Related Posts with Thumbnails

Arsenal 3-0 Tottenham... Fabregas'tan akıllara zarar gol

31 Ekim 2009 Cumartesi

Arsenal Tottenham'a 15 maçtır Emirates'te yenilmiyor. Geçtiğimiz yıl 4-4 biten maç Tottenham'ı umutlandırmıştı ancak Modric takımda büyük bir eksiklik yaratıyor. Bugün Emirates'te mücadele etmeye çalıştılar ama bu taktik bu maçı kaldırmadı ve Arsenal golleri kolayca bularak Tottenham'ı 3-0 mağlup etti. Maçın 43.dakikasında Cesc Fabregas öyle bir gol attı ki daha şimdiden premier ligin en iyi prodüksüyonlarından biri oldu.Sakatlıklarla uğraştığı sezonda toplam 13 maça çıktı ve bu harika gol 6.golüydü. (maçı ve golü izlemek için tıklayınız)

Read more...

Derbi öncesi

Ada'da bu hafta herkesin merakla beklediği maç Arsenal-Tottenham derbisi.Geçmiş yıllarda Wembley'de oynanan ve Tottenham'ın galibiyeti ile sonuçlanan maçın ardından Gascoigne ve arkadaşlarının sevinçleri ne kadar doğal. Skorbord'ta ki ''people who care'' yazısı ise bu kareyi son derece manidar yapıyor.

(Paul Gascoigne, Steve Sedgeley ve Gary Mabbutt)

Read more...

Türkiye'de yılın röportajı

NTVSPOR'dan Emek Ege Madrid'te C.Ronaldo ile röportaj yapmış.Peşinen kendisini tebrik etmek lazım C.Ronaldo ile röportaj yapmanın fantastikliği bir yana sorduğu sorular röportajın etiketinden daha fantastik. Soruların özgünlüğü, röprotaj yeri ve röportajı veren de C.Ronaldo olunca bir iki dakika duraklamalısınız. Neresinden bakılırsa bakılsın yılın röportajı tabi bu röportajla C.Ronaldo'nun ne kadar cahil olduğunuda öğreniyoruz kendisi bizim medyamıza göre Messi'den iyi olan Arda'yı tanımıyor. Robinho Aziz başkana mektup yazdı diye haber yapanlara ithafen...

işte o röportaj:

Türk Milli Takımı'nın Dünya Kupası'na katılamaması seni şaşırttı mı?

Evet. Biliyorsunuz Dünya Kupası en iyi takımların mücadele ettiği bir platform ve Türkiye de o takımlardan biri. Ancak herkesin de gördüğü gibi elemeler oldukça zorlu geçti. Arjantin, Dünya Kupası vizesini alırken zorlandı. Portekiz de iyi durumda ve formda değildi. Hatırlarsanız İngiltere de EURO 2008'e katılamamıştı. Dediğim gibi bu sürpriz bir sonuç ve sizin bundan ders çıkarmanız lazım. Dünya Kupası'na gidememek elbette ki üzüntü verici ama takımın bundan öğreneceği çok şey var.

Türkiye'de teknik direktör Fatih Terim istifa etti. Yerine geçmesi muhtemel isimler arasında Luis Felipe Scolari de var. Scolari hakkında ne düşünüyorsun?

Bence bu oldukça ilgi çekici. Scolari ile anlaşırsanız kendinizi şanslı hissetmelisiniz. Çünkü çok iyi bir teknik adam olmasının yanında mükemmel de bir insan. Başarılı olmak için elinden geleni yapacağına eminim. Bakalım, sonucu hep beraber göreceğiz. Ama bu anlaşma olursa keyfini çıkarabilirsiniz.

Beğendiğin Türk futbolcu var mı?

Tuncay Şanlı Türk Milli Takımı'nın en iyi oyuncularından biri. Premier Lig'de birkaç kez ona karşı oynamıştım. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama bence en iyi oyuncunuz olabilir. Ayrıca Tuncay hala çok genç ve kendini geliştirebilir. Dünya Kupası'na gidemediğiniz için şanssız, ama bunu kafasına takmadan çalışmaya devam etmesi lazım.

Real Madrid, Barcelona'yı durdurabilecek mi?

Umarım. Fantastik bir takıma sahipler ama biz de çok iyi bir takımız. Birbirimize karşı oynadığımızda bunun cevabını göreceğiz.

Cristiano Ronaldo olmak nasıl bir duygu? Bazen kendini yalnız hissettiğin oluyor mu? Her şeye sahipsin ama gerçekten mutlu musun?

Evet mutluyum. İyi bir aileye ve çok iyi dostlara sahibim. Hayatımı daha keyif alabileceğim bir hale getirmek için elimden geleni yapıyorum. Kendimden memnunum.

Madrid'de hayat nasıl? Alışabildin mi?

Gayet güzel. Portekiz'e çok benziyor. Zaten burayı daha önceden biliyordum. Burada yaşmaktan da yeni kulübünden de çok memnunum.

Premier Lig ile La Liga arasında kıyaslama yapar mısın?

İki lig de çok iyi. Hatta dünyanın en iyi iki ligi olduğunu söyleyebilirim. Ama La Liga'nın Premier Lig'den ayrıldığı noktalar da var. İngiltere'de oyun pek durmaz, ama burada daha fazla duruyor. La Liga'da oyun daha çok teknik üzerine kurulu. Küçük takımlar bile futbol oynamaya çalışıyor. İngiltere'de ise fizik güç ön planda. Ama bana göre ikisi de birbirinden zorlu ve güzel ligler.

Serbest vuruşlardan önce kendine has bir hazırlık metodun var. Bunu neden yapıyorsun, kalecileri korkutmak için mi?

Hayır. Bu sadece benim stilim. Benim için en iyisinin bu olduğunu düşündüğüm için bu hareketleri yapıyorum. Serbest vuruştan zaman zaman da olsa goller atabildiğime göre, işe yaradığını söyleyebilirim. Kimseyi korkutmak gibi bir niyetim yok, dediğim gibi sadece benim stilim.

Duran toptaki başarını yeteneğe mi, çalışmaya mı bağlıyorsun?

Yeteneğim var ama çalışmadığınız sürece yeteneğin bir anlamı yok. Bu sadece serbest vuruşlar için de geçerli değil. Herkesin belli yetenekleri vardır, ama üstünde durmazsan yetenek hiçbir şeydir.

Kendini futbol dünyasında nereye koyuyorsun? Maradona ve Pele ayarında bir futbolcu olduğuna inanıyor musun?

Her zaman kendi oyunumu oynamaya ve futbolumu geliştirmeye çalışıyorum. Herkesin böyle bir klasman yapmak istediğini bliyorum. Ben de efsaneler arasında yer almak isterim ancak şimdiden bir şey söylemek zor. Yürümem gereken çok yol var ve buna hazırım. Real Madrid'de kazanacağım kupalar bana bu yolda yardımcı olacaktır.

Read more...

FIFA ''Yılın futbolcusu'' adayları açıklandı

30 Ekim 2009 Cuma

Son yıllarda C.Ronaldo ile Messi arasında geçmeye başladı uzun süre de böyle gidecek gibi.Geçen yıl ödülü kazanan C.Ronaldo şampiyonlar ligi finalinde Barcelona'ya doğal olarak Messi'ye yenildiği için Messi bir adım önde ve en büyük favori öte yandan Messi ile birlikte müthiş bir sezon geçiren ve aynı başarıları birlikte yaşayan tüm bunların üstüne birde Avrupa Şampiyonluğu ünvanı ekleyen Xavi ciddi olarak dengeyi sarsmasa da kafaları karıştıracağı kesin.

Gianluigi Buffon (İtalya) – Juventus
Iker Casillas (İspanya) - Real Madrid
Cristiano Ronaldo (Portekiz) - Real Madrid
Diego (Brezilya) – Juventus
Didier Drogba (Fildişi Sahili) – Chelsea
Michael Essien (Gana) – Chelsea
Samuel Eto'o (Kamerun) – İnter
Steven Gerrard (İngiltere) – Liverpool
Thierry Henry (Fransa) – Barcelona
Zlatan Ibrahimovic (İsveç) – Barcelona
Andres Iniesta (İspanya) – Barcelona
Kaka (Brezilya) - Real Madrid
Frank Lampard (İngiltere) – Chelsea
Luis Fabiano (Brezilya) – Sevilla
Lionel Messi (Arjantin) – Barcelona
Carles Puyol (İspanya) – Barcelona
Franck Ribery (Fransa) - Bayern Münih
Wayne Rooney (İngiltere) - Manchester United
John Terry (İngiltere) – Chelsea
Fernando Torres (İspanya) – Liverpool
David Villa (İspanya) – Valencia
Xavi (İspanya) – Barcelona

Read more...

Guti özür diledi

Alcorcon maçı Real Madrid'in altına dinamitleri koydu zamanda geri sayım başladı bu dinamitler patlayacak elbette ama kime isabet edecek orası kestirilemiyor. Perez'in iki huyu vardır biri takımı yıldızlarla doldurmak ikincisi o yıldızları idare edemeyecek bir hoca getirmek. Alcorcon maçında oyundan alınmasına tepki verip maç sonunda da agresif hareketler yapan Guti bugün basın aracılığıyla saygısızlık yaptığını kabul etti ve hocasından bir bakıma özür dilemiş oldu. Raul ile birlikte takımın abisi rolünü çok iyi oynayan Guti hareketlerini sahada rakiplere göstermeye devam ederse futbol kazanacak ama hareketlerini hocasına ve taraftara gösterirse dinamitlerden birisinin kendisine de isabet etmesi olası.

Read more...

Koyun can derdinde kasap et derdinde


Fotoğraf Real Madrid'in Santiago Barnebau'da 6-2 yenildiği Barcelona maçından...

Read more...

Futbolu bırakmanın böylesi

Henrik Larsson.... 20 Eylül 1971 doğumlu... 38 yaşında... Kariyerinde Feyenoord, Celtic, Barcelona, Manchester United gibi takımlar var... 769 maç 415 gol bıraktı geride... Helsinborg forması altında son maçına çıktı ve futbolu bıraktı ama ne bırakma gözyaşlarıyla... İçindeki futbol aşkının ölmediğini bilmek futbolu bıraktığı gün yürek burkuyor... Bu karenin bir çok futbolcuya örnek olmasını diliyor ve Allah herkese böyle kariyer böyle jübile nasip etsin diyoruz.. Güle Güle Henrik Larson...

Read more...

Jose Mourinho hayata döndü

26 Eylül 2009 tarihinde Sampdoria'ya mağlup oldukları günden bu yana 4 lig maçı kazandı Jose. Uzun süredir sessiz kalmıştı 4 galibiyet ile hayata döndü. Son dakikada gelen galibiyette vardı bu 4 maçın içinde berabere mi bitecek derken farka giden maçta. Jose Mourinho şimdi daha rahat Juventus'un 4 puan önünde 25 puanla lider 10.hafta sonunda.Yarından itibaren kitaplara geçecek beyanatlara başlar. Bu arada İnter'in son 4 maçının sonuçları ise hayli garip 2-5-2-5 diye giden bir seri var.

Inter 2-1 Udinese
Genoa 0-5 Inter
Inter 2-1 Catania
Inter 5-3 Palermo

Read more...

Ballon d'Or 2010

Read more...

Real Madrid'te Pellegrini dönemi bitiyor mu?

29 Ekim 2009 Perşembe

Pellegrini sadece İspanya'da değil avrupa futbolunda da saygı duyulan bir isim çünkü beş yıl boyunca Villarreal'de adeta bir bina inşa etti. Şimdi ise Dubai'deki emsalsiz gökdelenler misali Real Madrid'te. Elinin altında C.Ronaldo, Benzema, Raul, Kaka, Xabi Alonso gibi isimler var.Her hocanın isteyeceği menajerlik oyunlarında bile kurulması zor bir kadronun patronu olmak Pellegrini'ye bir beden büyük gelecek gibiydi. Villarreal'de 50.000 kişilik bir kasabanın baskısını hissedersiniz ama Real Madrid'in dünyanın heryerine uzanan taraftar ağıyla ve medya gücüyle size hissetireceği baskı ile uykusuz geceler geçirirsiniz. Sene başındaki hazırlık maçlarında çok tat vermedi Real. La Liga başladıktan sonra galibiyet serisi geldi ve Pellegrini hakkındaki bazı tereddütler unutuldu. C.Ronaldo sakatlanınca Real Madrid düşmeye başladı. Sevilla-Milan-Gijon derken Alcorcon maçı sonrası ispanyol medyası dayanamayıp koca los galacticos için rezalet, utanç gibi kelimeleri aynı sayfada kullanmak zorunda kaldı.İspanyollara göre 2.lig bize göre 3.lig ve Madrid'in kasabası olan Alcorcon'un 4-0'lık galibiyeti önceki yıl elendikleri Real Union eşleşmelerinden ders çıkarmadığını gösterdi Madrid camiasının. Herkes beklemede ve artık Pellegrini topun ağzında. Avrupanın diğer yanında bir ada da ispanyol bir hocada bu sıralar Pellegrini'nin yaşadıklarını yaşıyor.Liverpool 4 maçlık hüsran döneminden sonra Manchester United'ı yenip hayata döndü ancak kupada alınan Arsenal mağlubiyeti gösterdiki Benitez'in koltuğu sağlam değil. İspanya'da Valencia'nın başında 2 şampiyonlar ligi finalinde geçemediği Real Madrid'in hedefinde Rafa Benitez.

Real Madrid bu yıl finali kendi stadı Santiago Barnebau'da oynanacak Şampiyonlar liginde çeyrek finalin üstünü göremez oldu. Benitez ise lokal şampiyonluğu kazandıramadığı Liverpool'a birinde zafere ulaştığı iki şampiyonlar ligi finali verdi. Benitez Real Madrid'e avrupa kupalarında bir mücadele gücü ve kişilik katacaktır. Kadro ile medya ile aynı dili konuşmak bir yana C.Ronaldo'yu en yakından tanıyan İspanyol'dur. İstanbul'da Beşiktaş'a 2-1 yenildikleri maçın Liverpool ayağında ki maçta bir kare onu çok iyi anlatıyor. Maç 8-0'a gelmiştir ve İngiliz TV'si Rafa Benitez'i gösterir, spiker dayanamaz gülümse Rafa der o sırada Rafa Benitez takıma kızmaktadır daha fazla hücum yapmalarını söylemektedir. Doyumsuzdur ve hırslıdır. Pellegrini'den bu işi en az 3 kat daha iyi yapar elbette. Pellegrini için akıllara gelen örnekler Bülent Korkmaz, Bülent Uygun, Ersun Yanal... Büyük takımların havası atmosferi bambaşka oluyor İspanya'da Villarreal Türkiye'de Sivasspor... Evet Villarreal'in başarı bazında Sivas'a üstünlüğü var ama Pellegrini'nin Villarreal'de inşa ettiği binayı, Türkiye'de Bülent Uygun Sivas'ta inşa etti. Bülent Uygun ve kariyerinin benzediği teknik adamların büyük takımları zirveye taşıyacağı düşüncesini bu örnek yerle bir etmiş durumda.

Bu arada Bernd Schuster nerede bilen var mı?

Read more...

Bari sen yapma Rijkaard

28 Ekim 2009 Çarşamba

Fenerbahçe-Galatasaray derbisi biter tartışmaları günler sürer bu artık bir klasik haline geldi. Ancak maç yazısında belirttiğimiz maç sonu konuşmalarının üstünden sadece 3 gün geçti Frank Rijkaard yine derbiyi konuştu ama biraz farklıydı bu konuşması. Suçlular yakalanır ifadeleri alınır, sonra mahkemeye çıkartılırlar ve ifade değiştirirler. Rijkaard'da ifade değiştirdi. GSTV'ye açıklamalar yapmış ''Yaşananlar utanç verici. Provokasyonu iyi yapıyorlar. Bizim ise sadece akıllı olmamız gerekiyordu. Yaşanan tüm olaylar Fenerbahçe'nin stratejisinin bir parçasıydı. Çünkü bizim iyi bir takım olduğumuzu biliyorlardı. Ama ne yazık ki onların oyununa geldik"Kadıköy'de futbolu kirleten görüntülerin yaşandığını söyleyen Rijkaard, stattaki atmosferin çok gergin olduğunu ve futbolcular için sakin kalmanın zor olduğunu vurgulamış ve son olarakta asıl bombayı patlatmış '' ilk gol ofsayt, Alex kendini attı'' diyen Hollandalı hocaya ne oldu da 3 günde ifade değiştirdi? Hangi hakim yada savcılar ile konuştuda böyle bir futbol adamı 3 gün önce taktik hatalarından bahsederken birden ofsayt, penaltı diye sokaktaki insanların kısır tartışmasına girdi? Ne değişti de Rijkaard dışarıdan konuşmak kolay teknik direktör olmak istiyorsan kursa git diye gazeteci azarlarken böyle teknik taktik ile ilgisi olmayan bir ifade değişikliğine gitti? Ne farkı kaldı kursa gitmeden de penaltıda Alex kendini attı, gol ofsayttı, hakem hakkımızı yedi diyen ve teknik bilgisi futbol geçmişi Rijkaard'a göre yerlerde sürünen insanlardan?

Cevaplar çok açık avukatları aracılığıyla ifadesi değiştirilen mahkum halka sempatik gösterilir ''sucuk ekmek yiyeyim öleyim'' bile der ve duygusal halkımızda bunu yutar işlenen suçlar, yapılan hatalar unutulur gider, yazıktır günahtır sucuk ekmek bile yiyememiştir. Rijkaard'da avukatları aracılığıyla ifadesi değiştirilmiş ve Galatasaray taraftarına sempatik hale getirilmiştir.Peki neden böyle birşeye gerek duyulsun amaç nedir ki? Amaç ne mi ???

Read more...

Premier ligin en çok kart gören defans oyuncusu

25 Ekim Pazar günü oynanan Liverpool - Manchester United maçında kırmızı kart gören Vidic premier ligin en çok kart gören oyuncusu durumunda.43 kartla oynayan Vidic'in partneri Ferdinand'ın 15 kartı var. Diğer önemli defans oyuncularının kart sayısı ise şöyle; Chelsea'den John Terry (29), Arsenal'den William Gallas (23) ve Liverpool'dan Carragher (29)

Alex Ferguson şüphesiz bu durumu değerlendirecektir ancak bir defans oyuncusunun önemli rakiplerinin defans oyuncularından iki kat fazla kart görmesi büyük hedefleri kovalayan takımlar için bazen hayati derecede önem arzediyor. Ülkemizde ki duruma bakmak isterdik ama Alex De Souza'nın Servet Çetin'den fazla kart gördüğü bir ortamda istatistiklerin bir anlamı kalmıyor. Vidic'in durumunu değerlendirecek olan Ferguson bu istatistiklere bakıp meşhur vecizesi "istatistik mini eteğe benzer; çok şey gösterir ama asıl görünmesi gerekeni göstermez”ile yola çıkarak değerlendirme yaparsa Vidic'in kart sorunu başka sorunlarıda beraberinde getirebilir.

Read more...

Bunun neresi ''Real''

Dünya bu gece yepyeni bir futbol takımı daha tanıdı ve yepyeni bir kasaba daha tanıdı Alcorcon. Hani mucizenin adı dense abartılmış olunmaz. Kral kupasına uzun yıllardır hasret Real Madrid ligde 0-0'lık Gijon maçının yaralarını saracaktı belki de ancak öyle bir hezimet yaşadılar ki dillere düştü koca Real bir gecede. Real Madrid 3.lig temsilcisi rakibine 4-0 yenilerek tüm dünyayı şok etti. Tabi ilk oynayacağı maçtan en fazla 3 gün sonra dünya bunu unutur ama bu olay Türkiye'deki 3 büyüklerden birinin başına gelse yıllarca unutulmazdı şüphesiz. Her yıl kupa kuraları çekilince Fenerbahçe'nin Pendik, Galatasaray'ın Erciyes ve Erzurum, Beşiktaş'ın ise Dardanel ve İnegölspor maçları konuşulur durur. Real Madrid sahaya Real Madrid Castilla ile çıksa belki normal karşılanır ancak muhtemelen kelle koltukta dolaşan Pellegrini'nin ipini çeken 11 Dudek, Arbeloa, Albiol, Metzelder, Drenthe, M. Diarra, Granero (Dk. 62 Marcelo), Van der Vaart, Guti (Dk. 46 Gago), Raul (Dk. 72 Van Nistelrooy) ve Benzema şeklinde.

Şimdi tüm dünya gözünü 10 Kasım'da Santiago Barnebau'daki rövanşa çevirmiş durumda her ne kadar goal.com Real Madrid'in elendiğini belirtip habercilikte kehanet dönemini başlatsada rövanş maçı bir hayli ilginç geçecek gibi. Goal.com'dan ricamız kehanetlerini bir adım ileri götürerek rövanş maçının skorunu ve gollerini belirterek bahisseverin yüzünü güldürmeleri.

NOT :Tabi böyle bir kehanet büyük yankı uyandırınca tekzip yıldırım hızında olmuş.

Read more...

İngiltere golcüsünü arıyor

27 Ekim 2009 Salı

Capello göreve ilk geldiğinde Rooney'nin 50'nin üstünde milli maç oynadığını ve gol sayısının 10'un üzerinde olduğunu ve bunun bir golcü için çok kötü bir istatistik olduğunu belirtti. 98 Dünya kupasından sonra adeta milli takımın golcüsü olamam diye direten Owen, Uzun adam Crouch Rooney alternatifine büyük bir sürpriz ile Heskey'i ekledi Capello. Aktif futbol hayatını sürdüren en golcü İngiliz oyuncu olan Owen'ın inişli çıkışlı grafiği gol sayısını olumsuz anlamda etkiledi elbette. En iyi günlerini geride bırakan Heskey de milli takıma birşey katamadı. Aston Villa'nın Semih Şentürk'ü Gabriel Agbonlohor milli takım için harika bir alternatif olacaktır şüphesiz, yine aynı takımda bulunan Ashley Young'ı sol kanatta, Arsenal'li Walcott'u sağ kanatta Agbonlohor'u forvette düşündüğünüzde ingiltere tarihinin en hızlı ve teknik hücum gücü ortaya çıkıyor.Ada basını böyle bir hücum gücünü şimdilik hayal dahi etmemiş ama Agbonlohor'un Heskey'in olduğu yerde gol kralı olacağını ima eden göndermeler yapmayıda ihmal etmemişler.İngiltere milli takımının en skorer oyuncusu listesinde halen 1 numarada 49 golle Sir Bobby Charlton var.

İngiltere milli takım tarihinin en golcü 10 oyuncusu aşağıdaki gibi.Capello'nun prensi Beckham'da golcü olmamasına rağmen 17 kez gol sevinci yaşadı milli formayla.

  1. Sir Bobby Charlton-- 49
  2. Gary Lineker-- 48
  3. Jimmy Greaves-- 44
  4. Michael Owen-- 40
  5. Sir Tom Finney- 30
  6. Nat Lofthouse-- 30
  7. Alan Shearer-- 30
  8. Viv Woodward-- 29
  9. Steve Bloomer-- 28
  10. David Platt--- 27

Read more...

Tottenham taşınıyor

Premier ligde Berbatov'lu Keane'li orta sıraya oynayan takımı Ramos'a emanet edip küme düşme tehlikesi yaşayan Tottenham bu sene iyi gidiyor. Modric'in sakatlığı hızlarını kesti burası bir gerçek ancak sahada hızı kesilen Tottenham'ın bu kezde yönetimi gaza basmış. White Hart Lane'in yanına yeni bir stadyum inşa etmeyi çevreyi ise iş merkezi ve yaşam merkezi yapmayı planlıyorlar.Yeni stadyumun 56.250 seyirci kapasiteli White Hart Lane'in kapasitesinden 20.000 fazla olacağı ve stadın 2012'de biteceği duyuruldu. Galatasaray'ın stad işi gibi olmayacak elbet ama işler tersine giderse TOKİ Tottenham'a bir stad yapar mı sorusu 2 yıl içinde cevap bulacaktır.

Read more...

Plaj topuna tişörtlü cevap : Liverpool 2-0 Manchester United

Premier ligin 4 büyükleri gazozuna maç yapsa dahi şampiyonlar ligi finali gibi ses getiriyor. Premier ligde haftanın maçı olarak analiz ettiğimiz Liverpool - Manchester United maçı tahminlerimizde belirttiğimiz gibi psikolojik etmenlerin yer aldığı hatta skorun bile analizde belirtildiği şekilde gerçekleştiği bir maçtı. Sunderland maçında futbol tarihine kırmızı harflerle yazılan kırmızı plaj topunun asistiyle yenilen gol Liverpool gündemini uzun süre meşgul etmiş rakipleride bundan yararlanmıştı. Pazar günü United taraftarı sahaya bir çok top attı ancak en anlamlısı Fernando Torres'in gözünü karartıp Ferdinand'ı peşine takıp ağlara gönderdiği toptu. Liverpool maçı domine etti Mascherano her sene United maçlarında üst düzey oynardı tekrarladı bu kez uzatmalarda atılması üzücü olan kısmıydı onun adına. United liderlikten oldu aynı zamanda kırmızı kart gören Vidic'i kaybetti. Rooney düşündüğümüz kadar kolay olmayacak demişti bu maç için ve düşündüğü çıktı. Fernando Torres maçın fark yaratan oyuncusuydu. İngiltere'de taraftarla bütünleşip maç kazanan ender takımlardan biri olan Liverpool maçı onlarla birlikte oynadı adeta Ngog golü attığında dakika 90+6'yı gösteriyordu. Maç öncesi Liverpool taraftarlarını kızdırmak için sahaya top yağdıran Manchester United taraftarına cevap ise aşağıdaki tişört ile geldi.

Read more...

Premier ligde haftanın görünümü

Premier lig bu hafta hareketliydi. Aston Villa, Wolverhampton deplasmanında 2 puan bıraktı.Birmingham son haftaların flaş takımı Sunderland'i 2-1 ile St.Andrews Ground'a gömdü.Premier lige çıkan her takım sezonun ilk yarısında sahasında iyi maçlar çıkarır Burnley bu ışığı Manchester United'ı 1-0 yenerek vermişti ancak bu hafta Wigan'a 1-3 mağlup oldular.Daha önce özellikle izlenmesini önerdiğimiz Kolombiyalı Hugo Rodallega'dan gözlerinizi ayırmayın. Tottenham evinde Tuncay'ın dakika bulduğu maçta Stoke City'e 0-1 mağlup oldu. Bolton evinde 3-2'lik şanlı bir Everton galibiyeti aldı Moyes eleştirilerin tam ortasında. West Ham deplasmanında 2 puan bırakan Arsenal'in kalecisi tek sorumlu elbette, ayrıca son dakika penaltısı meşhur vecize gibi evlere şenlikti.2-2 biten maç haftanın güzel maçlarındandı. Manchester City puan kayıplarına başladı Mark Hughes defansı güçlendirmek gerektiğini düşünüyor. Biraz daha sendelerlerse Mark Hughes defansı ancak yeni çıkan Football Manager 2010 oyununda düzeltecek zaman bulabilir.10. haftanın yeni lideri Chelsea olurken West Ham United hala kayıplarda.


Read more...

Yine olmadı ( 3 - 1 )

26 Ekim 2009 Pazartesi

Son yıllarda Fenerbahçe-Galatasaray derbileri sahada oynanan futbolun dışına çıkmaya başladı.Her iki tarafta attığı golleri ve galibiyetleri unutmaz ama çok az kişi hatırlar gollerin ortasını, sahadaki mücadeleyi, atakları, şutları, tempoyu seyir zevkini. Galatasaray'ın Kadıköy'de kaybetmesi ne ilk ne son ve bu iki takım var oldukça bu heyecanlar devam edecek şüphesiz. Son dönemlerde bu heyecan yerini gerginliğe bıraktı ve derbiler sadece sonuçları ve olayları ile hatırlanır oldu. Fenerbahçe Kadıköy'de Galatasaray'ı psikolojik baskı yada taraftarla yenmiyor her seferinde, insan üstü istek ve mücadele ile oynuyor oyunu aynı zamanda. Dünde o günlerden biriydi. Bazen teknik taktik herşey bir yana bu istek ve mücadele sizi kazanan yapar.

Maç sonrası Rijkaard, maça çok iyi hazırlandıklarını, iyi mücadele ettiklerini erken gelen golün etkisini kırmızı kartı ve Fenerbahçe'nin taktiksel değişikliğinden bahsetti.2-2 olabilirdi dedi.Gelecek haftalarda daha iyi olacaklarını ve ligin uzun maraton olduğunu önemli olanın şampiyonluk olduğunu da ekledi.

Maç sonrası Daum, mücadele güçlerinden, taktiksel başarıdan, atmosferden, rekorun değil sezon sonu durumun öneminden, Alex'ten bahsetti. 2-2 olabilirdi rakip 10 kişiyken verilen pozisyon hoş değildi dedi.Önemli olan bu maçı kazanmak değil şampiyon olmak diye ekledi.

Maç sonrası Galatasaraylılar, gol ofsayt,penaltı haksızdı, Emre kırmızı kart görmedi, Cristian atılmalıydı dedi.Hakemi çuval dolusu veryansın gönderdi.

Maç sonrası Fenerbahçeliler, Vederson'un topunun çizginin neresinde olduğundan, Kazım'ın pozisyonlarının faulle dururulmasının yanlışlığından, ikili mücadelelerdeki kararlardan şikayet etti. Hakeme veryansın etmeyi ihmal etmedi.

Maç öncesi Galatasaray kaptanı olarak sahaya çıkan kişinin rakibi provke etmeye çalışması defalarca 50-60 metre depar atıp taraftarlarını selamlaması sonra gerginlikte başrol oynaması ne kadar yanlışsa, kendi sahasında bir çok olumlu faktöre sahipken kontrolü kaybeden Cristian'ın davranışı o derece yanlıştı. Cristian bu tip bir maça ilk kez çıkıyor ama Arda Galatasaray kaptanlığının ne olduğunu henüz öğrenemediyse bu görevin ne manaya geldiğini soracak bir çok abisi var etrafında. Türkiye'deki herhangi bir maçta yakın zamanda takım kaptanının karıştığı yanlışa yanlışla karşılık verip küfürler ettiği başka bir vaka vuku bulmamıştır kuvvetle ihtimal. Bu hali üstünden atamadığı gibi kendi takımını da kendisini de bitirmiş oldu ve ilk golü maç başlamadan yemiş oldu Galatasaray kaptanının ayağından.

Teknik adamların gündemi ile 360 derece ters bir gündeme sahip olmamız bize şunu gösteriyor.Bu Alman ve bu Hollandalı ülkemizin futboluna, futbol anlayışına birşeyler katacak bizim gündemimizde gereksiz, tartışmalarımız ve kavgalarımızda. Rijkaard ve Daum iki Brezilyalı değiller kimse Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarından Elano-Carlos, Leo Franco-Güiza olmasını da beklemiyor ama futbola bakış açımızı kilişelerden kurtarırsak belki ülke futbolumuzu da kurtarmış oluruz ve belki dünya kupasına gidememenin üzüntüsünü yaşamamız bizlere ders olur.

Daum mu kazandı yoksa Rijkaard mı kaybetti sorusunu herkes farklı şekilde cevapladı ancak futbolla biraz içli dışlı olan hemen herkes Galatasaray'ın pas bağlantılarını, kanat bindirmelerini kesmek için önlem almayı düşünürdü ancak Colin Kazım tamamen maçın en farkedilen farkıydı. Oynadığı mevki, yakaladığı pozisyonlar, Gökhan-Servet ikilisini yorması ,presi kendisininde beklemediği bir farklılık olabilir. O kadar zorladı ki rakibi ve kendisini 55.dakikada tüm gücünü bitirdi nerdeyse.

Galatasaray ne kanatlarını kullanabildi istediği gibi nede ceza sahasında çoğalabildi.Her futbolcusunun arasında 20'şer metre ile kopuk oynadı. Yediği golden sonra topu iteledi durdu.Elano eleştirilerin hedef noktası olsa da sorunun Elano mu yoksa oynadığı pozisyon mu olduğu sorusu ilerleyen günlerde cevap bulacaktır.

Maçta ön plana çıkan isim her ne kadar Alex De Souza olsa da, Roberto Carlos önderliğinde Fenerbahçe'nin topyekün yaptığı takım savunması maçın yıldızıydı. Hücum gücü yüksek ekibi, takım savunması ve yardımlaşma ile eritip haklı bir galibiyete uzandı Fenerbahçe.

Galatasaray zamanı geldi diye düşündü ama Fenerbahçe kaleyi tüm gücüyle savundu ve yine kazandı.


Read more...

Premier ligde haftanın maçı : Liverpool-Manchester United

25 Ekim 2009 Pazar

Liverpool camia olarak öyle kritik günler yaşıyor ki istim üzerinde tabiri biçilmiş kaftan. Her ne kadar yönetim desteğini esirgememiş gözükse de Rafa Benitez'in üstünde yoğun bir medya baskısı var.Gün geçmiyor ki bir anket yada haber yapılmasın Benitez istifa etmeli, neden etmeli nevinden haberler görülmekte ada basınında. Ev sahibi Liverpool'un gündemi ; kulübün satış hadisesi, plaj topu, son 4 maçta mağlubiyet, Gerrard ve Torres'in sakatlıkları, 87 yılında yaşanılan 4 maçlık mağlubiyet serisi rekorunun egalesi gibi konularla hayli meşgul. Tüm bunlara ek olarak maçtan önce Liverpool taraftarı kulübün sahiplerine büyük bir protesto hazırlığında. Manchester United ise avrupada yenilgisiz,premier ligde de lider gidiyor. Sene başında kadro zaafiyeti gibi konular gündeme gelmişti ancak Ferguson'un takımı winner takım olmayı ve bunu hissettirmeyi çok iyi başardığından bugünlere yine göklerde geldiler. Liverpool açısından olumlu tek haber Torres'in büyük ihtimalle 11'de başlayacak olması ve Gerrard'ın da 90 dakika olmasa da oyuna dahil olabilecek durumda olması. United son maçlarında sadece iyi yardımlaşma ve winner özelliği ile sonuca gidiyor. Bu gibi durumlarda bir yerde işler tersine gider ve 25 Ekim Pazar işlerin tersine gideceği yer Anfield gibi duruyor. Liverpool yaşadığı çalkantılı günlerden dolayı mağlubiyete yakın gözükse de taraftarıyla bütünleşip maçı tek yada iki farkla kazanması daha büyük bir olasılık gibi duruyor. İstatistiklere bakıldığında da Liverpool Anfield'te yerlerde sürünüyor ancak geçen yıl iki maçı da kazanmışlardı üstelik Manchester United'a tarihinin en ağır iç saha yenilgilerinden birini 1-4 ile yaşatmıştı Liverpool ve bu maç onların dönüş maçı olacaktır.

İki takım arasında Anfield Road'ta oynanan son 5 lig maçı

Liverpool 2 - 1 Manchester United / 2008-2009
Liverpool 0 - 1 Manchester United / 2007-2008
Liverpool 0 - 1 Manchester United / 2006-2007
Liverpool 0 - 0 Manchester United / 2005-2006
Liverpool 0 - 1 Manchester United / 2004-2005

Maçın muhtemel kadroları

Read more...

Maske

Bonus olarak Liverpool-Manchester United maçına özel bir kare... Görmeye alışık olmadığınız haliyle Gerrard.

Read more...

Avrupa Liglerinde günün bilançosu

Avrupa'da bugün birbirinden ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Fast-Food yemek hızında günün özetine göz attığımızda Almanya'da Bayern şampiyonlar liginde Bordeuax mağlubiyeti ve 2 kırmızı kartın şokunu Frankfurt'u farklı yenerek unutmaya çalışıyordu ki 61'de Frankfurt 0-1 öne geçti.Herkes bir mağlubiyet daha mı geliyor diye düşünürken Bayern 28 dakikada Robben ve avrupa gol krallığına oynayan Van Buyten ile iki gol bulup 2-1 kazandı. İtalya'da Sampdoria, Bologna'yı 4-1 ile geçti ve muhteşem lig başlangıcının tesadüf olmadığını kanıtladı. Bir başka İtalyan İnter ise Şampiyonlar ligindeki sıkıntıyı unutmaya çalışan Mourinho'nun çocukları, Eto'o ve Sneijder'in 30 dakikada 2-0'a taşıdığı maçta Catania'yı 2-1 ile geçti. Şampiyonlar liginde bir üst tura çıkamaması halinde ''kardeşim hep dilin çalıştı sen çalışmadın, büyük hocasın ama faturayı birine kesmek lazım'' diyerek Mourinho'yu gönderebilirler. Tabi Jose'nin uçağı İtalya'dan havalanınca Portekiz'e inmez. Koltuğu sallanan Pellegrini'yi ziyaret etmek için İspanya'ya uçabilir. Hoca sorununu Flores ile çözen Atletico Madrid galibiyet sorununu yine çözemedi.Rakip Mallorca 9 kişi kaldığında dakikalar 51'di ve Atletico'nun farka gideceği düşünülüyordu ki Forlan'ın penaltısı ile 53'te öne geçtiler ancak Valero 90'da Atletico'yu dipsiz kuyulara atan golü kaydetti ve maçı 1-1'e taşıdı. İspanya'da ve şampiyonlar liginde harika bir form grafiği ile rakiplerini ezen Sevilla, Deportivo'dan alınan 1-0'lık mağlubiyeti unutturmak için Estadio Ramon Sanchez Pizjuan'a çıktı ancak 60'ta 10 kişi kalan rakibini özellikle de Kameni'yi geçemeyince maçtan 0-0 ile ayrılarak 2 puanı bırakmış oldu.Golcü sıkıntısı yaşayan Real Madrid ise Ronaldo'suz Real olmadığını ispatlayan bir puan kaybı daha yaşadı.Raul'un hakemle oynadığı Gijon deplasmanında iki puan kaybetti Real Madrid. Olaylı maçta Bayern'i deviren Bordeaux, Le Mans'ı 3-0'la geçti.Gecenin sürpizlerinden birisi Fransa'dan geldi. Lyon, Nice deplasmanında 4-1 mağlup olarak ağır yara aldı. Şampiyonlar liginde yokları oynayan ve tarihinin en kötü günlerini yaşayan Rangers Ibrox'ta Hibernian ile 1-1 kalarak kötü gidişe bir halka daha eklemiş oldu.

Read more...

Aman hocam dikkat

Aston Villa'nın Chelsea'yi 2-1 yendiği maçta heyecana dayanamadı ve yeri boyladı Martin O'Neill yardımına ise Anelka koştu.

Read more...

Chelsea patladı

Son iki deplasmanında mağlup olmuştu Chelsea ve gündem biraz karıştı.Sezona öyle bir başlangıç yaptılar ki Chelsea'nin şampiyonluğu Drogba'nın gol krallığı nerdeyse garanti gibi görülüyordu ancak, premier ligin güzelliğide tam da bu noktada anlaşılıyor. İki deplasman mağlubiyeti ile herşey tersine döndü ve bu iki deplasman arası alınan 2-0 lık Liverpool galibiyeti bile suların durulmasını sağlayamadı. Ancak haftaiçi 7 haftadır gol atamayan Lampard'ın da kulüp adına 133. golünü attığı 4-0'lık Şampiyonlar Ligi Atletico Madrid galibiyeti ile kara bulutlar dağıldı ve bugünde ligde Blackburn Rovers'ı 5-0 mağlup ettiler.Lampard'ın 2 gol atıp yıldızlaştığı maçla Chelsea maç fazlasıyla liderliği yakalamış durumda.

Read more...

Premier ligde bugün ve yarın


Premier ligde günün sürprizini deplasmanda Tottenham'ı 1-0 yenen Tuncay'ın takımı Stoke City'den geldi.Son haftaların formda takımı Sunderland ise Birmingham'a 2-1 yenilerek seriyi bozmuş oldu. İşte günün sonuçları ve yarının programı.

Read more...

Şampiyonlar Ligi Rehberi (Tarihi,İstatistikleri-1955-2009)

24 Ekim 2009 Cumartesi

Şampiyonlar Ligi şüphesiz Avrupa'nın en gözde futbol organizasyonu, UEFA'nın gözbebeğidir. Formatı, organizasyonu, naklen yayın gelirleri, maç öncesi ve sonrası hatta şarkısı ile her futbolseverin ilgi ile izlediği bir numaralı futbol organizasyonudur.Şampiyonlar Ligi 1992 yılından itibaren günümüze kadar bir çok kez format değişikliği yaparak en son halini almıştır. 90'lı yıllara kadar her ülke şampiyonunun katıldığı organizasyonda bu yıllardan itibaren değişik düzenlemelerle ülkelerin lig derecesine göre 2.3.4 sıradaki takımlarıda bu organizasyonun içine alınmıştır.Kupa 1 olarakta bilinen Şampiyonlar Liginin fikir babası Fransız spor gazetesi L’Equipe'tir. Gazetenin spor bölümü şefi Gabriel Hanot'un gazetesi L'Equipe aracılığıyla getirdiği öneriye tüm avrupa kulüplerinin heyecanla karşılık vermesiyle Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nın temelleri atılmıştır.Bu fikre en sıcak ve heyecanlı karşılığı dönemin Real Madrid başkanı Santiago Barnebau vermiştir.Kupa fikrinin çıktığı dönemde Avrupa'da en büyüğü belirleyen bir organizasyon bulunmamaktaydı ve bu organizasyon kulağa yeterince heyecan verici gelmişti. Kupa tarihinin ilk finali 13 Haziran 1956'da Fransa'nın başkenti Parc des Princes'te İngiliz hakem Arthur Ellis yönetiminde oynandı. O dönemler Fransa demek olan Stade de Reims 38,239 seyircinin önünde 3-1 öne geçse de Real Madrid rakibini geriden gelerek 4-3 mağlup etmiş ve Avrupanın kupalı ilk en büyüğü olmuştur. İlk düzenlenen 5 kupayı kazanan Madrid avrupa futboluna damgasını vurmuş ve bu hegomanyayı Benfica yıkmış ve Real Madrid kupaya 6 yıl hasret kalmıştır.

Dönem dönem çeşitli değişikliklere uğrayan kupada en büyük değişiklik 1992 yılında oldu ve Şampiyonlar Ligi adını aldı.Kupa tarihi bir çok görkemli finale olaya imza atsa da bazı üzücü olaylarda olmadı değil. En derin izler bırakan vakalardan birisi 1958 Mart ayında Belgrad dönüşü Manchester United'ın uçağının düşmesi ve finalist adayı futbolcuların büyük bir bölümünün ölmesiydi.Manchester United kulübü bu olayı unutmamış her yıl bir şekilde acı günü saygıyla anmıştır.Yıllar geçse de unutulmayacak diğer bir olay ise Heysel Faciası'ydı. Heysel Faciası 29 Mayıs 1985 günü Brüksel de oynanacak olan Juventus ile Liverpool arasındaki Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Final maçının başlamasından önce Liverpool taraftarlarının İtalyanlara saldırması ve çıkan panik sonucu bir duvar çökmesi ile 38 İtalyan taraftar ve 1 Belçikalının öldüğü olaylara verilen isim. Bu çapta olaya rağmen final maçı oynanmış; Juventus Michel Platini'nin penaltıdan attığı golle 1-0 kazanarak kupayı kazanmıştır.Bu olay sonunda UEFA tüm İngiliz takımlarını beş yıl süreyle Avrupa kupalarından men etti. Liverpool ise 2001-02’ye kadar bir daha Şampiyonlar Ligi’nin yüzünü göremedi.

Finansal açıdan kulüpler için önemli bir gelir kaynağı da olan kupa organizasyonu Avrupa’nın gider kalemleri de kendileri gibi büyüyen takımları için çok önemli bir hale gelmiş ve bunun bir sonucu olarak bu takımlar organizasyona daha çok ağırlık verip tıpkı eski yıllarda olduğu gibi kupayı kendi müzelerine götürmeye başlamışlardır.Real Madrid 32 yıl sonra, Manchester United 31 yıl sonra ve Bayern Münih 25 yıl sonra Avrupa’nın en büyüğü unvanını bir kez daha yakaladılar. Her final ayrı bir tat ayrı bir güzellik demek ancak 1999 Bayern-Manchester finali, 2005 İstanbul'da Milan-Liverpool finali ve 2008 Roma da penaltılara kalan final maçı Chelsea-Manchester United finalleri unutulmaz maçlar olarak tarih sayfalarında yerlerini aldılar.

Bugüne kadar 9 kez ile kupayı en fazla kazanan takım Real Madrid olurken, Milan 7 kez ile 2.sırada yer alıyor. 5 şampiyonluğu bulunan Liverpool 3.sırada. Ülke bazında bakıldığında 14 şampiyonluk 9 ikincilik ile İspanya'nın farkı göze çarpıyor. 11 Şampiyonluk 14 ikincilk ile İtalya 2.sırayı alırken yine 11 şampiyonluğu bulunan İngilizler 5 ikincilikte elde ederek 3.sırada yer alıyor.Kupanın skorer oyuncularına baktığımızda 66 golle Raul bu alanda da Real Madrid'i zirveye taşımış durumda 60 golle 57 gollü Ruud Van Nistelrooy, 56 golle Shevchenko,51 gollü Henry'i 49 golle Real Madrid efsanesi Alfredo Di Stefano takip ediyor.Kupada en çok forma giyen oyuncular ise Milan emeklisi Maldini (139), Raul (128), Roberto Carlos (128), Ryan Giggs (125) Paul Scholes (115)

Şampiyonlar ligi ile ilgili bazı ilginç istatistikler ve rekorlar aşağıdaki gibidir.

Aynı ülke takımları turnuva finalinde ilk kez 2000 yılında karşı karşıya geldi. (Real Madrid - Valencia)

İlk hat-trick yapan oyuncu 1955'te Vörös Lobogó SE takımından Péter Palotás adlı oyuncuydu.

Francisco Gento en fazla kupayı kazanan oyuncu oldu. (6 kere)

Bob Paisley en fazla kupayı kazanan teknik direktördür. (3 kere - 1977,1978,1981)

Marcello Lippi en fazla final maçlarında yer alan teknik direktördür. (4 kere - 1996, 1997, 1998, 2003)

Clarence Seedorf 3 ayrı takımla kupa kaldırmıştır. (1995 - Ajax, 1998 - Real Madrid, 2003 ve 2007 - AC Milan)

Şampiyonar Ligi'nde oynamış en yaşlı oyuncu Lazio kalecisi Marco Ballotta'dır. (43 yaşında, 2007-08 sezonu)

Hem lig şampiyonluğunu, hem ülke kupasını, hem de Şampiyonlar Ligi'ni kazanan takımlar: Celtic (1967), Ajax (1972), PSV (1988), Manchester United (1999) Barcelona (2009)

Turnuvada en uzun yenilmeme rekoru Ajax'tadır. (20 maç)

En az maç kazanarak kupayı alan takım Manchester United'dır. (5 maç kazanmışlardır.)

Hem oyuncu, hem teknik direktör olarak kupayı kazanan iki isim vardır; Miguel Muñoz ve Carlo Ancelotti

Baba-oğul kupayı kazanan iki isim vardır; Cesare Maldini & Paolo Maldini ve Manuel Sanchís Martínez & Manuel Sanchís Hontiyuelo

Şampiyon Kulüpler Kupası'nı ulusal lig kupasından daha fazla kazanma başarısı gösteren tek takım vardır. (Nottingham Forest)

Şampiyonlar Ligi finalinde gol atan en yaşlı oyuncu Paolo Maldini'dir. (37 yaşında)

Juventus UEFA'nın her turnuvasını kazanan tek takımdır.

Şampiyonlar Ligi'nde atılan en hızlı gol Roy Makaay tarafından 10.7 saniyede atılmıştır.

Turnuvada Hernan Crespo 5 ayrı takımla gol atma başarısını göstermiştir.

Lig'de en genç gol atan kişi Peter Oforiquaye'dir.

Jens Lehmann 2006 finalinde kırmızı kart görerek finalde kırmızı kart gören ilk oyuncu olmuştu. Kaleci, gol yemeden atıldığı için sonuç olarak turnuva boyunca hiçbir oyuncu ona gol atamamıştı.

Liverpool ve FC Porto, UEFA Kupasını kazandıktan sonraki sezon Şampiyonlar Ligi'ni kazanan iki takımdır.

Liverpool'un turnuva ismi Kupa Galipleri Kupası'yken bu turnuvayı son kazanan ve ismi Şampiyonlar Ligi olduktan sonra ilk kazanan takım olma gibi ilginç bir istatistiği vardır.

AEK 2002/03 Şampiyonlar Ligi'nde gruplardaki 6 maçta da beraber kalan tek takımdır.

Şampiyonlar Liginde En Çok gol Atan Futbolcu Raul Gonzalez 66 gol.

Bugüne kadar finallerde sadece iki oyuncu kırmızı kart gördü. İlk kartı Lehmann görmüştü (2006 final) ikinci kart ise Drogba (2008 final)

Read more...

John Terry ve çocukları

23 Ekim 2009 Cuma



Read more...

Atletico Madrid'te teknik direktör çıkmazı

Türk basını Fatih Terim'i Atletico Madrid'in başına geçirmek için yoğun bir çaba içinde Atletico Madrid ise yeni hoca arayışlarını hızlandırmış durumda. Bu yıl hayal kırıklığı yaşayan kulüp, geçen yılı mumla arar oldu.La Liga'da 7 maçta topladıkları 6 puanla 15.sırada yer alıyorlar. Şampiyonlar liginde Chelsea'den ağır bir tokat yediler. Teknik direktör değişikliği en uygun çare olarak düşünülüyor. Michael Laudrup'tan ret yiyen Atletico'lular bu kez gözünü Luciano Spalletti'ye çevirmiş durumda. Empoli ile başlayan Roma ile nirvana yapan kariyerini zedelememek adına istifa eden Spalletti'ye bir kaç kulüp yakıştırılmıştı çizme basınında ancak bu sefer kaynak ispanyol ve italyan yapımı ve görüş;Atletico Madrid gözünü Spalletti'ye çevirmiş durumda. Küçük bir anekdot Arthur Zico'nun en beğendiği teknik direktörlerden biridir Luciano Spalletti.

Read more...

FM 2010 kararını verdi

FM 2010'un yapımcıları Manchester United teknik direktörü Alex Ferguson'u tüm zamanların en iyi teknik direktörü olarak seçti. Yapılan ankette %26 oranında oy alan Sir Alex Ferguson, Bobby Robson ve Bill Shankly gibi isimleri geride bıraktı. Anlaşılan FM yapımcıları yıllara dayanan tecrübeleri ile sadece Alex Ferguson'un şifresini çözemediler. Fletcher, O'Shea, Anderson, Evans gibi oyuncularla winner olmak, şampiyonlar ligi finalleri oynamak kazanmak gibi kırılmamış kodlarını çözemeyeceklerini anlayıp payeyi vermişler ve kabullenmişler gelmiş geçmiş en iyi teknik direktör Sir Alex Ferguson diye.Bu arada oylar sadece FM 2010 oyununun yapımcılarına yani Football Manager ailesine ait.

1. Sir Alex Ferguson - 26 %
2. Sir Bobby Robson - 14%
3. Bill Shankly - 9%
4. Brian Clough - 8%
5. Sir Matt Busby - 6%
6. Sir Alf Ramsey - 5%
7. Jose Mourinho - 4%
8. Arsene Wenger - 3%
9. Bob Paisley - 2%
10. Jock Stein - 1%

Read more...

Düşler Sahnesi'nde gecenin özeti

Gecenin şüphesiz en güzel yanı ülke olarak 6 puan almış olmamız. Fenerbahçe müzesinde Şampiyonlar ligi kupası bulunan Steaua Bükreş'i Kazım'ın golüyle 1-0 yendi. Rakipler kim olursa olsun avrupa arenasında arka arkaya iki maç kazanmak her Türk takımının ihtiyacı olan bir istatistik. Özer Hurmacı'nın oynamasını isteyen Fenerbahçe taraftarları ne kadar haklı olduğunu ispatladılar bugün Daum'a. Final paslarında zorlansalar da kazanmayı bildiler. Andre Dos Santos'un gittikçe Andre Boş Santos'a dönüşmesi ne kadar ilginç ise her maçı halı sahada iş arkadaşlarıyla oynuyormuş gibi düşünen Bilica'nın anlamsız röveşata hareketleri daha da ilginç olanı. Maçın adamı ise kesinlikle Gökhan Gönül'dü maça ciğerini,yüreğini koydu.Galatasaray İstanbul'da D.Bükreş'i abluka altına aldı. Harry Kewell ile şekillenen hücum aksiyonları ekstra tatlı oluyor. Neredeyse hiç zorlanmadan 4-1 ile geçtiler Nonda gollerde başroldeydi. Her iki takımda derbiye hazır gibi gözüküyor.

Gecenin sürprizi Portekiz'den geldi. Avrupa arenasında en son bir dostluk maçında İstanbul'da Fenerbahçe'ye 5-0 yenilen Everton, Benfica'ya 5-0 mağlup oldu. Oynadığı tüm turnuvalarda kaleyi en çok yoklayan golcü Oscar Cardozo iki golle öne çıktı. Türkiye'deki herhangi bir takıma oscar kazandıracak kalitede bu adam Benfica'da bu gece Saviola ve Luisao'ya yardım etti. Günün son bombası patlamak üzereyken 90.dakikada imha edildi.İngiliz temsilcisi Fulham 24'te Amerikalı 1,95'lik stoperi Hangeland ile öne geçti.Bu oyuncunun Fulham'daki 3.golü olarak kayıtlara geçerken 77'de Kelly Fulham'ı 10 kişi bırakan isimdi. Monaco'da ışık saçan genç taze Roma'lı Jeremy Menez penaltıyı kaçırında 90.dakikaya kadar 10 kişilik Fulham Roma'yı devirme hayali kurdu ancak Roma bir zamanlar İnter suyuda içen 23 yaşındaki stoperi Marco Andreolli ile skoru 1-1 yapıp şanını kurtarmış oldu. Genç İtalyan savunmacı kulüpteki ilk golünü kaydetmiş oldu bu golle. Romen futbolundaki inanılmaz düşüş başlı başına bir çalışma gerektirecek bir dosya. Ayrıca son notlar organizasyona UEFA ne kadar makyajlarsa makyajlasın Düşler Sahnesi organizasyonu henüz emekleme aşamasında bile değil, özellikle yayın standardı açısından. Şampiyonlar Liginde hangi ülkede olursa olsun aynı yayını izliyor gibi olursunuz ancak bu gece d-smart saçmalığı ile UEFA'nın bu işlere bulaşmadığı ve organizasyonun kalitesini yerlere düşürdüğünü tüm Türkiye anlamış oldu.

Read more...

Manchester United'dan Şampiyonlar Ligi rekoru

22 Ekim 2009 Perşembe

Manchester United, CSKA karşısında aldığı galibiyetle bir şampiyonlar ligi rekorunu egale etmiş oldu.1994-97 yılları arası Ajax'a ait olan bu rekor deplasman maçlarında yenilmeme rekoru. United Valencia'nın ilk Şampiyonlar ligi golüyle avrupa arenasında 14.maçınıda yenilgisiz tamamladı. Ferguson ''bu tablodan gurur duymalıyız kesinlikle kolay bir olay değil'' diyerek takımını ve oyuncularını övdü. Bizim takımlarımızın en son Şampiyonlar ligi galibiyetlerinin 5-6 yıl öncesine dayandığını düşününce bu rekorun manası daha iyi idrak edilecektir.

Read more...

Şampiyonlar ligi 3.hafta

Grup maçlarının yarısı oynandı geride kalan 3 şampiyonlar ligi haftasında en ilginç maçları 3.haftada görüyoruz. Gökdeniz'li Rubin'in Nou Camp'ta kazanması ne kadar sürprizse Milan'ın Madrid'te Real'i yenmesi o kadar sürpriz. Real'in 3 belalısı vardır. Milan, Bayern ve Juve en kötü döneminde olsa da Milan kendini hatırlattı. Casillas Dida'ya ayak uydurdu Raul'un 66. şampiyonlar ligi golünü attığı kalede Pato'ya bu organizasyondaki ilk golünü attırdı.Nesta maç öncesi Kaka Milan'dan korkar demişti. Kaka elinden geleni yapsada maçın özetini Pirlo yaptı. Lassana Diarra Real'de Pirlo'nun oynadığı pozisyonda ve görevde oynuyor iki oyuncu arasındaki fark bu beklenmedik skoru ortaya çıkardı.Ronaldo'suz 2.yenilgiyi alan Pellegrini'nin kulağı çekilir.Ronaldinho ise Raul'a tokat atarak bende sahadayım dedi. Şampiyonlar liginin tüm zamanlarda en başarılı bu iki ekibinden 2.sıradaki lideri yenmiş oldu. Beşiktaş'ın ne kadar baskı altında olduğu Mustafa Denizli'nin maç sonu röportajındaki ses tonunda gizliydi. Kader maçı İnönü'de Wolfsburg maçı. Geçen yılın Bundesliga şampiyonunun bu sene sonunda kadrosundaki önemli isimleri kaybetmesi tespitini yapmak için herhalde kahin olmaya gerek yok.Hocasıyla sorunlar yaşayan Grafite ilk sinyali verdi bile. Rangers G grubu dışındaki tüm gruplardaki ekiplerin ah dediği takım oldu. Tepetaklak gidiyorlar. Chelsea'de iken deli dolu sağ bek olan Petrescu Ibrox'ta haklı bir sevinç yaşadı.Atletico Madrid bize sadece harika iki forvetle başarı gelmiyor sloganını ezberletti.Gruptaki tek puanları APOEL'den Madrid'te aldıkları beraberlikle geldi. Manchester United ve Juventus winner takım özellikleri ile kazandılar oynanan futbol tatsız tuzsuzdu.Büyük takımların ciddi konsantrasyon kaybı yaşadığı ve beklenmedik sonuçların ortaya çıktığı bir hafta geride kaldı. Haftanın takımı Milan.Haftanın oyuncusu tüm fırsatları değerlendiren ve şampiyonlar liginde ilk iki golünü Real Madrid'e Santiago Barnebau'da atan Pato.Gecenin maçı ise Bordeaux - Bayern müsabakasıydı.

Read more...

This is Anfield

21 Ekim 2009 Çarşamba

Liverpool son günlerde dünya spor basınının en sık başvurduğu haber kaynağı olmuş durumda. 1986/87 sezonunda arka arkaya kaybettikleri 4 maçlık kötü rekorları 2009 yılında tekerrür etmiş durumda. Anfield'te Şampiyonlar ligi karşılaşmasında son dakika Cesar Delgado golüyle gelen mağlubiyet ile 1986/87 yılının rekorunu egale etmiş durumdalar. Gerrard ve Torres'in sakatlığı, arka arkaya gelen mağlubiyetler, plaj topu hikayesi derken Pazar günü son şampiyon Manchester United karşısına çalkantılı bir gündem ile çıkacak Liverpool. Eleştirilerin odak noktasında Rafa Benitez'i görüyoruz. 2004 yılında geldiği Liverpool'da bugüne kadar Şampiyonlar ligi kupası, Süper Kupa, UEFA kupası, FA cup gibi başarılara imza atan İspanyol teknik adama 2009/2010 sezonundaki vasat performans nedeniyle Liverpool'luların da güveni azalıyor. İngiltere'de Rafa'nın en büyük destekçileri bile artık onun Anfield'teki süresinin dolduğu görüşünde birleşmiş durumda.

2004 yılından bu yana 229 milyon sterlin transfer harcaması yaptı Benitez. Josemi ile başlayan Alberto Aquilani ile sona eren transfer yelpazesinde şüphesiz en verimli isim Fernando Torres. 2004-2009 yılları arasında 76 oyuncunun maliyeti 229 milyon sterlin. Bir çok otorite pazar günü Anfield'te Manchester United karşısında alınacak olası bir mağlubiyetin Benitez'in ipini çekmeye yeteceği görüşünde.

Premier ligi göz ucuyla bile takip eden her sporseverin rahatlıkla tespit edebileceği bazı aksaklıklar var Liverpool takımında. Savunma ve hücum aksiyonlarındaki bu eksiklikler 2-3 nokta transfer ile giderilecek türden. Ancak Rafa Benitez geçen yıl 2 mağlubiyet almasına rağmen alınan beraberliklerin onları zirveden uzaklaştırdığını göz ardı ederek 18 milyon sterline sağ bek aldı. Savunmadaki aksaklıklar Torres olmayınca çekilen gol oruçlarına çare aranmak yerine sağ bek transferinden sonra 20 milyon sterline bir orta saha oyuncusu transfer edildi. Benitez kontrolü bu noktada kaybetmişe benziyor. İşler kötüye gidince hep kötü istatistikler verilir ancak Benitez'in Liverpool'a kazandırımlarını göz ardı etmemek lazım. Tüm bunlara rağmen Anfield Road tribünlerinde ''This is Anfield and your time is up'' yazan bir pankart görürseniz, Benitez'in kop tribünlerini arkasına alıp Anfield'e vedasına şaşırmayınız.

Read more...

Premier ligden haberler

Ligde yediği son 6 golü ölü top organizasyonlarından yiyen Chelsea'de Aston Villa maçında Terry çıldırmıştı. Chelsea'nin kasketli panteri Cech'te birşeyler söyleme gereği duymuş. Takım olarak rakiplerin duran toplarının gol olacağını düşünmüyoruz, bu duruma daha iyi konsantre olmalıyız, ligin sonuna sadece son haftalarda aldığımız 2 mağlubiyetle ulaşırsak sorun yok ancak ilk 10 maç geçmeden 2 mağlubiyet almış olmamız bize pahalıya patlayabilir demiş. Chelsea takım halinde hırs küpü olmuş durumda alacakları galibiyetle liderliğe ulaşma şansları varken bunu iki korner golüyle kullanamadılar.Çarşamba Stamford Bridge'te Blackburn'u ağırlıyorlar.

Liverpool haberleri artık kırmızı top, plaj topu ibarelerinden geçilmez oldu. Benitez tüm adamlığı ile bir çok insan maçın tekrar edilmesi gerektiğini söylüyor fakat böyle bir başvuru yapmayacağız. Yediğimiz golde kural hatası olduğu açık ancak bu hatayı yapan hakem genç bir hakem ve bu tip hakemler kolay kolay yetişmiyor.Her ne kadar yediğimiz golden sonra herşey tersine gitse de bizde çok iyi oynamadık.Maçın tekrarı için başvuru yapmayacağız diye takımın asaletini korumuş oldu.

Bu arada Reina ispanya'dan bir radyoya beyanat verdi ve açıkçası pozisyon anında Bent topa vurduğu anda bir an için kırmızı topa hareket ettim ve diğer topu göremedim ve kaleye gitti tüm bu olanlar çok hızlı oldu dedi.

Milli maçlar nedeniyle bu haftasonu lig maçlarında bazı oyunculardan yoksun kadrolar oluştu. Barcelona, Ajda Pekkan'dan sonra gelmiş en süper star Messi'yi özel bir jet ile Valencia maçına yetiştirmişti.Rafa Benitez ''muhtemelen yorgun dönecektir ve belki maçın sonuna doğru bir değişiklikle oynama şansı olabilir''diyerek Mascherano'nun Jet ile maça yetiştirme olayına sıcak bakmamış.Öte yandan Manchester City'nin Arjantinli golcüsü Tevez ve Liverpool'un iki Arjantinlisi Insua ve Mascherano için ortak jet servisi teklifi Liverpool tarafından uygun görülmemiş.

Emile Heskey'i mesaj çekerken yakalayan Capello altın kurallarından birini çiğnediğini gören oyuncusuna Fatih Tekke muamelesi yapmış. Heskey Aston Villa'da ya oynatın ya gönderin resti çekti görülen o ki sürpriz şekilde katıldığı milli takım kapısıda kapanmak üzere.

Son haber eski bir premier lig prensinden...Cristiano Ronaldo: Real Madrid'te yeniden doğdum burda Manchester'dan daha çok serbest oynuyorum Pellegrini bana Ferguson'dan daha çok serbestlik veriyor.Manchester ile herşeyi kazandım buna Ballon D'or da dahil ancak hiçbirşey bitmedi herşey yeniden başlıyor. Kariyerim burda yeniden başlıyor ve kendimi yeni doğmuş bir bebek gibi hissediyorum diyerek parayı buldu zaten balondu diyenlere güzelce bir cevap vermiş.

Read more...

Raúl rekorlar kitabı

20 Ekim 2009 Salı

Real Madrid'in adı çoğu kez Raúl Madrid gibi anılmıştır. Madrid'teki ezeli rakip Atletico Madrid'ten 1992'de gelir Real Madrid altyapısına ancak diğerlerinden ayıran birşeyler vardır genç Raúlu. 7 maçta 16 gol atarak dönemin genç takım antrenörü Jorge Valdano'nun dikkatini çeker.1994-95 sezonunda 28 kez şans bulur ve 9 golle takımına katkıda bulunur bu onun ilk A takım deneyimi yaşadığı yıldır.İlk golünü de Atletico Madrid'e atar. 17 yaşındaki Raúl o günleri çok hızlı şekilde geride bıraktı. Şimdi yaşı 32 fakat İspanya ve Real Madrid deyince akla gelen ilk isim olmak hiç kolay olmamıştır şüphesiz Raúl için. Valladolid karşısında 2 gol atan Raúl, Real Madrid tarihinde 710 maçla en fazla forma giymiş oyuncu olan Manuel Sanchis'in rekorunu bu maçla egale etmiş ve 711 kez ile en fazla Real Madrid formasını giyen oyuncu olmuştur. Bugüne kadar attığı 320 golle kulüp tarihinin en golcü oyuncusu olma rekorunuda elinde bulunduran Raúl 127 Şampiyonlar ligi deneyimi ile 128 kez bu deneyimi yaşamış Fenerbahçe'li eski takım arkadaşı Roberto Carlos'u takip ediyor. Faal futbol yaşamını sone erdiren Maldini 139 katılım ile liderliği elinde bulundurmaktadır. 65 golle Şampiyonlar liginin en fazla gol atan İspanyol oyuncusu ünvanını elinde bulunduran Raúl uzun süredir Torres ve Villa'nın arkasında kalsa ve artık uzak kalsa da 44 milli gol ile İspanya milli takımı tarihinin de en fazla gol atan oyuncusudur halen. 27 Haziran 1977 doğumlu Raúl bireysel olarakta bir çok ödüle layık görülmüştür. Yaşayan efsanelerden birisi olan Raúl González Blanco Diablo 21 Ekim 2009 tarihinde Şampiyonlar ligi karşılaşmasında Milan'a karşı forma şansı bulursa 128. katılımı ile Roberto Carlos'u yakalamış olacak.

Her ülkenin sahip olmak istediği yaşayan tarih yazarı Raúl González Blanco hiç bir zaman dünyanın en iyi golcüsü olmasa da her zaman dünyanın sayılı golcülerinden ve saygın golcülerinden biri olmayı başardı.

Read more...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP