Villa. 1874'te kurulan bu takımın müzesinde 3 Avrupa kupası var.Onlar için maç 9'da bitti. Carew'in kaçırdığı penaltı ve sonrası yaptığı agresif hareketler, takımın Martin O'Neill'ın gidişine tepkisi gibiydi. Son 3 sezondur Aston Villa ligi hep 6.bitirdi. Ancak son 3 yılda takım da eridi. Bu hafta Everton'ı konuk ediyorlar ve belki de ligde oynamak istedikleri son takım olacaktır Everton. Hele öyle bir dönemde. Bir tarafta Newcastle diğer tarafta Aston Villa... St James Park'ta futbolun iki yüzünü izledik.

Read more...

Fulham'ın Manchester United'a öğrettikleri

Fulham geçen yıl ligi 12.bitirdiğinde lig ikincisi Manchester United ile arasında 39 puan fark vardı. United, Fulham'dan  47 gol fazla atmış 18 gol daha az yemişti. Geçen yıl Fulham Craven Cottage'de 3-0 kazanmış ancak Old Trafford'da aynı skorla teslim olmuş hiçte kaybedecek gibi oynamamıştı. Geçen yılın Fulham açısından bir başka önemi Fulham tarihinin en büyük başarısının gösterilerek UEFA'da finale çıkılmasıydı. Juventus'a evlerinde 4 gol atmış finale adeta koşmuşlardı. Geçen yıl Fulham United'a uyarıyı yapmış Craven Cottage'in zor bir dönemeç olduğunu hatırlatmıştı. Maç öncesi bu veriler United'a yetmedi ve United başka şeyler daha öğrendi Fulham deplasmanında. 11.dakikada klasik United ve Scholes golüyle öne geçen Manchester, geçen yıl 43 maça çıkan ve sezonu 17 gol ile kapayan Zamora'nın üstün gayreti ile Davies'in ayağından beraberlik golünü yediğinde dakikalar 57'yi gösteriyordu. 84'te Hangeland kendi kalesine attı skor 1-2 oldu. 86'da penaltı ile en küçük bağlantısı olmayan bir Duff enstantanesinde haksızca kazanılan penaltıyı gamsızca kaçıran Nani oluyordu. 89'da 5 dakika önce yaşadığı acıyı unutmayan Hangeland, penaltıya sebebiyet veren Duff'ın ortasına kafayı vuruyor ve skoru 2-2'ye getiriyordu. Fulham, Manchester United'a sadece son 6 dakikada bile çok şey öğretti, ama yine de en önemli tespiti efsane Giggs yaptı. ''Şımardık ve kaybettik'' diyerek. Hani bir işe girersiniz ya sizden kıdemli ve yıllardır orada her işi başarıyla yapan ve halen başarılı üstleriniz vardır. İdolünüz olur, her işi bilir. Her işin hakkını verir. İşte Giggs tam da o misale uygun United için. Geçen yıl 1 puan ile şampiyonluğu verdikleri Chelsea 2 haftada 12 gol atarken United 2.haftada 2 puan kaybetti. Son sözü Beckham'a bırakalım. ''Zamora milli takıma seçilirse İngiltere finale çıkabilir'' demişti. 2-2 biten bu maç gösteriyor ki Beckham haksız sayılmaz.

Read more...

Google translate ne kadar güvenilir

26 Ağustos 2010 Perşembe

 Dünyadaki tüm dilleri birbirine çeviren google'ın en popüler servislerinden birisi; google translate. Tercüme zaten kolay bir iş değil kabul ancak neredeyse Türkçe hariç her dili profesyonelce çeviren bu servis Türkçe olunca su kaynatıyor adeta ve facialara imza atıyor. Örneğin İspanyolca bir sayfayı İngilizce yada Fransızcaya çevirirseniz çeviri mükemmel ancak Türkçe'ye çevirirseniz neyle karşılaşacağınız sürpriz. Sevilla evinde Braga'ya 3-4 yenilerek Şampiyonlar liginden oldu. Bu zaten başlı başına bir faciaydı. Ancak konuyu kaynağından İspanyol bir gazeteden öğrenmek istediğinizde tablo resimdeki gibi oluyor. Braga oluyor Bebek bezi. Koca Sevilla bebek bezine elendi de Şampiyonlar liginden oldu !

Read more...

Devrim

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Haluk Ulusoy'un kaos üreten yönetiminden sonra herkes rahmetli Hasan Doğan'a güvenmiş ve Hasan Doğan yönetimi de bazı değişiklikler yapmaya başlamıştı. Mahmut Özgener de doğru yoldan ilerliyor esasen. Kaosa girmeden bireysel tartışmalardan uzakta sürdürüyor faaliyetlerini. Uzun zamandır stadyumlarda federasyona çatan taraftarları duyamıyoruz. Bu sükunet hali devam ederken bu sene başında federasyon çok güzel bir uygulamaya geçti. Avrupa'nın bir çok önemli liginde de uygulanan rezerv lig uygulamasına geçildi. Rezerv lig adı verilen bu lig Türk futbolu için bir devrim olabilir. Çünkü paf takımda parlayan 19-20 yaşındaki bir çok genç oyuncu, paf takımı yaş sınırına takılıp A takıma geçiyor burada da yeteri kadar maç tecrübesi kazanmadan ya kalibresi düşük bir takıma gidiyor yada kaybolup gidiyor. Eski uygulamada paf takımda 19 yaş altı oyuncular oynuyor, 19-22 yaş arasına 3 kontenjan hakkı tanınıyordu. A2 liginin ''Rezerv lig'' olmasıyla üst yaş sınırı kaldırıldı. Takımlara 2'de yabancı hakkı verildi ki bu sayede 6+2+2 hikayesi de biraz anlam buldu. Böylelikle sakatlıktan çıkan oyuncular Rezerv lig'de kondisyon bulabilecek, Kadroya giremeyen oyuncular maç kondisyonu kazanabilecek. Fenerbahçe Güiza' yı tribünde oturtmak yerine burada deneyebilecek. Sakatlıktan çıkan Özer burada kondisyon kazanabilecek. Yabancılarla sorun yaşayan Beşiktaş 2 yabancıyı tribünde oturtmak yerine burda kullanabilecek. Rezerv ligdeki gençler A takımdaki oyuncularla desteklenmiş ve yaş sınırı olmayan bu ligde kendilerini daha iyi gösterebilecekler. Umarım Kulüpler bu harika uygulamayı hakkıyla kullanırlar ve Türk futbolunda genç oyuncular kaybolup gitmez. Bizde C.Ronaldo' nun oynadığı genç takıma bizim, genç takımımız 3 attı 5 attı diye hayıflanmayız. Avrupa'nın bir çok ülkesinde Rezerv lig usulune göre uygulanıyor ve doğru sonuçlar veriyor. Ülkemizde de gereken önem verilirse genç oyuncular parlamadan sönmez ve bu tarihi adım Türk futboluna hayırlı olur.

Read more...

Uçan Hollandalı Edgar Davids

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Futbol izleyicisi olarak saha içinde biraz sıradışı olan karakterleri pek tutarız. Edgar Davids'te o renklerden biriydi. Surinam asıllı Hollanda efsanesi gözlükleriyle gönüllere taht kurmuştu. Tatlı sert oyunu, sert şutları, dinamizmi ile formasını giydiği her takımın orta sahasını toparlardı. Dile kolay 504 kez forma giydi muhtelif takımlarda. 2005'ten bu yana hasret olsa da Ülkesi adına da 74 kez forma giydi. Seedorf gibi yüksek irtifada uçan Hollandalılardan. Ajax, Milan, Juventus, Barcelona, Inter, Tottenham derken artık yoruldum dedi ve 2.Ajax seferi yaptı. 2008'den bu yana futbol oynamıyor ancak jübile de yapmadı veya futbolu bıraktığını da açıklamadı. 37 yaşındaki Davids tamam değil devam dedi ve uçmaya devam kararı aldı. Crystal Palace ile transfer görüşmesi yapan Davids İngiltere'ye ve futbola şok bir geri dönüş yapma hazırlığında. Bazılarına uçmak yakışıyor. Davids'te onlardan biri.

Read more...

Fenerbahçe'nin birikmiş sorunları

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Young Boys maçından sonra Aykut Kocaman'ın ''birikmiş sorunlarımız var'' cümlesi bütün hafta yorumlandı. Alex'in artık takımda çeteleşme yaptığından, yaşlandığından, mücadele etmediğinden bahsedildi. Artık Semih Şentürk'ün de ayrılması gerektiği konuşuldu. Fenerbahçe ise Antalyaspor karşısında bu iki oyuncu ile maçı kopardı yarım saatte. Zico'lu Fenerbahçe'nin puan kayıplarında ilk dikkat ettiğim husus Zico'nun sorunları tespit edip edemediği idi. Zico maçtan hemen sonra basın toplantısında herşeyi çözmüş olarak konuşuyordu. Aykut Kocaman'da bu yönüyle başarılı olma yolunda 1-0 önde başladı esasen. Hafta içi Bilica'nın kontrolsüzlüğünden, üstü kapalı da olsa Santos ve Baroni'nin kondisyon ve formsuzluğundan, golcü isteğinden, Alex ile sorundan, Gökhan Gönül'ü stoperde oynatmanın defansın boyunu kısaltmasından bir çok noktaya 'nokta' koyacak türden açıklamalar yaptı. Dün Fenerbahçe adına önemli gelişmelerden birisi takımın yardımlaşması ve iştahıydı. Alex ile de oluyormuş göründüğü gibi hemde çok iyi oluyormuş. Sorunun Alex'te değil Onun sağında, solunda, arkasında ve özellikle önünde oynayan oyunculardaydı. Kabul etmek gerekir ki Antalyaspor'un da kondisyonu ve yeterliliği yerlerdeydi. 15 dakikada 2 gol iyice dirençlerini kaybettirdi. Futbol biraz da özgüven işidir. Fenerbahçe buna benzer 3 galibiyet daha alsa arka arkaya zaten kimse sorunları konuşur olmaz. Ancak orta saha da dirençsizlik, Santos'un sol bekte Caner'den ne fazlası olduğu gibi küçük sorunlar bir yana Fenerbahçe'nin biriken sorunları içinde en önemlisi Alex-Semih uyumundan yararlanamaması. Birbirlerini  çok iyi tamamlayıp takımın tamamını işin içine katıyorlar. Ağustos ayı Fenerbahçe'de bir çok şeyi değiştirecektir her zaman olduğu gibi. Gidenler, gelenler, tatsız mağlubiyetler eksik olmaz Ağustos'ta

Read more...

Guti uçuyor

Henüz 2009/2010 sezonu bitmemişti ki Guti'nin Galatasaray'a geleceği haberi hem İspanya'da hem Türkiye'de çıkmıştı. O zaman aklıma ilk gelen tespit şu olmuştu. Eğer Guti gibi kariyeri boyunca 500'den fazla maça çıkmış dünya çapında bir yıldız Türkiye'ye geliyorsa harika olur. Ancak Beşiktaş'ın Guti'ye öylesine ihtiyacı vardı ki. Guti'yi Beşiktaş almalı demiştim. Ricardinho, Delgado, Tabata, Yusuf hiçbiri o yaraya merhem olamamıştı. Guti'nin tek başına Beşiktaş'a çok şey katacağı açık. Henüz ilk resmi maçında 23 yeni transferle sezona başlayan ligin yeni takımı Bülent Uygun'un Bucasporu karşısında yapması gerekeni yaptı. Atığı gol pası Guti'nin yapmayı en sevdiği şeylerden birisi. Top Bobo'nun önüne düştüğünde şiddeti azalmış ve tam Bobo'nun gol vuruşu yapması için elverişli hale gelmişti. İşte bu pozisyon bile tek başına Guti & Beşiktaş ilişkisinin neler yapabileceğine ilişkin bir ipucu veriyor. Bu yeni Beşiktaş albümünün ilk resmi ve sene içinde Guti'nin liderliğinde çok pozlar vereceklerdir.

Read more...

Galatasaray'ın Sivas deplasmanı


Sivasspor 1.lige çıktığı günden bugüne Galatasaray rahat etmedi Sivas'ta. Hani ağız tadıyla aldığı 5-3'lük bir galibiyet var ki şampiyonluk getirmişti. 2007'de son dakikada yenilen golle Fenerbahçe'yi şampiyon ilan etmişlerdi adeta. Galatasaray'da gelen giden tüm transferlere rağmen en istikrarlı oyuncunun Mustafa Sarp olması düşündürücü. Transferde kendi tarihi açısından son 10 yılın en büyük açılımını yapan Beşiktaş bu sene iddialı. Geç kalmayı adet edinen Fenerbahçe bile kadroyu üç aşağı-beş yukarı şekillendirdi. Galatasaray ise zaten zayıf olan orta sahasını daha da zayıf hale getirdi. Lorik Cana bu bölgenin adamı ancak yanında oynadığı oyuncuların performansı önemli. Elano'nun durumu belirsiz. Bu bölgeye geçen yılın sonundan bu yana istediği transferi yapamadı Rijkaard. Tabi transferi Rijkaard mı yapamıyor bu durumdan mesul yönetici mi yapıyor yada yapamıyor bir muamma. Fenerbahçe'de görünen bir kaleci sorunu var zira Volkan Demirel'in arkasında Onu en azından aratmayacak iyi bir yedek yok. Galatasaray'da ise as kaleci yok adeta. Eleştirilerden kendini kaybetmiş Aykut yerine Ufuk denense belki daha az sorun yaşayacaklar bu bölgede. Bütün hücum gücünü Arda ve Kewell'a bırakmış sonucu bekliyor adeta takım arkadaşları. Hafta içi Ankaragücü'nün sağlık ekibini transfer ettiğini duyduk Galatasaray'ın artık sakatlıklar sorun olmayacak diye düşündü her Galatasaray'lı da. Sivas deplasmanında Lucas Neill'in harika pası, Arda'nın ortasıyla sonuçlanan bir büyük takım golü izletti bize Galatasaray ancak ne oyunu ne skoru tutacak organizasyonu gösteremediler. Galatasaray çok basit hatalar yaparak avantajını kaybediyor oyun içinde. Bu basit hataları az yapan Sivasspor'da basit oynayan ve Galatasaray dahil oynamadık takım bırakmayan Ceyhun Eriş skoru ortaya çıkaran adam oldu. Sivas deplasmanı bir kez daha Galatasaray'ın başına bela oldu.

Read more...

Fransa'da Caen çıktı

110.000 kişilik bir şehrin mütevazı bir takımı Caen. Kuruluşu 1913. League 1 denilen Fransa 1.ligine ilk kez 2003/2004 sezonunda katıldıklarında akıllarında tek başarı var o da deplasmanda alınan 3-2'lik Marsilya galibiyeti. Kaderin garip bir cilvesi olsa gerek bu yıl Fransa'da ikinci kez 1.lige yükselen Caen ilk maçında yine Marsilya deplasmanındaydı. Caen lige merhaba diyerek geçen yılın şampiyonu ve Fransa'da 9 şampiyonluğu bulunan Marsilya'yı kendi evinde 2-1 yendi. Bu onları 2003/2004 sezonuna götürmüştür. Ancak otoriteleri şaşırtmakla kalmayıp şok eden performansları ise bu hafta oldu. 21.500 kapasiteli kendi evleri Michel d'Ornano stadında Fransa'nın son 10 yıldaki en başarılı ve arka arkaya 7 şampiyonluk kazanan takımı Lyon'u 3-2 yenmeleri ile gerçekleşti. Kadrolarına baktığınızda yabancı sayısı yok denecek kadar az olan bu mütevazı takım, İngiltere Premier liginde Hull City'nin iki sezon önce yaptıklarını yapabilecek mi göreceğiz. Ancak geçen yıl uzun süre şampiyonluk kovalayan Montpeiller'i de geçerlerse kendilerine küçük bir şöhret yapmış olacaklar.

Read more...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP