Related Posts with Thumbnails

Altın jenerasyon çöpe gitti

29 Haziran 2010 Salı

Dünya kupası tarihi boyunca kendi evinde kazandığı kupa dışında çeyrek finalden sonrasını göremeyen ülkedir İngiltere.Avrupa Şampiyonasında da durum farklı değildir. Yine kendi evlerinde düzenlenen EURO 96'daki yarı final en iyi dereceleridir. Amerika 94'e katılamadılar.Fransa 98'den bu yana toplam 4 kupada 18 maçta sadece 8 galibiyetleri var. Bu 4 kupada en fazla çeyrek finale zıplamışlar ve sadece 22 gol atabilmişler. Avrupa şampiyonasında da tablo aynı. EURO 2008'e Wembley'deki Hırvat baskını  sekte vurmuş, ondan önceki iki kupada ise 7 maçta 3 galibiyet almışlar. Maddi değeri 300 milyon euro olan İngiltere'nin istatistikleri ile İngiliz futbolu tezat oluşturuyor. İngiliz takımlarının başarıları ve premier ligin kalitesi bu ligden daha iyisini yapacak 23 kişinin hiç çıkamamış olması acaba hiç çıkamayacak mı sorusunu da sorduruyor. 

Tam 12 yıldır kağıt üstünde her kupanın doğal favorisi kadroları da artık sonu gördü. İnsanlar Ferdinand,Terry,A.Cole, Gerrard,Lampard gibi yıldızların bir arada olduğu bir takımın adını duyunca bile bir kaç dakika düşünüyor. Bu altın jenerasyon İngiltere'ye hiçbirşey kazandıramadan çöpe gitti malesef. Yaşları 30 ve 30'un üstüne gelen İngiliz yıldızlar büyük bir ihtimalle son dünya kupalarını oynadılar. En fazla bir Avrupa şampiyonası fiyaskosu daha kaldırabilirler.

Premier ligdeki oyuncu profilleri İngiliz milli takımını dream team yaptı ancak takım yapamadı. Oyunu iki yönlü oynayan, defansif yönünden çok tempo ve sürate önem veren orta saha oyuncu profilleri, Gerrard ve Lampard'ın arkasında oynayacak en azından bir Diaby,Ramires,Diarra,Essien yetişmesini engelledi.Arsene Wenger ile premier ligde bazı şeyler değişti.İngiliz takımları Hakan Şükür'lü milli takım gibi uzun toplarla  ileri şişirip gol aramak yerine topu yere indirmeyi öğrendiler. Top yere inince Wenger, Ferguson ve Mourinho taktikleri ve anlayışları ile bu ligin kalitesini fezaya çıkardılar. Avrupa kupalarına son 5 yılda ambargo koymaları tesadüf değil. Ancak son yıllarda premier lig de kalite kaybı  yaşıyor. 2009/2010 premier liginde de açıkça görülüyor ki artık puan tablosunun üstü ile altı arasında uçurumlar devasa boyutlara ulaştı. Bu durum da ligin kalitesine darbe vuruyor.

İngiliz milli takımının Almanya'ya elenmesini bekleyebilirdiniz ancak 4 gol yiyerek hezimete uğraması, Gerrard, Lampard, Terry,Ferdinandlı bu jenerasyonu çöpe attı. İngilizlerde olayın şokunu yaşıyorlar.Kah Blatter'e verilmeyen golden dolayı veryansın ediyorlar, kah Capello'ya bunun için mi yılda 6 milyon euro alıyorsun diye isyan ediyorlar. Ancak bir süre sonra ki çok uzun bir süre sonra olmasa gerek, İngilizler bu oyunun kurallarını değiştireceklerdir. Çünkü Kupadaki Almanya, Brezilya, Arjantin değişenin kazanacağını, Fransa, İtalya ve İngiltere ise değişmeyenin kaybedeceğini gösterdi tüm dünyaya. Evet değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. İngiltere ve İngiliz futbolu yol ayrımında. Sahip oldukları en verimli  ve Avrupa kupaları görmüş bu jenerasyondan bir final bile çıkaramadılar.Artık ya değişecekler ve değiştirecekler ya da yok olacaklar.

90'lı yılların başında internet patlaması yokken en ufak bilginin çok kıymetli olduğu yıllarda Almanya'dan gelen Türkler anlatırdı; '' Almanlar bir ürün alır eskirse direk çöpe atar, yenisini alır. TV olsun, mobilya olsun eskirse direk çöpe gider. Vay be adamlar eskiyince çöpe atıyor'' derdik. Evet yıl 2010 adamlar eskiyince hala çöpe atıyor.Tıpkı İngiltere'nin altın jenerasyonu gibi.

Küçük bir ek : İngiltere milli takımının 23 oyuncusunu yaş toplamları 656 oyuncu başına yaş ortalaması 29. Bu oyuncuların milli olma sayısı 876.Yani oyuncu başına 38 maç düşüyor. Bir premier lig sezonunda bir oyuncu sadece ligde 38 maça çıkıyor.İngilizler her kupaya tadımlık katılabildiğinden rakamlar son derece ürkütücü. Oysa ki 24 yaşındaki Rooney'in sadece avrupa kupalarında oynadığı maç sayısı 54. Evet İngilizlerin dediği gibi football is coming home...

0 yorum:

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP