Related Posts with Thumbnails

Millwall geliyor...

31 Mayıs 2010 Pazartesi

İngiliz futboluna uzak olanların Green Street Holiganları filminden öğrendiği İngiltere'nin en köklü ve en sabıkalı kulüplerinden biridir Millwall. Takımları dışında herşeye karşı olan bu grubun can düşmanları West ham united. Elbette medya, güvenlik görevlileri ve diğer tüm Londra takımlarıda bu nefret listesinde yer alıyor ancak West Ham düşmanlığı son derece güçlü kin duyguları ile örülmüş. Bu iki kulüp dünyanın en eski derbilerden birinin sahibidir. Bölgede geçiminin çoğunu tersanecilik ile gideren halk Thames Iron ve Millwall Iron works... İşte bu iki büyük tersane işçileri arasındaki sosyolojik, maddi ve manevi anlaşmazlıklar günümüze kadar gelmiş ve zaman zaman şiddetin dibine vurulduğu bir rekabet ortaya çıkmıştır. Tabi Division 1 takımı olan ve Londra takımlarından nefret etmekte zirve yapan Millwall, Premier lige uzak olduğundan ezeli düşmanları ile ancak FA Cup mücadelelerinde karşılaşabilmektedir. Premier ligin güzel bir hayal olduğunu düşünen bu takım Division 1'den Championship'e yükseldi. Tribünde adam yakmaktan, ölümcül bıçaklamalara kadar suç dosyası kabarık bu haşarı takımın 2006'dan sonraki ikinci sıçraması ve artık Premier Lige sadece bir adım kaldı onlar için.Geçen yıl West Ham ile oynanan kupa maçında çıkan olaylarda adeta kan gövdeyi götürmüştü. Wembley'de Swindon'ı 1-0 yenerek elde ettikleri zaferi 73.108 kişinin izlemiş olması acaba bir mesaj mı?

Read more...

Penaltı atma rehberi

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Dünyanın en ünlü futbolcularını dahi baskı altına alma özelliği olan bu 11 metrelik vuruş takımların, oyuncuların kaderini belirlemektedir. Penaltı deyince Beckham'ın Türkiye'ye karşı Kadıköy'de tökezlemesini de hatırlayabilirsiniz, Alan Shearer'ın hangi ara vurdu diye düşünürken topun üst köşeden aşağı süzülüşünü de hatırlayabilirsiniz. UEFA tarafından hazırlanan ve UEFA 'nın resmi internet sitesinde de yer alan bu videoda penaltı atma tekniklerini sırasıyla göreceksiniz.Videoda bahsedilen ilk teknik topa sert vurmak tabiri caizse abanmak. Bunun tekniği olur mu demeyin izleyince sert vurmanın da bir tekniği olduğunu göreceksiniz. Bahsedilen ikinci teknik ise topa falso verme.Kalenin sağ ve sol köşelerine falsolu vuruşlar. Bir başkta teknik ise halk diliyle''90' a takmak'' ve kale yan direk diblerine vurmak.Videoda geçen son teknik ise C.Ronaldo'nun topa gelirken adeta esas duruşa geçip sonra hamle ile topu kaleye göndermesi tekniği.Bildiğiniz üzere bu stil bir başka portekizli Figo'ya aitti.PES serilerinde penaltı atma stillerine bile giren bu stil ile kaleciyi şaşırtmanız ve gol yapma şansınız bir hayli yüksek. Her teknik için geçerli olan en önemli kural ise kalecinin boyunu hesap edip yerden veya havadan kalecinin uzanamayacağı köşelere topu göndermek. Penaltı deyince akıllara bir çok oyuncu gelir elbette. Del Piero, Shearer, Totti, Van Persie, Lampard, Pirlo, Ronaldinho, Alex De Souza, Gerrard, Zidane... penaltıyı tekniğine göre atan bu oyuncuların sayısı uzar gider ancak Roberto Baggio'yu unutmak olmaz. ABD 94 Dünya kupasında kaçırdığı penaltı belki de dünya futbol tarihinin en dramatik anlarından biriydi. Attığı değil kaçırdığı penaltı ile dünya futbol tarihine geçti.

video


Read more...

1970'den günümüze dünya kupaları resmi maç topları

28 Mayıs 2010 Cuma

Dünya kupaları TRT ekranlarına bir ay boyunca kilitlenmenin yanı sıra bir çok güzel anı bırakır akıllarda. Campos'un kendi üretimi rengarenk kaleci kazaklarından, 78 maradona efsanesine, pele ve diğerlerinden, kendi kalesine gol attığı için öldürülen escobar'a, bebeto'nun kendine has gol sevincinden, fransız devrimine... acısıyla tatlısıyla bir çok anı bırakmıştır akıllarımızda, işte o unutulmaz maçların oynandığı resmi maç topları da unutulmaz anılar arasındadır. 2010 dünya kupası öncesi dünya kupaları resmi maç toplarını hatırlayalım. Herkesin bir favorisi vardır elbette...

1970 Meksika - The Telstar
Adidas'ın ilk resmi dünya kupası topu.Deri ve üstünde siyah-beyaz 32 panel bulunmakta.


1978 Arjantin - The Tango
3'lü ve birbirine benzeyen cisimleri ile büyük beğeni toplayan tango 20 panele sahipti.



1982 İspanya - Tango Espana
78 dünya kupası topunun geliştirilmiş versiyonu.78'deki top çok beğenildiği için az oynama ile bir çok kupanın maç topu dizaynını etkilemiş.



1986 Meksika - The Azteca
İlk poliüretanlı top.



1990 İtalya - The Etrvsco
4 yıl sonra avrupaya gelen kupada top çok değişikliğe uğramamış ve 86 meksika resmi topunun üzerinden gidilmiştir.



1994 Amerika - The Questra
Teknoloji yavaş yavaş devreye girer ve yumuşak 5 ayrı maddeden oluşur 94 Amerika resmi maç topu.



1998 Fransa - The Tricolore
Kırmızı, mavi ve beyazdan oluşan 98 dünya kupası topu ilk çok renkli top olmuştur.



2002 Japonya-Güney Kore
Milli takımımızın turnuvaya katılmasının yanı sıra PES serilerine de dahil olan ve farklı stilde falso alan Fevernova resmi topları son derece şık ve etkileyiciydi.



2006 Almanya - The Teamgeist
Almanya 2006'da teknoloji ve zerafet öndeydi.



2010 Güney Afrika - The Jabulani
8 farklı materyalden yapılan topa yön verme üstüne çalışılmış 2010 dünya kupası resmi maç topu Jabulani yöresel dilde kutlama anlamına gelen bir kelime.

Read more...

Barcelona 2010-2011

27 Mayıs 2010 Perşembe

Barcelona 2010-2011 sezonu formalarını tanıttı.Hatta formaları adeta David Villa ile tanıtmıştı. İç saha formaları modern çizgilere sahip ancak deplasman forması bir çok eleştiriyi beraberinde getirecek gibi. Barcelona tarihinde ilk kez olan nane yeşili renklere sahip forma ile Barça iskoç takımı Hibernian'ı anımsatacak. Her ne kadar Messi, Iniesta, Xavi, Villa gibi yıldızların giydiği forma göze batacak en son şey olsa da Barcelona deplasman formalarında geçen yıl olduğu gibi hedefi şaşmış gözüküyor.Yine de bu formalardan birine sahip olmak isterseniz 56,94 euro'yu gözden çıkarmalısınız.



Read more...

Fransa'nın yediği her gole bedava pizza

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Yıllar geçse de unutulmayacak anlar vardır ya futbolda onlardan biri de hatırlanacağı üzere İrlanda-Fransa dünya kupası eleme maçında son dakikalarda Henry'nin bariz olarak elle düzeltip boş kaleye arkadaşına çıkardığı pas ile İrlanda'nın dünya kupası hayallerini bitirmesi hadisesi. Olayın üstünden uzun zaman geçse de bu olay son derece ilgi çekici bir protesto ile gündeme tekrar geldi. Pizza Hut İrlanda, Henry'nin pozisyonunu slogan yapıp''el olayını hatırlıyormusunuz'' diyor ve Fransa'nın dünya kupasında yiyeceği her gol için ücretsiz pizza veriyor. Pizza Hut'ın sistemi şu ; Fransa gol yediği anda şirketin facebook sipariş sayfasında ücretsiz pizza tuşuna basıp siparişinizi vermiş olacaksınız. Ancak bu kampanya 350 pizza ile sınırlı, yani en fazla 350 taraftar bu kampanyadan yararlanabilecek. Bu açıdan bakınca Pizza Hut'ın çok popüler ve boykot garanti bir konu üzerinden elde edeceği gelir ve kampanyanın dünya çapında getirdiği tepkileri düşününce bu dahiyane fikri ortaya atan Pizza Hut yetkililerinin de Henry'den bir farkı olmadığı ortada.


Read more...

Şampiyonlar Ligi 2010

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Tüm dünyada geniş yankı bulan ve İnter'in şampiyonluğu ile kapanan Şampiyonlar ligi 2010'da arka planda kalan önemli istatistiki bilgilere göz atalım. Her ne kadar Alex Ferguson ''istatistikler mini etek gibidir, çok şeyi gösterir ama asıl görünmesi gerekeni göstermez'' buyursada istatistiklerin futbol için hele böyle büyük bir organizasyon için önemli olduğu aşikar. Şampiyonlar ligi 2010'da detayları belirleyen bazı istatistiklerde liderin şampiyon İnter olmamasının cevabı Mourinho'nun şampiyonluk iksiri olduğunu düşünelim. Şampiyonlar liginin bu yıl gol kralı 8 golle Messi. C.Ronaldo onu 7 golle takip ediyor Messi-Ronaldo kapışması burda da göze çarpıyor.Gol atmaktan çok attırmayı sevenlere geçelim asist kralı Wesley Sneijder 6 asist ile Hollandalı zirvede. Listede 5 asist ile 3.olan Gilardino ile 4 asist ile 4.olan Fabiano forvet olmasına rağmen listeye girerek güzel bir şampiyonlar ligi sezonu geçirdiğini gösteriyor.


Kulüp bazında bazı önemli istatistiklere geçtiğimizde Arsenal 2,1 gol ortalaması ve 21 gol ile zirvede.Bayern(21),Man.Utd.(21) ve Barcelona (20) onları izleyen takımlar. Bu bölümde en dikkat çekici istatistik finalist Bayern'in yediği 15 golle, 19 gol yiyen Debrecen'den sonra en çok gol yiyen 2.takım olması.Toplamda 543 dakika ile en çok topla oynayan takım maç başına 45 dakikaya tekabül geliyor.Yuh artık diyor insan her maçın bir yarısında tamamen topa sahipler.Bu bölümde 452 dakika ve maç başına 35 dakika ile Bayern 2.sırada.Şampiyon İnter ise 339 dakika ve maç başına 26 dakika ile 3.sırada yer alıyor.


Inter 196 faul ile en çok faul yapan takım maç başına 15,08 ortalamaları var.185 faul ile Lyon 2.sırada yer alırken, Bayern 169 faul yaparak 3.sırada. En çok faule maruz kalan takım ise 198 faul ile Bayern tabi Robben-Ribery işbirliği ile.İnter 195 faul ile burada 2.sırada.Barcelona ise 183 faule maruz kalmış sezon boyunca.

Sezonun en gollü maçı 5-2'lik Fiorentina-Debrecen maçı. Bayern'in Man.Utd'yi 2-1 yendiği maç ise 19 gol pozisyonu ile sezonun en çok gol pozisyonu yaşanan maçı. Arsenal'in Porto'yu 5-0 yendiği maç ise 17 korner ile bir maçta en fazla korner olan maç olarak istatistiklere geçmiş. Bordeaux'nun Juventus'u 2-1 yendiği maçta hakem 47 kez faul çalmış her faulde ortalama olarak oyunun 1 dakika durduğunun düşününce oyunun bir yarısının oynanmadığı gerçeği garip. Şampiyonlar ligi 2010'da en fazla gol olan dakikalar 76-90 arasında 63 gol.ilk 15 dakikada 49 gol gördük.90+'larda ise 17 gol izledik.

Oyuncu istatistiklerine geri dönelim. Messi 29 gol girişimi ile en fazla gol girişimi yapan oyuncu.20 girişim ile İbrahimoviç 2.sırada.Robben ise 19 gol girişimi ile 3.sırada yer alıyor.Diego Milito 28 kez ile en çok ofsayta düşen oyuncu. 18 ofsayt ile İbrahimoviç 2.sırada.F.İnzaghi 17 ofsayt ile kendini bizlere hatırlatıyor. En fazla faul yapan oyuncular listesinde 27 faul ile Dani Alves zirvede.Listede olması sürpriz olmayanVan Bommel tümünün kasti faul olması muhtemel 26 faul ile 2.sırada.Sergio Ramos 3.sırada 25 faul ile. Madalyonun diğer yüzü en çok faul yapılan oyuncu Bastian Schweinsteiger 30 faul ile. Robben ve Diego 29 faulle 2 ve 3.sıralarda.

1963-1964 ve 1964-1965 sezonlarından bu yana şampiyon olamayan hatta yeni adı Şampiyonlar ligi olduktan sonra kupada final bile oynayamayan İnter'in 45 yıl sonra kupaya uzanmasıyla son buluyor Şampiyonlar Ligi 2010....

Read more...

Dünyanın en pahalı 10 transferi

23 Mayıs 2010 Pazar

Söz konusu pahalı transfer olunca akıllara doğal olarak ilk Real Madrid geliyor. Sürpriz olmadığı üzere ilk 10'da 4 Real Madrid transferi var. Zirve Real Madrid'li Ronaldo'nun. Listede futbolu bıraktığı halde yer alan 3 isim de yer alıyor.

1. Cristiano Ronaldo (Manchester Utd - Real Madrid, 2009) £80 milyon
2. Zlatan Ibrahimovic (Internazionale - Barcelona, 2009) £60.7 milyon
3. Kaka (AC Milan - Real Madrid, 2009) £56.1 milyon
4. Zinedine Zidane (Juventus - Real Madrid, 2001) £45.6 milyon
5. Luis Figo (Barcelona - Real Madrid, 2000) £37 milyon
6. Hernan Crespo (Parma - Lazio, 2000) £35.5 milyon
7. David Villa (Valencia - Barcelona, 2010) £35 milyon
8. Gianluigi Buffon (Parma - Juventus, 2001) £32.6 milyon
9. Robinho (Real Madrid - Manchester City, 2008) £32.5 milyon
10.Christian Vieri (Lazio - Inter, 1999) £32 milyon

Read more...

Özel bir Final

Özel bir adam Mourinho derki; Şampiyonlar ligi, dünya kupasından daha zor. Dünya kupasında kupaya uzanan maç sayısı bile bu tezini doğruluyor Jose'nin. Avrupanın en prestijli kupasını söke söke kazandı İnter. 45 yıllık özlemi Jose Mourinho bitirdi. Ezberleri bozdu Mourinho. Bizlere teknik direktörün payının %5 olmadığını da gösterdi, maça müdahelenin kralını da, oyuncu seçimi ve taktiksel başarıyıda. Karşısında eski öğrencisi Robben'in sırtlayıp finale getirdiği Bayern var. Tıpkı Barcelona maçlarında olduğu gibi rakibini iyi analiz etmiş Mourinho. Nerede ne hamle yapacağını biliyor gibiydi adeta. Bayern'in topla fazla oynaması iştahlı ve istekli oynaması ve oyuna böyle başlaması İnter'i daha sabırlı oynamaya itti. 4'lü savunmasının soluna üst düzey bir stoper olan Chivu'yu monte etmesi. 3'lü ortasahasının önünde Pandev-Milito-Eto dan 3'lü oluşturması. Eto ve Pandev'in birer defans oyuncusu gibi top rakipteyken kendi cezasahalarında olması gösteriyor ki bu taktiksel anlayış herhangi bir futbol taktiği değil Mourinho'nun özel karışımı. Barcelona'yu 3-1 ile geçtiklerinde en büyük silahları topu aldıkları anda dikine evelemeden gevelemeden kaleye gitmeleri idi.Bu şekilde 3 gol attıkları Barcelona'ya attıklarının üç mislini de kaçırmışlardı. Dün gollerde aynı silahla geldi. Mourinho top tekniği yüksek istekli oynayan takımları böyle vuruyor. Chelsea maçında olduğu gibi. İlk golde bunun güzel bir örneği vardı. Bayern Münih'te oyunu zorlayan tek oyuncu Robben'di. Bu yılın flaş oyuncusu Müller etkisiz kaldı.Hamit Altıntop'un neden kadroya giremediği aşikar. Ne kendisinden bekleneni verdi ne de kendini ispatlayabildi. İnter o kadar sakin ve sabırlı oynadı ki maçları rakibin sol bekiyle birlikte oynayan Maicon bile yerinden kıpırdamadı. Bayern Münih'te Ribery olsa sonuç değişirdi diyenler Mourinho'nun ona önlem almayacağını düşünüyor olsa gerek. Sahada olacak herşeyi düşünüp önlem aldığı ve nasıl kazanacağını önceden belirlemiş olduğunu maç sonunda verdiği gururlu pozlardan bile anlıyoruz. Şampiyonlar ligi tarihinide değiştirdi İnter'in tarihinide..Dünya futbolunda olmak istediği yerde.

Son söz İnter'in Rocky Balboa'sı Diego Milito'ya. Keşfedilmeyi bekleyen maden gibi sabırla bekledi Zaragoza'da yıllarca.Kendisini tüm dünyaya ancak 31 yaşında ispatladı attığı 30 golle. Dün finalde golcü böyle olur, gol böyle atılır dedirtti herkese. Attığı gollerden sonra Ivan Drago ile Rusya'da karşılaşmış Rocky ifadesi şampiyonlar ligi tarihine geçti. Defanstan çıkan her top onunla buluştu. Adam geçti, mücadele etti, gol attı, asist yaptı, koştu,şut attı herşeyi yaptı. Kupa en çok ona yakıştı. Mourinho özel bir adam...Milito özel bir golcü... Şampiyonlar ligi özel bir kupa... Finali Milito yapsın: Hakettik, çok istedik, kazandık...

Read more...

Final...

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Artık demir alma günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan demiş Yahya Kemal Beyatlı... Şampiyonlar liginde de artık final günü geldi ve kupanın hangi meçhule gideceği bugün belirlenecek. Bugün aynı zamanda Mourinho'nun da gideceği gemiyi gösterecek bizlere. Final maçının oynanacağı çimlere sene başında basıp basmayacağını göreceğiz bir bakıma. 2010 finali, 2004 Porto-Monaco finalinden bu yana en sürpriz finallerden biri oldu.Sene başında ne kimse Moruinho'nun İnter'i 46 yıl sonra finale çıkaracağını, ne de Robben'in Bayern'i finale taşıyacağını kestirememişti. Bayern Münih-İnter finali bir çok açıdan basına malzeme olabilecek türden. İşin içinde Jose Mourinho varken bu çok da zor değil. Yarı finaldeki Barcelona zaferinden sonraki sevinci ona Real Madrid kapılarını açtı. Van Gaal'in öğrencisi olan Jose onunla da demeç yarışına girdi elbette. Kadrolar,form durumları,sakatlar,cezalılar bir yana final öncesi iki takımın gündemleri hep farklıydı kim bilir belki bu kazananı da belirleyici etmen olacaktır.

İnter cephesinde Moruinho'nun Real Madrid'e olası transferi günlerdir konuşulmakta. Maça bir gün kala basın toplantısında bile Jose: maça odaklandık transfere değil demek zorunda kaldı. İnter 46 yıl sonra gelen finali beklerken Jose Mourinho'nun transferi ile ilgili spekülasyonlarla hazırlandı maça.


Bayern cephesinde ise herkes maça konsantre oldu. ''Final maçı futbol oynamak isteyen bir takım ile futbol oynatmamak isteyen iki takım arasında oynanacak'' diyen ve takımını adeta tek başına finale taşıyan Robben'den, bu maç hayatımın maçı olacak diyen ve şampiyonlar liginde en skorer Bayern'li olan Olic'e her oyuncu sadece Barnebau'daki 90 dakikayı düşünüyor. İnanan kazanır derler elbet doğrudur ya İnter karşısında en büyük silahı kazanma inancı olan Bayern'i bulacak. Tabi İtalyanların en büyük silahı ise Mourinho.İşte sıradışı bir final için gerekli tüm malzemeler.

Alışılmışın dışında bir haftasonu finali. Kendi liglerinde kupa ve lig şampiyonu iki takım. Boynuz kulağı geçti mi sorusuna cevap olacak bir final.Bir Alman ile bir İtalyan'ın İspanya'daki ruleti. Kazanan sene başında Santiago Barnebau'dan gönderilen Robben'li Bayern mi? Yoksa büyük olasılıkla seneye Santiago Barnebau'da çalışacak olan Mourinho'lu İnter mi?

Read more...

Bir garip Mehmet Topal hikayesi

21 Mayıs 2010 Cuma


Kolay olmadı elbette Galatasaray'da her zaman ikinci planda tutulup bir gün Valencia'lı olmak.Mehmet Topal futboluyla, potansiyeliyle, efendiliğiyle, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile sonuna kadar hak etti geldiği yeri elbette şimdi bu güzel başarı hikayesinin trajik bir yanına göz atalım. Mehmet Topal'ın transferi için almaktan vazgeçtiği para yaklaşık 1 milyon dolardır. Valencia ile olan anlaşmasında da ilk yılda ödeme almayacaktır. Hesabında 10 bin dolar olan Mehmet ispanyadaki ilk yılında work and travel öğrencileri gibi kalıyor ve isyan ediyor Türkiye'ye dönersem adresim kesinlikle Galatasaray olmayacak diyor. Transferden sonra Aziz Yıldırım Topal'ı arıyor ve kutluyor bir ihtiyacı olup olmadığını soruyor ve kendisine kapılarının açık olduğunu söylüyor. Mehmet Topal'ın olası dönüş adreside böylelikle belirleniyor. Tüm bu gelişmelerden sonra Adnan Polat'ta unutmuyor babalık yapmayı ve kapımız sana açık diyor topal bıraktığı Mehmet'e...!

Read more...

Gollerde arıza çıktı

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Ligimiz henüz bitmedi ancak şampiyon hariç herşey belli oldu. Bu belli olan istatistiklerden birisi de gol krallığı. Kayserisporlu Makukula 21 gol atarak ligin bitmesine bir hafta kala adeta garantiye aldı tahtını. Son hafta Antalya deplasmanında da gol bulması da olası. Avrupadaki büyük ligler içinde gol krallığında en düşük rakam ligimizde gözüküyor ancak düşüklük sadece gol sayısında. Örneğin Fenerbahçenin 14 milyon euroluk fiyaskosu Güiza 10 golle giriyor sezonun son haftasına.Beşiktaşlı Bobo Türkiye kariyerinin en iyi istatistiğini yapıyor ancak gol sayısı sadece 12. Galatasaraylı Baros büyük bir bölümünü sakat geçirdiği sezonu 11 gol ile bitirecek çok büyük olasılıkla. Trabzonsporun eleştirilen golcüsü Umut 11 golle sezonu bitirenlerden. Büyük takımlardaki en büyük ve pahalı gol silahlarının dökülmesi mi yoksa avrupanın en düşük oranlı gol kralına sahip olmamız mı ironi tam bir keşmekeş. Hollanda'da Suarez 35 gol, İngiltere'de Drogba 29 gol, İspanya'da Messi 31 gol, İtalya'da Di Natale 29 golde.. Atılan gol sayılarında geride olma durumumuz ve gol krallığı listemizdeki durum tabiki de pas sayısı, şut sayısı ve girilen gol pozisyonlarında da geçerli... Neresinden bakarsanız bakın süper lig... Sahi Trabzonspor maçı verecek mi Fenerbahçe'ye !

Read more...

Liverpool the end...

2 Mayıs 2010 Pazar

Kop tribünü...Gerrard...Torres...Anfield Road...tüm bunların gerisinde muhteşem bir mazi ve bir efsane Liverpool.. Bu efsane bugünlerde ümitsiz ve yorgun...Liverpool'un başına geldiği günden beri istikrarsızlığı sistem olarak belirledi Benitez. İstanbul'da kupayı alıp kahramanlığın tadını çıkardığı günlerde bir gazetecinin sürekli değişik kadro ile çıkıyorsunuz sene başından bu yana neredeyse 3 maç bile aynı 11 ile oynamadınız sorusuna ben bu şekilde şampiyonlar ligini kazandım diyerek ilerideki olası yıkımı şüphesiz aklının ucundan bile geçirmiyordu. Sene başında transferlere harcadığı parayı herhangi bir Liverpool taraftarına verseniz muhtemelen daha dengeli ve efektif bir takım kurardı.20 milyon pounda sağbek alıp takımın Gerrard ve Torres'siz bir hiç olduğunu gözden kaçırmak harika bir taktisyen olan Benitez'in Liverpool'a belki de olası vedasındaki en büyük kabahatlerinden birisi oldu. Liverpool için olmasa da ezeli rakibi açısından final maçı olan Chelsea maçına çıktığı 11'de sol bekte Agger'e göbekte yunan kasabı Kyrgiakos, sağ bekte Mascherano, bataklık içinde açan gül misali Gerrard'ın yanında ben nereye geldim diyen ve çaresizleri oynayan Aquilani, ortaya karışık Lucas ve Kuyt gibi bir kadro ile çıkıyor. İşin garibi hatta Liverpool açısından acı tarafı işler kötüye gidince Benitez'in kurtarıcısı N'Gog ! Maça bakınca çaresizce Chelsea'nin ne yapacağını bekleyen Liverpool'da tek ümit kapısı Gerrard'ın da tadı kaçmış olacak ki enfes bir arapası verdiği Drogba perdeyi açtı! İngiliz medyası bu akşamdan başladı Bye Bye Benitez demeye...

Read more...

Ender Gelişen Osasuna Atakları...

Dillere pelesenk bir La Liga deyişi bugün Real Madrid'in mucize hayalini Barnebau'nun çimlerine gömmek üzereydiki Altın Çocuk Sezercik gibi çıkıverdi ortaya Ronaldo. La Liga puan durumu malum basket maçı gibi 90-89 devam ediyor, ancak mucizelere inanan Real Madrid'liler bu gece hayallerine son veriyorlardı. Kabul edilebilir bazı gerçekler var örneğin Real Madrid neredeyse rakiplerine verdiği her pozisyonu kalesinde gol olarak görüyor. Bugün de öyle oldu Osasuna ender gelişen ataklarından ikisini golle sonuçlandırdı ve soğuk terler döktürdü Pellegrini'ye. Pellegrini demişken birazda ondan bahsetmek gerek. Futbol menajerlik oyunlarında bile zor kurulacak bir kadronun başında ancak 300 milyon euroluk transferlerde ortasaha es geçildi. Xabi muhteşem bir pasör ancak kreatif ihtiyaç ve defansif güç konusunda tek başına yetersiz kalıyor. Elinde iki Diarra'dan birini bile kullanmıyor Pellegrini ve orta sahası yumuşak karnı oluyor Real'in. Kaka'nın takıma katılması ile daha iyi bir Ronaldo ve daha iyi bir takım oyunu izliyorsunuz sahada ancak Real Madrid PES serilerinde olduğu gibi hücum hattının bireysel yeteneklerine bel bağlıyor.Oyuna ağırlık koyacak bir ortasaha eksikliği hele hele kreatif bir ortasaha eksikliği adeta bağırıyor. Sezon sonunda mucize olurmu hep birlikte göreceğiz ancak Pellegrini'nin her halukarda gelecek sezonu göremeyeceği bir Real Madrid gerçeği olsa gerek.Üstelik bu Barcelonayı ancak ben durdururum diye bağıran bir gladyatör varken !Abramoviç, rüya kadro kurup şampiyonluğu kaçırınca Chelsea'nin başına Mourinho'yu transfer ettiğinde ''Chelsea'nin iyi bir kadrosu vardı şimdi birde iyi bir teknik direktörü var'' demişti. Bakalım sene sonu aynı beyanatı Perez verecek mi?

Read more...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP