Related Posts with Thumbnails

Ronaldo evine döndü

30 Haziran 2010 Çarşamba

Portekiz kupaya sadece bir gol yiyerek veda etti. 2006 yılında yarı final yapmıştı .Bu turnuvada da ölüm grubundan çıkınca 2006'daki rekor geliştirilir bir hayal gerçeğe dönebilir mi sorusu geldi akıllara. Portekiz'in öyle yada böyle final oynamak için yabana atılmayacak kalitede oyuncuları var. İyi bir kadroya sahip olmak Dünya kupalarında şampiyon olmak için tek şart değil tabi.Kupaya veda eden büyük takımlardan da anlaşılacağı üzere. Portekiz'i tehlikeli yapan takımdaki kazanma ruhu teknik direktör yada C.Ronaldo değil. Oyuncular birbirleriyle en uyumlu oyuncular. Bir arada ilk defa oynasalar bile yabancılık çekmezler çünkü oyun yapıları birbirini tamamlar nitelikte. Bruno Alves-Carvalho arasında gördüğümüz uyumu, Ronaldo-Simao arasında rahatça görebiliyoruz. Deco ve Bosingwa gibi üst düzey, Nani gibi patlamaya hazır bomba oyuncuların yokluğunda dahi İspanya'yı geçme ihtimalleri vardı. Elemelerde bizim grubumuzda yer alan Bosna'yı play-off'ta geçerek geldiler buralara. C.Ronaldo gibi dünyanın en popüler oyuncularından birine sahip bu takım, Avrupa'nın Brezilyası yakıştırmasına uygun gösterişli oyunculara sahip ancak Pauleta ve Nuno Gomes gibi bir golcülerinin bile olmaması önlerini adeta tıkadı.Futbolda ne yaparsanız yapın topu 7 metre 32 cm'lik kaleden içeri gönderemiyorsanız yaptıklarınız unutulur. Kimse 1950'de Uruguay gruplarda nasıl oynadı diye düşünmez ancak attıkları goller ve kazandıkları kupa unutulmaz.

Carlos Queiroz ismini çok detaylı takip etmeyenler için kısa özet. Manchester United'da Alex Ferguson'un yardımcısı iken 2003/2004'te Zidane ve Figo'lu efsane Real Madrid kadrosunun başına geçince ismi ilk kez gündeme geldi. Tabi değişmeyen kural; Real Madrid teknik direktörü iseniz adınız her zaman gündemden düşmez. Del Bosque'nin şampiyonlar ligi şampiyonu yaptığı kadro ile 10 aylık Real Madrid macerası sonrası kovuldu. Macera aramadı Ferguson'un kanatları altına girdi.Manchester'ın yardımcı hocasından Real'e teknik direktör olur mu demeyin.Jose Mourinho'da yardımcıydı.Makalele'yi satmak istemedi. Şimdilerde Real'in 30 milyon euroya aldığı Pepe'yi 2 milyon euro iken almak istedi. Yapmak istediği hiçbirşeyi yapamadı desek yeridir. Queiroz zirveden başlamanın cezasını çekti. Bugün bile bunun etkileri görülüyor onun üzerinde.

İspanya ise bu maçla biraz daha vites yükseltti. İnsanın aklına gayri ihtiyari şu soru geliyor. Villa atmasa yada sakat olsa İspanya'yı kim sürükleyecek. Del Bosque sağlamcı olmayı tercih ediyor kupada. Ancak Xavi-İniesta-Xabi Alonso'ya rağmen Sergio Busquets zaman zaman takımın balansını bozuyor. İnsanlar İspanya'dan göze hoş gelen futbol bekliyor ancak İspanya sonuç odaklı gitmeyi tercih ediyor. Kabul edelim ki Xavi-İniesta'da kupada %100 değiller. Xavi Portekiz karşısında %40 oynadığında bile neler yapabileceğini gösterdi. Bu sağlam şablon İspanya-Portekiz maçının skorunu da belirledi. Pozisyon vermediler.Savundular.Sabırlı davrandılar.Villa attı ve kazandılar.Atılan tek golün de ofsayt olması kupa boyunca yaşanan hakem rezaletlerinin son halkası oldu.

Ronaldo maçı alamadı ama o işler Maradona ile bitti.Takım arkadaşları iyi olmayan oyuncu tek başına maç kazandıramaz. Kupa kazandıramaz. Maradona ile biten bu süreçte ne Messi ne Ronaldo rüzgarı ters estiremez gibi gözüküyor.

Xavi, FIFA tarafından maçın adamı seçildi, ancak dünya futbolu yeni ve sıradışı bir sol bek kazandı...İzlerken Maicon'un sol bek versiyonu diyebileceğiniz yaldır yaldır hücuma çıkan bir sol bek... 1988 doğumlu Fábio Coentrão...

1 yorum:

Oğuzhan dedi ki...

Ronaldo veya portekizin üstüne yapışmış bir bencillik mevcut. ronaldo 40 metreden şut çekiyor etrafta tüm arkadaşları boş durumda dururken. simao da öyle. turnuva boyunca bu büyük oyuncunun(Ronaldo) farkını göremedik. Büyük ihtimalle sezonun yorgunluğudur yada kendini dünyanın en büyük futbolcusu gördüğü için sıkmamıştır.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP