Related Posts with Thumbnails

Rijkaard'ın Galatasaray'ı

23 Temmuz 2010 Cuma

Günümüz futbolunun Husain Bolt'ları ve adı kalbimizde efsane olmuş bir çok yıldız şampiyonlar ligi kupası göremiyor, çoğu göremeden futbola veda ediyor. Galasaray teknik direktörü Rijkaard ise hem futbolcu hem teknik direktör olarak bu kupayı kazanmış bir isim. Yani görmüş geçirmiş bir adam ancak günümüz Barcelona'sını tek başına yarattı demek, yıllardan bu yana süregelen Cruyff etkisini ve geleneksel Barcelona kültürünü boşa saymış olmaktır. Nasıl ki Galatasaray'da kural olmasada temayül esasına göre başkanlar mektepli olur, Barcelona'da da Hollanda ekolü buna benzer. Rijkaard, Galatasaray'ı Barcelona yapmadı, yapmak için de uğraşmıyor. Rijkaard kendine has sistemini Barcelona'da uyguladı başarılı oldu. Galatasaray'da da bunu yapıyor.  Bir gün burada işi bitse Marsilya'nın, Porto'nun başına geçse de muhtemelen aynı yolu aynı taktiği inceleyecek. Rijkaard hata yapmıyor mu? Elbette yapıyor. Rijkaard Barcelona'da da hatalar yapmıştı, burada da yapabilir doğaldır. Ancak Galatasaray'ın genç takımları bile bugün A takımıyla aynı taktiği oynuyorsa, altyapıya Hollandalı iki hoca geldiyse, genç takımda oynayan genç oyuncu A takımla maça çıktığında aynı taktiği oynuyorsa burada bir sistem var demektir. Elinizde Xavi, Iniesta en kötü Marquez olması ile Servet, Mustafa Sarp, Barış Özbek olması aynı şey değil. Rijkaard'ın sistemindeki gibi hücum futbolu oynayan takımlarda savunma biraz gösterişsiz kalabilir kabul ancak orta saha da çöle dönmez. Geçen yıl bu sıkıntı Elano ile çözülmek istendi ancak tutmadı. Bu yıl Lorik Cana transferi ile yine bu bölge güçlendirilmeye çalışılıyor. Rijkaard Galatasaray'da kupa kazanmadı ama mental bir değişiklik yapıyor ve bunu camiaya kabul ettirmeye çalışıyor. Bu sadece Galatasaray için değil Türk futbolu içinde kupa kazanmaktan daha değerli şüphesiz. Derwall'in ektiklerini biçen Galatasaray'ın 1996-2000'li yıllar arasında neler kazandığı ortada. Kazanılan kupalar malesef Galatasaray'a uzun vadede birşey kazandıramadı ancak Türk futbolunu Avrupaya açtı. Tugaylar, Nihatlar, Tuncaylar bu ivme ile çıktılar Avrupa arenalarına. Galatasaray keyif vermiyor burası açık ancak tüm bunlara rağmen taraftar Rijkaard faktörüne güveniyor. Kulübün mektepli olmayan ender başkanlarından Adnan Polat onun için şu ifadeleri kullanıyor; ''Ben Rijkaard'ın işine karışmam, soyunma odasına girmem. Ama gerekirse hesap sorarım. İddiamızı kaybettiğimizde hocanın üzüntüsünü görünce ekstra birşey demek istemedim.'' Rijkaard yönetim ve başkan tarafından da, taraftarlarca da destekleniyor. Takım kötü de gitse Rijkaard'a güvenleri tam. Bir hocanın başarılı olması için gereken olmazsa olmaz bir durum. Rijkaard bir Hollandalı ve biz bir Hollandalı'nın futbol hakkındaki yorumlarını analizlerini ilk Van Hooijdonk'ta gördük. Daum-PVH olayı bile bize ters geldiğini anlamamız için yeter. Ancak bize ters gelmesi işe yaramaz olduğunu ifade etmiyor. Rijkaard doğru yolda. Savunmayı düzenledi. Orta sahayı güçlendirme çalışmaları sürüyor -sezona Sarp-Cana-Barış-Ayhan 4'lüsü ile girmeyeceğini varsayarak- hücum hattının Keita ile çok güç kaybetmediğini düşünenlerdenim. Harry Kewell ise büyük fark yaratacaktır o bölgede. Rijkaard'ın Galatasaray'ı iyi durumda değil ama iyiye hemde çok iyiye gidiyor. Tabi ara sıra Serkan Kurtuluş'un sol bek, Hakan Balta'nın stoper oynadığını düşünmezsek. Onlarda nazar boncuğu olsun.

0 yorum:

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP