Related Posts with Thumbnails

Chelsea bunu hep yapıyor

30 Kasım 2009 Pazartesi

Uzun süre kendi sahasında yenilmeme, ligin ilk haftasından bu yana Stamford Bridge'te gol yememe gibi rekorlarla gücün simgesi oldu Chelsea premier lig içinde bir kaç yıldır. Ligin en çok isabetli pas yapan takımı durumundalar. Emirates'te Arsenal'in kabusu oldu Chelsea. Daha geçen yıl Arsenal'e premier lig tarihilerinin en ağır yenilgilerinden birini yaşatan Chelsea bu kez 3-0'la ezdi Arsenal'i... Maçın yıldızı şüphesiz Drogba'ydı.. Attığı ilk gol estetik harikasıydı. Vermaelen 2.golde Drogba ile aynı güzellikte dokundu ve skor bir çırpıda 0-2 oldu. 4 dakikada 2 gol yiyen Arsenal arka arkaya yumruk yiyen boksör gibi oldu. 86'da bu kez harika bir frikikte izledik Drogba'yı.. Bu performansı Wenger'in moralini bozmuş olsa gerek maç sonunda '' vurduğu her topun gol olduğu bir dönem yaşıyor'' dedi. Drogba ise ''Arsenal'e karşı oynamayı seviyorum'' demekle yetindi. Bu galibiyete çok sevinen Chelsea'li oyuncular rakipleri ile aralarındaki puan farkını 14.hafta sonunda 11'e yükseltince her birisi bir beyanat verdi.Drogba dışında Lampard ''Arsenal taraftarlarına teşekkür ederim, onların tepkisi Ashley Cole'u ateşledi ve harika bir oyun sergiledi''derken, Kaptan Terry ''bu ancak şampiyonun yapabileceği bir şey'' dedi. Man.Utd ile aralarında 5 puanlık farkı koruyan Chelsea, Arsenal'e 11, Liverpool'a ise 13 puan fark atmış durumda. Drogba premier ligde 11.golünü atarak haftayı boş geçen Defoe'yi gol krallığında yakaladı.


Read more...

Merseyside derbisi Liverpool'un

Everton'ın sayısız gol kaçırdığı maçta Jo'nun iki golü sayılmadı. Moyes 2 kez gol dedi ancak ikisinde de hakemin eli havadaydı. Geçtiğimiz yıl Goodison Park'tan Torres'in bir çırpıda attığı gollerle 0-2 ile çıkan Liverpool kötü gidişine kötü giden rakibi Everton'ı yenerek son vermiş oldu.Son dönemlerde stat yapmak isteyip hükümetten izin alamayan aynı statta dahi oynamayı düşünen Everton-Liverpool ikilisinin başrol oynadığı Merseyside derbisi premier ligin diğer derbilerine göre daha yumuşak bir derbi. Rafa Benitez'in eline bundan daha güzel bir fırsat gelemezdi. 2 sıra birden yükseldiler premier ligde.Everton ve Liverpool ortak stat yerine ortak takım yapsa premier lige daha güzel bir iz bırakırlar şüphesiz. Her iki takım geçmişteki kadro ve oyunlarını mumla arattılar. Everton gol için herşeyi yaptı ancak maçın adamı seçilen Reina'yı geçemedi. Atılan iki golde de Everton'lı oyuncuların yardımı vardı. Everton rakibine verdiği bu 3 puanla düşme hattının 3 puan üstünde kaldı.

Read more...

Premier ligde haftanın görünümü

Haftanın dikkat çeken skorlarına 1-1'lik Man City-Hull City maçı ile başlamak gerek. Man.City kendi rekorunu kırdı.6 maçlık üstüste berabere kalma rekorunu 7'ye çıkardılar bu maçla. West Ham son periyodunda soğuk terler döktüğü maçı 5-3 kazandı ve yükselişini sürdürdü. Tottenham geçen hafta aldığı flaş galibiyet nedeniyle A.Villa'nın boyunun ölçüsünü alacağını düşünüp kontrollü oynadı. Tottenham'da Modric özleniyor.Woodgate ilk kez Ekim ayında forma giydi. Yine de Villa deplasmanından alınan 1 puan kayıp görülmemeli.Wolver çöküşe devam ediyor.Bu hafta Birmingham'a dağıttılar bayram şekerini. Yakın zamanda bir Wigan faciası örneği yaşayabilirler. Chelsea farkı 11'e çıkartırken. Everton-Liverpool derbisine Reina damgasını vurdu.United Avram Grant'a 4 gollü hoşgeldin partisi verdi. Rooney ligde 10.golüne ulaştı.Kısa kısa diğer notları paylaşmak gerekirse..Bu yıl premier ligde 12 maçta 6 ve daha fazla gol görüldü...Aston Villa Heskey'in oynamadığı 3 maçıda kazandı....Arsenal Kasım ayında 5 gol yedi...Drogba son 12 maçında 11.golünü attı...Drogba Arsenal'e karşı oynadığı son 9 maçında 9.golünü attı....Arsenal en büyük rakipleri olan Aston Villa, Chelsea, Liverpool, Man City, Man United ve Tottenham ile oynadığı son 20 maçın sadece 4'ünü kazandı...


Read more...

Barcelona zirveye geri döndü

Barcelona-Real Madrid derbisi bizim derbimiz olsaydı maçtan sonra Guardiola yerden yere vurulurdu. Adnan Aybaba gibi futbol duayenlerinin ağır eleştirilerine maruz kalır. Telegol'de saatlerce tartışılırdı.Belkide Ahmet Çakar v2 yaparak Barcelona takım değil Guardiola adam değil derdi tıpkı bir zamanlar Milan takım değil Ancelotti adam değil dediği gibi.

Barcelona'nın en büyük kozunun xavi-iniesta ikilisi olduğu aşikar. Maç boyunca top kaybederken yanlış yere pas aterken görmek imkansıza yakın. Bu ikili Messi, Zlatan gibi yıldızlar olmadığında bile takımı ayakta tutabiliyor ve kazanıyorlar. Barcelona'nın rakiplere kurduğu baskı pas trafiği bilimsel olarak xavi-iniesta olarak tanımlanıyor. Iniesta zaman zaman İspanya milli takımındaki sağ açık eksikliğinden sağda bazen sol açığa yakın oynuyor.Barcelona'da da nadiren hücum gücündeki trionun solu oluyordu.El Classico'da xavi ile iniesta'nın arasını açıp son haftalardaki kafa gollerine güvenip xavi'nin yanına Keita'yı monte edip arkalarına Busquets'i koyan Guardiola bu tercihiyle milyonları şaşırtırken, Busquets hocasının bu kıyağını 62'de gördüğü kırmızı kart ile cevapladı.

Şurda şu oynasın burda bu oynasın görüşünde değiliz elbette ancak Guardiola'nın tercihleri Barcelona'nın nispeten silik bir ilk yarı geçirmesine sebebiyet verdi.19'da Ronaldo golü atsa, kimbilir belkide maç sonunda Guardiola değil Pellegrini sevinecekti. Ronaldo kariyeri boyunca 4.kez çıktığı Nou Camp'ta yine gol atmayı başaramadı. Pellegrini klasik savunma ve orta alan seçimleri yaptı. Bir çok maçta ayakta kalan Marcelo adeta Vederson'un taklidini yapıyordu. Günlerdir Messi ile Ronaldo arasında PESvari bir maç olacağını tahmin edenler hayal kırıklığı yaşadı. Maçın yıldızı Puyol ve Kaka oldu. Real Madrid ne zaman topu ayağına alsa Kaka başrolde, Puyol ise heryerdeydi. Sezon boyunca yaptığı önleme sayısını ikiye katladı adeta. Herny hala İrlanda maçının etkilerini yaşıyor ve yaşatıyor.

Dizilişteki farklılık Real Madrid'i beklediğinden daha rahat bir halde Barcelona kalesine götürdü. Ronaldo'nun forvet başlaması düşüncesi taktiksel olarak ne kadar başarılıysa, Marcelo'nun onun boşluğunu doldurması düşüncesi o kadar başarısızdı. Ferguson Ronaldo'yu o bölgede kullanarak üstüne kurduğu sistemle sayısız maçlar kupalar kazandı ancak hiçbir zaman onun bölgesinde Evra'yı kullanmadı. Real Madrid daha fazla pozisyona girmiş olsa da, Barcelona default olan pas özelliği sayesinde 10 kişiyle hevesini kursağında bıraktı rakibinin.

Zlatan İbrahimoviç'in attığı gol ise tek kelimeyle harikaydı. Alves'in maç boyunca yaptığı en etkili ortayı şut tuşuna iki kez basarak değerlendiren Zlatan bu büyük maçı boş geçmedi. Golde ofsayt tartışmalarına rağmen geçen yıl Santiago Barnebau'da oynanan 2-6'lık maçın hakemi olan Undiano Mallenco medya değerlendirlemelerinde 10 üzerinden 7 puan aldı maç sonunda. Barcelona 97.138 taraftarla sezonun seyirci rekorunu kırdığı maçta 110.yaşını da kutladı. Bu anlamlı maçla zirveye geri döndüler.


Read more...

Serie A'da haftanın görünümü

Bugüne kadar 140 maç oynanan ve 352 gol atılan İtalya Serie A'da 14.haftanın sonuçları ve puan durumu son derece ilginç. Ligin zirvesindeki İnter'i bir kenara bırakıp tabelaya baktığımızda her takımın bir üsttekini 1 maçta yakalayabileceği bir sıralama mevcut. Serie A'da bu hafta 19 gol atıldı.6 maçı ev sahipleri kazanırken, 2 maçı deplasman takımları kazandı ve 2 maçta berabere bitti. Gelecek haftanın fikstürü ise sıralamadan daha ilginç. İtalya'da gelecek hafta ligin ilk 4 sırasındaki takımları birbirleriyle oynayacaklar.
15.haftanın maçları ise şöyle

Read more...

Juventus kayıplarda

Ekim ayında aldığı Palermo mağlubiyetinden bu yana deplasmanda yenilgi yüzü görmeyen Juventus Cagliari deplasmanında 3.yenilgisini aldı ve 3.lüğe geriledi. Bu mağlubiyet şüphesiz gözleri Ferrara'ya çevirdi ancak gelecek hafta oynanacak Inter maçı Juventus için tam anlamıyla kırılma noktası olabilir. Ligde Sampdoria'nın 3 puan üstünde Milan'ın 1 puan gerisinde olan Juve kaybederse 3 puandan fazlasını kaybedecek. Sene başında Nedved'in futbolu bırakması ile işleyen düzen bozuldu adeta. Gelecekte Del Pierosuzluk sorunu çekmemek için alınan Diego İtalyanların sert oyununa alıştı denemez. Poulsen'e ne yaparsan yap oynatmayız diyen Ferrara yeni transfer gibi davranıyor Danimarkalıya. Defans hattında ise neredeyse 4 tane stoper oynuyorlar, göbekte yer alan Chiellini solbek devşirmesi. Juventus'un savunma göbeği takımın en zayıf halkası. 2006 yılında yılın futbolcusu olduğu dönemden bu yana çok şey değişti Cannavaro için bir çok pozisyonda ismine yakışmayacak durumlara düşüyor. Real Madrid'den ayrılışının nedenleri birazda bu durumla ilgiliydi. Beşiktaş'lı Ferrari Juventus'un defansına bu haliyle 3 gömlek üstün gelir. Tüm zamanların en iyi kalecileri arasında yer alan Buffon 15 gol yedi, evet Buffon hatalı gol yemiyor,yenilmeyecek golleri yemiyor ancak yenilen gollerin faturası Buffon'un değil savunmanın.Ligin 18.sırasındaki Livorno'nun yediği gol sayısı 16 Juventus'un 15. İnter maçı Ferrara için, Juventus için tam bir kırılma anı olacak ve Ferrara sadece İnter ile değil aynı zamanda Mourinho ile de başa çıkmak zorunda kalacak. Takımın her yediği golde Del Piero'yu arayıp bulan ekrana taşıyıyor italyanlar. Real Madrid'te Raul, Juventus'ta Del Piero... Tam bir sakal bıyık örneği...

Read more...

Milan'dan Klaas galibiyet

İşler bir kere tersine gidince herkes bir yerden vurmaya çalışır ya Milan'ın hali o misal. Serie A'da 2.sıraya yerleşti Milan. Tabi akıllar sene başında ilk 3 hafta alınan tek puan. Inter'den alınan 4-0'lık mağlubiyet, Zürih mağlubiyeti, tatsız beraberlikler derken Leonardo'nun yerine kim gelsin yarışmasına döndü Milan. Ronaldinho, Seedorf,Pato,Pirlo öyle bir ağırlıklarını koydular ki lige Milan bir anda zirveye çıktı. Bu sene Udinese deplasmanında alınan 1-0'lık mağlubiyetleri dışında mağlubiyetleri yok. İyi bir deplasman karnesine sahipler. 14.hafta sonunda 28 puanla İnter'i takibe başladılar. Bu yıl ligde sadece 2 yenilgi aldılar. Bir efsanenin dirilişimi demek gerek yoksa can havliyle yukarı sıçrama mı muamma. Bu muammaların arasında birde Klaas Jan Huntelaar vardı bir şekilde oynadığı 7 maçta gol nedir görmedi. Hatta Serie A'da gol atamadığı için yılın bidonu olarak aday gösterildi. Milan, Catania'yı 2-0'la geçerken 84'te oyuna girip, 90 +3 ve 90+5 te attığı 2 golle takımına hayat verdi Huntelaar. İlk golünden yalnızca 3 dakika sonra ikinci golünüde atmış oldu. Leonardo maç sonrasında klişe açıklamalar yaptı. O'na hep güvendim biliyordum birgün bizi kurtaracağını türünden. Gattuso bizim için çok önemli hiçbiryere gitmeyecek dedi ayrıca. Gattuso ise ben bu takımda oynamak için birinin sakatlanmasını bekleyecek adam değilim diye rest çekmişti. Gattuso'ya benzeyen Tommasi adında bir Roma'lı vardı bir ara.1500 euro aylıkla Galatasaray'a teklif edilmişti. Futbol birazda böyle bir oyun. Dün göklerde dolaşırken bir anda yerle bir olabiliyor kariyeriniz. Gattuso'ya calcio be abi demek gerek...Takımın kullandığı olumlu pas ortalaması %80'lere ulaşırken bu oran içinde %85'in üstünde pas ortalaması ile oynayan Seedorf için denilecek tek şey ise ''10 numarasın' olsa gerek...

Read more...

Giuseppe Meazza'da ayarsız sevinç

İnter-Fiorentina maçının kırılma noktası Milito'nun penaltıyı kazandırdığı, topu beyaz çizgiye koyup sonrasında ağlara gönderdiği 85.dakika. Gole bütün taraftarlar ve futbolcular pek tabi Mourinho çok sevindi.Başkan Moratti bile havalara uçtu. İşte bu sırada bir taraftar gol sevinci sırasında dengesini kaybedip düşünce tribünde ilk yardıma koştu italyan sağlık ekipleri. Uzun süre bu taraftarın ciddi hasar aldığı kaza ile ilgilendiler.Bir anda maçı bırakan taraftarlar bu arkadaşlarının akıbetini izledi. Şanssız İnter'li daha sonra hastaneye sevk edildi.Hani bir reklam varya X ürün 50 kuruş olursa ne olur? ne olacak ayarsız sevinç olur diye tam bu olaya biçilmiş kaftan. Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinde gol sevinci sırasında ayağını kıran taraftarıda unutmamak gerek.

Read more...

İnter koptu gidiyor : İnter 1-0 Fiorentina

Serie A'da 14.maçlar sonunda gülen Mourinho oldu.Inter, D.Milito'nun golüyle Fiorentina'yı 1-0 mağlup etti. 10 yıl sonra gelen şampiyonlar ligi başarısının morali ile rakibi karşısına çıktı Fiorentina. Inter maçta Milito'nun 85.dakikada kazandığı ve gole çevirdiği penaltı golüyle 1-0 galip ayrılarak puan farkını 7'ye çıkardı. Juventus'un kaybettiği hafta galip gelmek ve Barcelona yenilgisinin acısını çıkarmak şarttı Mourinho'nun öğrencileri için. Bu sezon kendi sahalarındaki 6.galibiyetlerini aldılar.Serie A'daki 9.golünü atan Milito takımının iç sahada attığı 17.golü atmış oldu.Deplasman karnesi oldukça kötü olan Fiorentina oyunu bırakmadı ancak konsantrasyon kaybına neden olan bir müdahale ile kendi kendilerini teslim ettiler lidere. Serie A'da gelecek hafta programında Juventus'un konuğu olacak Inter koptu gidiyor adeta. Tabi Mourinho'nun keyfine diyecek yoktu maç sonunda İtalyanca basın toplantısı düzenlerken. Yarından itibaren Ferrara'ya sataşmaya başlar.


Read more...

Alem adam şu Bullard

29 Kasım 2009 Pazar


Read more...

El Classcio fotoromanı

Barcelona-Real Madrid...Dünyanın en büyük iki futbol markası..Bu büyük buluşma öncesi her iki takımın maç hazırlığını bir kaç fotoğrafla görelim.... Farkı kimin yaratacağı 29.11.2009 saat 20:00'de...

Read more...

El Classico: Barcelona-Real Madrid maç öncesi

Herhangi bir PES serisinde bile adrenalinin tavan yaptığı bir maç. Dünyanın sayılı derbileri arasında zirverlerde olması bir yana, dünyada milyonlarca taraftarı olan iki ekibi karşılaştırması ekstra ilgi çekici durum. Bu muhteşem derbi bu yıl ilk kez sinemalarda da gösterime giriyor.İspanya'da HD kalitesinde sinema salonunda bu maçı izlemek herhalde Nou Camp'tan sonraki ilk alternatif olmalı. Maçın hakeminin geçen yıl Santiago Barnebau'da oynanan 2-6'lık maçın hakemi olan Undiano Mallenco olması ise garip bir bilgi.Bu dev maç öncesi her iki takımı istatistiksel olarak ele alıp dev maçın rontgenini çekelim.

Öncelikle her iki takımın oynadığı son 8 La Liga mücadelesine bakıyoruz. Son 8 maçında rakip filelere 19 gol gönderen Barça kalesinde 6 gol görmüş. Real Madrid ise son 8 maçında 16 gol atmış ve Barcelona gibi 6 gol yemiş. Barcelona bu 8 maçlık periyotta 3 maçtan gol yemeden ayrılmış, Real ise 5 maçta gol yememeyi başarmış.
Barcelona kendi evindeki son 4 maçı kazanırken 16 gol atıp 5 gol yemiş. Real Madrid'in deplasman karnesinde ligde aldığı tek mağlubiyet olan Sevilla maçı ve 0-0'lık Gijon maçı göze çarpıyor. Son 4 deplasman maçında 2 galibiyet 1 beraberlik alan Real 1 kez mağlup oldu. Bu maçlarda 6 gol atarken kalesinde 4 gol görmüş.
Barcelona ligde attığı 29 golün 19'unu kendi sahasında bulmuş. Real Madrid ise ligde attığı 27 golün 9'unu deplasmanlarda bulmuş.Her iki takımda ligde 8 gol yerken, Barça bu gollerin 5'ini kendi sahasında yemiş.Real Madrid ise bu gollerin 4'ünü deplasmanda yemiş.Barcelona evinde ortalama 23 dakikada 1 gol bulurken, Real Madrid deplasmanlarda 50 dakikada 1 gol bulabilimiş. Barcelona 123 dakikada 1 gol yiyor ve kendi sahasında bu oran 90 dakikada 1 gol şeklinde.Real Madrid ise deplasmanlarda 112 dakikada 1 gol yeme oranına sahip.

İki takım arasında Nou Camp'ta oynanan son 5 lig maçı şöyle

Barcelona 2-0 Real Madrid
Barcelona 0-1 Real Madrid
Barcelona 3-3 Real Madrid
Barcelona 1-1 Real Madrid
Barcelona 3-0 Real Madrid


Read more...

Merseyside derbisi: Everton-Liverpool

İngiltere'deki diğer tüm derbilerden biraz daha renkli bir derbidir.Liverpool'un efsanevi ismi Gerrard ve Carragher'ın küçüklüklerinde Everton taraftarı olması belkide bu derbinin en koyu renkleri. Merseyside derbisinin tarafları, şehrin iki takımı Everton ve Liverpool kötü bir sezon geçiriyor. Goodison park'ta oynanan son 7 maçta 7 kırmızı kart çıkmış. Geçtiğimiz yıl oynanan maçı Torres'in 4 dakikada bulduğu iki golle kazanan Liverpool'da Torres ve Gerrard'ın sahada olması bekleniyor. Her ne kadar her iki takımda kötü günler geçirsede Liverpool, Moyes'i biraz daha üzecek gibi gözüküyor. Everton kendi sahasında son Liverpool galibiyetini 09.09.2006 yılında elde etmiş.

Bu sezon kendi sahasında oynadığı 6 maçtan 2 galibiyet çıkartan Everton 9 gol atıp 10 gol yemiş. Liverpool'da ise durum tam ters. Deplasmanda oynadığı 6 maçtan 2 galibiyet çıkartmış ve bu maçlarda 8 gol atarken kalesinde 12 gol görmüş.


Read more...

Fenerbahçe'de ÇÖKÜŞ

Son 5 maçta 11 puan kaybetti Fenerbahçe. Zahmetsizce kazanılan Ankaraspor ve bir Kadıköy klasiği haline gelen Galatasaray maçını kenara koyduğumuzda ortada iyi adına hiçbirşey yok. Takımın bu duruma gelmesinin nedenleri Galatasaray'ın nedenleri ile paralel. Sene başında alınan galibiyetler her iki takımıda gereksiz rehavete sokmuş. Üstelik elindeki kadroyu sakatlıklar ve cezaları düşünerek alternatifli kurmak yerine gaz vermeyi tercih etti Daum. Güiza hocasından aldığı gazla en fazla bu kadarını verebiliyor örneğin sahada. Saha dışında verdikleri muamma. Andre Dos Santos'un Andre BOŞ Santos'a dönüşmeside bu sebeple açıklanabilir pek tabi. Aslında herşey iyi giderken takıma toz kondurmayan, her puan kaybında at gözlükleri takan ve takımı körü körüne destekleyip eksikleri görmeyenlerin son 5 haftadaki puan durumuna bakması tavsiye edilir. Daum'u baskı altına alan birşeyler mi var yoksa Daum oyuncuları baskı altına mı alıyor sene sonuna kalmaz Ocak ayında bile belli olur ancak kaybedilen puanların arkasında ne ruhsuz oyuncular, ne hatalı yenilen goller var ilk sırada tercihleri ile şaşırtan ve daha önce tanıdığımızdan tamamen farklı Daum var.

Bu takımın özgüven sorunu onun motive yöntemleri ile aşılır ancak forvette kalecilerin göğüs kafesine nişan alan 14 milyon euroluk bir fiyasko ile başarılı olmanız mümkün değildir. Takımda golcü eksikliği hissediliyordu. Geçen yılı adeta yatarak geçiren Deivid, bırakın beni gideyim diyen Carlos ve Lugano, disiplinsizlikte nirvana yapan Kazım, takımın en zayıf halkaları Uğur ve Selçuk yani Aragones zamanında olan herşey aynen duruyordu Baroni ve Santos dışında kısa sürede onlarda bu listeye eklendi. Fenerbahçe'ye kattığı tek şey biraz motivasyon gücü ve rakipten korkmak duygusu oldu.

Özer Hurmacı Daum varken bu takımda as oyuncu olamayacak bunu geçmişteki Daum profilinden anlayabiliyoruz. Takımın rahat olduğu maçlarda süre vermeyen, oynaması mutlak maçlarda oynatmayan yada oyuna 4 dakika kala süre veren ve en önemlisi oyuna girdiği her maçta takımın tamamen dağılmış olduğu maçlar olması bilgileri Daum'un Özer'i tutmadığını anlayabiliyoruz. Disiplini ile tanınan hoca oyuncular isteki iki forvet çıktık diyorsa ya işaret etmek istediği bir nokta var yada ipin ucunu kaçırmış demektir.Yılmaz Vural kadar kendine güveni ve hakkaniyeti yoksa ne fark vardır Yılmaz Vural ile Daum arasında.Birisi deli yaftası yiyor birisi dahi. Sahaya bakıyorsunuz tam tersi. Fenerbahçe en son ne zaman bu kadar ezildi? Oyuncu değiştirirken birşeyler amaçlıyor mu? Daum bu akşam FM oynasa daha çok şey öğrenirdi.

80.dakikada stadı terkeden Aziz Yıldırım Fenerbahçe'nin başarısızlığına sabretme konusunda plaketi hakediyor.Sadece Aragones'e sabretmesi bile bunu gösteriyor.Bu takımın doğru seçimlere, adaletli forma dağıtımına, disipline ve Alex'siz oynamaya alışması şart.Aksi halde Aziz Yıldırım 2010/2011 sezonu öncesi Zico ile objektiflerin karşısına çıkar gibi.

Read more...

Premier ligde haftanın maçı :Arsenal-Chelsea

Arsenal için ateşten gömlek bir maç. Chelsea elbette rahat geliyor ligde puan ve istatistik adına her alanda liderler.Takım içi hava tam anlamıyla harika. Lampard'ın oynaması bekleniyor.Drogba ise şüpheli ancak büyük ihtimalle oynayacak. Arsenal cephesi ise Van Persie'nin uzun süreceği anlaşılan sakatlığına yanıyor. Gallas'ın durumu ise belirsiz. Bu iki oyuncunun olmaması Arsenal'in sadece belini bükmez aynı zamanda maçı kazanma konusunda umutlarını da yerle bir eder.

Arsenal'in Chelsea'ye kendi sahasında üstünlüğü göze çarpmıyor.Geçtiğimiz yıl aldıkları 1-4'lük mağlubiyet Arsenal'in premier lig tarihinde aldığı en ağır yenilgilerden biri olarak tarih sayfalarında yerini aldı. Bu maçtan sonra Arsenal oynadığı tüm kupalarda 13 iç saha galibiyeti elde etti.Ancelotti'nin bu istatistiği gözden kaçırmadığını görüyoruz. Arsenal bu yıl Emirates'te 20 gol atıp 4 gol yerken, Chelsea ise deplasmanlarda 13 gol atıp 7 gol yemiş. Arsenal'in tarihin tekerrür etmesini değiştirecek kozu yok gibi gözüküyor. Chelsea'nin Emirates'ten yenilgisiz çıkması sürpriz sayılmamalı.

Son 5 yılda oynanan maçlara göz attığımızda Arsenal rakibine 5 gol atarken, Chelsea deplasmanda Arsenal ağlarına 9 gol bırakmış.

Arsenal 1-4 Chelsea 2008/2009
Arsenal 1-0 Chelsea 2007/2008
Arsenal 1-1 Chelsea 2006/2007
Arsenal 0-2 Chelsea 2005/2006
Arsenal 2-2 Chelsea 2004/2005


Read more...

Bir garip La Liga maçı : Sevilla 2-2 Malaga

Bir tarafta şampiyonlar ligi ve la ligada fırtına gibi esen, lider Real'e tek yenilgisini tattıran Sevilla. Diğer tarafta 6 puanla ligin sonuna demir atmış Malaga. Neresinden bakılırsa bakılsın bir garip maç oldu. Sevilla karşısına çıktığında ligde11 maçta 11gol bulan Malaga dakikalar 45'i gösterirken 13.golünü Sevilla ağlarına göndermiş skoru 0-2 yapmıştı. Diri bir savunma, topu uç bölgedeki güçlü adamlarıyla ilerde tutma, ayağa pas, yakalanan pozisyonlarda profesyonel yardımlaşma bir an için bu takım nasıl 11 maçta 6 puan toplayıp ligin dibine demir atar dedirtecek cinsten, ligdeki tek galibiyetlerini 3-0'lık skor ile ligin ilk maçında A.Madrid'e karşı aldıkları düşünülünce 2.galibiyetleri yine iddialı bir la liga takımına olacak diye düşünülüyordu. Sevilla golleri yerken ve yedikten sonra yada maçın herhangi bir anında çok kötü oynamadı. Kontrolü elden bırakmadılar, sertlikler biraz oyunlarını bozdu ancak 58' ve 72'de sahneye çıkan Luis Fabiano bir anda skoru 2-2'ye getirdi. Hele 72'de attığı bir gol var ki hani ortada fol yok yumurta yok derler ya tam o anda arkası dönük olan kaleye şimşek gibi dönüp flaş bir vuruşla topu ağlara gönderdi.Bu adam tam anlamıyla bir golcü. Sevilla elinden geleni yapıp beraberliği sağladı ancak galibiyet golüne ulaşamadılar maçın son dakikasında kaçan bir Malaga pozisyonu varki Jimenez gözlerini kapattı adeta.

Maç içinde yaşanan bir pozisyon ise bizlere ders niteliğindeydi. Neeskens ile Ozan arasında yaşanan pozisyona benzer bir pozisyon yaşandı Sevilla'lı oyuncu taçı bir an önce kullanma çabasında iken topu uzaklaştıran Malaga hocasına fiziki müdahele yaptı hakem olay yerine geldiğinde uyardığı kişi Malaga teknik direktörüydü. Sevilla galip gelmiş olsa El Classico'nun sonucuna göre 2.lik şansı bile doğacak bu maçı 2 puan kayıpla geçti.Üstelik takipçisi Valencia'nın puan kaybettiği hafta kaybedilen bu 2 puan onları çok üzecek gibi. Malaga ise aldığı 1 puanla 7 puana yükseldi ve 3 basamak birden yukarı çıktı.İhtiyaçlar insanları sadece bilimsel çalışmalara itmez aynı zamanda canla başla oynamaya itermiş.Malaga takımı kadar mücadele edemeyen bir takım bugün hala Türkiye liginin en üstünde lider durumunda ve ligimizin adı Süper !

Read more...

FC Girondins de Bordeaux mucizesi

28 Kasım 2009 Cumartesi

Şampiyonlar ligi bir çok formatla bugünlere gelirken kulüpler özellikle son yıllarda büyüyen bu pastadan daha fazla pay almak için rekabet halinde. Fransa'nın kendi halinde sıkı takımlarından biri Bordeaux bu yıl bu ligde adından sıkça söz ettirdi.. Bu takımın ismine bir çoğumuz 1985 yılındaki Fenerbahçe eşleşmesinden aşinayız. Gittikçe sıradan bir takım olma yolunda ilerleyen PSG'nin durumuna düşeceği düşünülen takımın kaderi 8 Haziran 2007 yılında Laurent Blanc'ın teknik adamlığa gelmesiyle değişmeye başladı.Fransa ligi zaten bir acayip ligdir, bir yıl şampiyon olanın ertesi yıl küme düştüğü bile görülmüştür.Lyon hegomanyası ile geçilen yılların sonunda geçen yıl 80 puanla şampiyonluğa ulaştı Bordeaux. Bir önceki şampiyonluk tam 10 yıl önceydi. Blanc ile takımın karakteri, kadrosu değişti ve göze hoş gelen bir Fransız takımı olma yoluna koyuldu. Zidane, Lizarazu, Dugarry gibi futbol yıldızlarını yetiştiren Bordeaux 2006/2007 sezonu 57 puanla 6. sırada bitirdi.2007/2008 sezonu şampiyonun 4 puan gerisinde 2. oldular ve 2008/2009 sezonunu 80 puanla şampiyon kapattılar. Bu yıl 13.haftası geride kalan Fransa liginde 25 puanla ikinciler.

Ancak asıl sıçramayı bu yıl avrupa arenasına hemde şampiyonlar liginde yaptılar. Avrupa karnesine bakıldığında haylaz öğrenci değiller zaten. 161 maç yaptıkları avrupa arenasında 81 galibiyet, 37 beraberlik ve 43 mağlubiyet almış ve attıkları 233 gole karşılık kalelerinde 173 gol görmüşler. Bu yıl şampiyonlar liginde gösterdikleri performans zaten son derece görkemli ve mucizevi. Juventus ve Bayern Münih'in yer aldığı A grubunda namağlup 13 puanla liderliklerini sürdürüyorlar. 4 galibiyet 1 Juventus beraberliği. Bayern Münih'i her iki maçtada yendiler. Juventus'u 1-1'in rövanşında Fransa'da 2-0 yenerek adeta destan yazdılar.Kendi sahalarında 1-0 yendikleri Maccabi'yi deplasmana yenmeyi başarırlarsa grupları namağlup geçen takımların arasına girecekler ve bu durum onlar için inanılmaz derece büyük bir gelişim göstergesi şüphesiz.

Kadrolarında Planus, Diarra, Fernando, Gourcuff, Wendel, Gouffran, Chamakh gibi önemli isimlerin yanı sıra Cavenaghi gibi Crespo'nun veliahtı görülen bir Arjantinli, Fransızların yeni Ribery gözüyle baktığı Saivet, United patentli Bellion gibi isimler mevcut. İnanılmaz derece potansiyel sahibi bir teknik direktör ve futbolcu topluluğuna sahip Bordeaux avrupada 95 yılındaki Intertoto dışında kupa kaldırmamış olsa da gelecek yıllarda bu başarıya en yakın Fransız takımı olduğunu bağıra bağıra duyurmaktadır.

Read more...

Bursaspor 1 Galatasaray sıfır

Bursaspor-Galatasaray maçına önce Bursa açısından bakmak gerek. Bu camianın elbette sene başında şampiyon olmak hedefi yok. Bunu teknik direktöründen,futbolcusuna herkes biliyor. Ancak hedefsizde değiller. 4 büyükleri yenmek, avrupaya gidecek derece yapmak ve güzel futbol oynamak. İşte bu 3 mütevazı hedefe sahip takım 14.haftanın sonunda 2.sırada. Hedeflerine ulaşma konusunda ise 4 büyükleri yenmek dışında ulaşmış gözüküyorlar yada ulaşacak istikrara sahipler. Bazen takım hava yakalayınca şehirde hava yakalar Bursa'da işte o zaman forvette Sercan yada Henry oynamış farketmez onlar için.Hedefleri için çıkarlar sahaya Galatasaray karşısına çıktıkları gibi. Maçı adeta tek taraflı bir maç haline çevirdiler. Hani Galatasaray'a pozisyon vermek bir yana nefes almaya fırsat vermediler.

Galatasaray'da ise Rijkaard'ın takımın başında olmayışı belkide en önemli eksiklikti. Her ne kadar parlak bir kariyeri ve bir yardımcı hocaya göre fazla meziyetleri olsa da daha maçın başında Johan Neeskens'in tavırları,mimikleri, davranışları Galatasaray'ın maça ne kadar gergin başladığının habercisi gibiydi ki son dakikada yaşanan durum ise son derece utanç vericiydi. Herhangi bir maçta bir çok kere yaşanacak sarı kartlık bir harekette rakip oyuncunun üstüne yürüyen bir teknik direktörle Neeskens'in kariyerini üstüste koyduğunuzda resim net çıkmıyor malesef. Rijkaard maça hiç müdahele etmese bile ne başlarken ne biterken takıma böyle negatif bir etki yapmazdı şüphesiz. Bazı mağlubiyetler vardır takımın aklını başına getirir ki sayısız örnekleri mevcut Bursaspor'un evinde G.Birliği'ne 1-2 yenilmesi gibi. Ancak bu mağlubiyet Galatasaray'a sahada görüldüğü kadarıyla böyle bir etki yapamayacak gibi.

14 maç sonunda hücüm oyuncu zenginliği ligin üstünde olan Galatasaray'ın gol yemeden bitirdiği maç sayısı sadece 2 iken.Lig 2.liğini bıraktığı rakibi Bursaspor'un gol yemeden bitirdiği maç sayısı 6. Üstelik devasa hücüm gücüne sahip olan Galatasaray'ın attığı gol sayısı 31 iken. Gol deyince akla gelen tek ismin Sercan olduğu Bursaspor'un attığı gol sayısı 28 ve yediği gol sayısı 12. Galatasaray ise 18.golünü Bursa deplasmanında yedi. Takımlarda bazen form düşüklüğü olabilir ancak Galatasaray'ın sorunu taktik yada form düşüklüğü değil sene başında aldığı galibiyetlerin büyütülüp ve takımın Barcelona ayarında olduğu düşüncesidir. Yani sorun mental bir sorun. Türk oyuncuların bayrağı taşıdığı bir takımda bu sorunun olması normal olduğu gibi Rijkaard gibi modern bir futbol adamının bu sorunu çözmesi bir o kadar normal olacaktır. Galatasaray alt yapısına dahi 2 Hollandalı hoca katan ve alt yapının tüm birimlerinde A takımın taktiği ile oynatan Rijkaard'ın burada işi 14 maçla bitecek bir iş değil. Galatasaray'ın geleceğini inşa etmeyi planlıyor ve bu inşaat Seyrantepe'den hayırlı olacak gibi gözüküyor. Bu gece Rijkaard yoktu ve sonuç Bursaspor 1 Galatararay 0 değil sıfır oldu...

Read more...

El Classico öncesi La Liga

Hafta sonu oynanacak Barcelona-Real Madrid maçı öncesi La Liga'da skor istatistiklerine göz attığımızda göze çarpan ilk iki isim David Villa ve Forlan. Attığı 9 golle gol krallığında lider olan Villa 45 gol girişimi ile bu alanda 2.sırada. 48 gol girişimi ile bu alanda lider olan Forlan ise La Liga'da 4 gole sahip ki takımının 13 golü olduğunu hatırlamakta fayda var. Keita 3 kafa golüyle Pandiani ile birlikte bu alanda lider.Ewerthon ise 2 penaltı golü olan tek oyuncu.

El Classico'nun tarafları Barcelona-Real Madrid özelinde düşündüğümüzde ise. 7 golle Ibrahimovic ve Messi lider. Keita 6 gole sahip. Ronaldo ise 5 gol attı ancak sakat olduğu maçları hatırlıyoruz elbette. Barcelona'da Messi 36 gol girişimi ile bu alanda lider, Ibrahimovic 32 gol girişimi ile Messi'yi takip ediyor.Bu ikiliyi Real'de 32 girişim ile Kaka ve 30 gol girişimi ile Ronaldo takip ediyor.Kafa golleri sıralamasında Zlatan 2 golle lider.Real'de sadece Ronaldo'nun 1 kafa golü mevcut.Penaltı sıralamasında ise 1'er penaltı golü bulunan ve El Classico'nun anahtarları olacak olan Messi ve Ronaldo var.


Read more...

Rakamlarla Premier Lig'de 14.haftaya gidiş


  • Stoke City son 11 maçında 11 gol attı ve 11 gol yedi.
  • Manchester City son 6 maçında berabere kaldı.
  • Fulham'dan Clint Dempsey son 5 maçında 5 gol attı.
  • Jerome son 7 maçında 6 gol attı.

Read more...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP