Related Posts with Thumbnails

Vatan borcu için ara...

12 Aralık 2009 Cumartesi

12 Haziran 2009 tarihinde çok değer verdiğim 2 arkadaşıma Taksim'de Anelka ile ilgili ilk yazımın müsveddesini gösterip blog yazmak istiyorum dediğimde tatlı bir gülüşme yaşamıştık. Yine bir açılım peşindesin dediler. İşte o gün başlayan maraton bugün yani 12 Aralık 2009 günü inzivaya çekiliyor. Askerlik görevimi yerine getirmek amacıyla Güvercinlik spor ve eğitim tesisleri komutanlığı Ankara'ya gidiyorum. 155 gün şafak sayıp bir an önce buralara dönmeyi nasip etsin Rabbim. Her açılan blogun aceto balsamico'dan ilham alındığı söylenir ya bende tam tersi oldu.İlk bir kaç yazımı yazdıktan sonra tanıştım aceto ile küçük ama önemli bir detay olabilir. Blog idman yurdu ağına katılmayı çok istemiştim ancak bu ağda 1 ay gibi sürede 10'a yakın yazımın değerli editörlerin beğenisini kazanıp vitrine çıkacağını hayal etmemiştim. Ha birde 365 gün spor diye bir site var buradan 25-30'a yakın haberimi araştırmalarımı alıp yayınladılar evet altında blog adresi verdiler ancak nezaketen bile bakın böyle böyle demediler kendilerine attığım maile rağmen. İlk günlerde 3-5-10 diye sayardım ziyaretçi sayısını bugün 500.kaydı bıraktığım şu dakikalarda 20.000'den fazla ziyaretçiye ulaşmış olmanın verdiği gururu yaşıyorum. Okumakta olduğunuz bu yazı dışında blogda bana göre şöyle şu maçı izleyemedim amcaoğlunun düğünü vardı demedim. En iyi eleştirmenim ve en iyi okurum her zaman kendim oldum. Buradan birşeyler paylaştığım herkese BIY ağlarındaki tüm blog yazarlarına tüm sporseverlere futbolu seven herkese selam ve saygılarımı borç bilirim. İnşallah bu ulvi görev sonunda tekrar aranıza döner ve güzel paylaşımlara devam ederim. Bir gülümsenin bile hakkı var demiş büyüklerimiz. Bu kardeşinizin hakkı sizlere helal olsun.Sizlerde haklarınızı helal ediniz.

(En büyük gayem bir şekilde askerde iken çok zor deselerde bloga girmek güncellemek olacaktır)

Selam ve Saygılarımla,

Read more...

Premier ligden kısa kısa...


  • Benitez'in yerine Souness ve Klinsmann gündemde
  • Rezilliği premier lige uzanan Kazım'a Hull ve Sunderland talip
  • Ferguson Giggs'e yeni kontrat önermeye hazırlanıyor. Bu adam hep oynasın bir diğer efsane Scholes içinde hazırlıklar var tabi.
  • Owen'ın CL'de attığı 3 gol sonrası ingiltere milli takımı forvet hattında rekabet arttı.Defoe hala Capello'nun onayını bekliyor.
  • Robinho dansözlük yapıp 10 yıl bile kalırım City'de dedi. Alem adam.
  • Danny Welbeck 2013 yılına kadar Red Devils.Man Utd taraftarlarının en güvendiği isim.
  • Arsene Wenger şampiyonluk için şansları olduğunu iddia etmiş. Sakatlıklara çare bulunursa Arsenal şampiyonluğu tatlı gider premier lige ancak Liverpool şampiyonluğu kaymaklı tatlı olur.
  • Tottenham Ruud Van Nistelrooy aşkının şiddeti artıyor.

Read more...

Türk Futboluna bakış

Dünya kupasına 2 kez katılmışız.. Avrupa şampiyonasına 2 kez katılmışız sıra dışı Türklüğümüze has çıkışlarımız hariç 50-60 yıldır ne bir oyun tarzımız ne bir taktiğimiz var. Lokal başarılara bakıyoruz 4 büyük takım dışında şampiyon olan yok. Ligimizin kalitesi falan artmadı. Antep her zaman iyi takımdı, Gençlerbirliği çoğu kez büyüklere ters geldi,Bursa her zaman zor deplasmandı. Asıl önemli olan milli takımın lokomotifi olan 4 büyük takımın yerlerde sürünüşü. Onlar yerlerde sürününce küçük takımlarla arasındaki fark küçüldü. Sivas gibi takımlar avrupaya gidip 5 yiyor. Ligin futbol kalitesi yok.Hakemler maçların sonuçlarına etki ediyor. Bunu engellemenin ilk yolu hakem programlarına son vermek ve hakem hatalarının çok istisna dışında TV'den tetkikinin sona ermesidir. Akşam Erman hocaya sormak lazım gibi sığ bir litaratüre sahip olmamalıyız. Avrupada bir çok takım altyapıya milyonlarca dolar yatırım yapıyor.Örneğin Almanya Mesut,Nuri gibi kendi evlatlarımızı dahi yetiştirip dünya futboluna sunuyor. Hangi anadolu takımına baksanız yahu şu adam ne iyi gerçekten geleceği var deseniz altyapısı Almanya çıkıyor. Barcelona örneği zaten tüm dünyanın gözüne sokulmuş bir gerçek. Tam anlamıyla bir altyapı başarısı. Hoca bile altyapıdan. Bugün İngilterede 20 yıl şampiyon olamayan Liverpool'un kaptanı Gerrard diyor ki ben ve Carragher dışında bir Warnock var altyapımızdan çıkmış altyapıya eğilmeliyiz. Dalglish altyapıya getiriliyor. Bir Ajax modeli var örneğin dünyaca ünlü. Chelsea'nin 9 yaş altı takımı olduğunu kaç kişi bilir. Güiza gibi Lincoln gibi Gordon gibi adamlara dökülen paralar altyapılara dökülse Semih'ler Arda'lar Nihat'lar çıksa futbolumuz renklense ne olur. Türk futbolcusunun zaten mental sorunu default geliyor. Arka arkaya oynatmazsanız biter silinir gider. Ama avrupalı futbolcu arka arkaya oynamazsa hırs yapıp sahalara bomba gibi döner. Bu kadar övündüğümüz küçük lokal ve galibiyete dayanan başarılar bir yana ülkemizin oyuncu profili çok acı. Kalede işte bu adam Barcelona'da bile oynar diyeceğimiz biri yok. Sağbek, solbek gibi mevkilerde dünyaca ünlü oyuncumuz yok, avrupanın bildiği bir stoperimiz ortasahamız kanat oyuncumuz yok.. Dünyaca hayretle izlenen bir golcümüz yok. Ah keşke federasyon A2 ligine biraz müdahele etse de kurtulsak kısır döngüden. 10 yıl sonra bu ülkenin dünya kupası alacağını yada takımlarının şampiyonlar liginde finaller oynadığını düşünebiliyormusunuz. Dünya futbolu çöküşte değil Türk futbolu çöküşte. Son avrupa şampiyonası Rusya da çeyrek final oynadı bizde ancak bakıyorsunuz Rusların defansları golcüleri ortasahaları avrupanın sayılı liglerinde oynuyor. Bizde ise herkes geri bizim lige geliyor. Futbolumuz yerlerde umarım bir gün gol atana jeep veren değilde bu sorunları kökten çözen yöneticilere sahip oluruz ve bu ülkenin futbolu yürümekten koşmaya geçer.

Read more...

Şampiyonlar ligi grup maçlarının ardından

11 Aralık 2009 Cuma

Liverpool son haftaya yine çaresizlikle girdi. Fiorentina çok derli toplu bir takım olmuş. Torres artık Semih gibi gol yiyince Liverpool kenarda beliriyor.90+2'de attığı golden sonra Anfield tribün görevlileri izin verse Gilardino tribünlere çıkacaktı. Liverpool nispeten rotasyonlu bir kadroyla çıktı. Artık Anfield'ta sadece Liverpool gol atınca değil Torres oyuna girince de gol gibi sevinç oluyor.Fabiano'nun yokluğunda Kanoute yetti Rangers'a. Bank Asya 1.liginden bir 11 bile Rangers forması ile çıksa takım bu kadar kötü olamazdı. Sorun elbette özgüven eksikliği.Lyon bu sezon istikrarsız gidiyor. Bir çırpıda 4'lediler Debrecen'i.Barcelona'yı yenmenin artık kuralı belli.Soğuk hava.. Yine zorlandılar ancak Messi'nin kariyerindeki ilk frikik golü ile kazandılar. Xavi'nin attığı beraberlik golü ofsayttı.Bunu Xavi'nin gol atınca yan hakeme bakmasından anlayabiliyoruz. Messi muhtemelen Ronaldo atar da ben atamam mı o altın topu bana boşuna mı verdiler diye düşündü. Hafızam yanıltmıyorsa frikikte ilk kez topun başına geçti. Ronaldo Messi yıldız savaşları işte. Maç öncesi Babbel'e teşekkür eden Stuttgart'lılar 3-1'lik galibiyet ile de üst tura çıkmanın keyfini yaşadılar. Urziceni Petrescu ile gelecek yıllarda daha iyi işler yapacaktır.Zico Arsenal'i geçti.Olympiacos'ta kendisine bir Deivid buldu ve Arsenal'i vurdu. Carlos Vela gelecek yıllarda kendisini daha gösterecek önemli bir yıldız olacaktır.Standart Sinan Bolat'ın 90+5 golüyle uefa kupasına katıldı.AZ'nin son dakikada kaybettiği her maç Fenerbahçelileri biraz daha sevindiriyor olsa gerek.İnter Rubin'i 2-0 geçti ancak Gökdeniz biraz şanslı olsa 2 gol bulabilirdi. Sinan 90+5'te kalesinden çıkıp Crespo tadında bir kafa golü atınca tüm dikkatler üzerine çevrildi. Mütevazılık yapıp şans yardım etti dese de çok iyi kafaya çıkıp çok iyi vurduğunu bu video'dan görebilirsiniz.

Read more...

Son 10 yılın unutulmaz futbol kareleri

Hani bazen bazı anlar vardır ya nefeslerin tutulduğu,mutluluk gözyaşlarının döküldüğü,hayalkırıklığı gibi onlarca hatta yüzlerce duyguyu yaşatan anlar. En iyi oyuncunuz topun başındadır ve atacağı gol sizin için gönül verdiğiniz renkler için ülke için paha biçilmez. İşte sizin için o çok önemli anları unutulmaz yapan, her birinin kendi hikayesi olan; son 10 yılın unutulmaz futbol kareleri...

* Owen :
İngiltere'nin deplasmanda aldığı en farklı galibiyetlerden, Almanya'nın ise kendi sahasında aldığı en büyük yenilgilerden birini aldığı 5-1'lik maçta hat-trick yapan Owen'ın bu sevinci unutulur mu...

*Beckham:
İşte O an diyeceğiniz karelerden birisi. David Beckham'ın son saniye frikik golü ve ingilizler 2002 dünya kupasında. Beckham'ın golü Old Trafford'da atması onun için ekstra bir haz olsa gerek...
*Zidane
2002 şampiyonlar ligi finali...rakip tarihinde ilk kez final oynayan Berbatov'lu, Lucio'lu Leverkusen.Sol taraftan R.Carlos'un yaptığı enteresan bir ortada havadan gelen topu tüm olasılıkları ve fizik kurallarını 1,2 saniyede hesaplayarak vole ile 90 diye tabir edilen yere göndermek ancak son 10 yılın değil son 100 yılın iyi futbolcularından Zidane'dan beklenebilirdi. Bu güzel gol şampiyonlar ligi tarihinde atılan en güzel goller listesindeki yerini almıştı.

*Liverpool
2005 şampiyonlar ligi finali... neresinden bakarsanız bakın unutulmaz bir final...İstanbul'da oynanması mı dersiniz,3-0'dan 4-3'e getirip Liverpool tarihini değiştirdiğini mi dersiniz her açıdan unutulmaz bir maçtı. Steven Gerrard'ın elinde bir kupa görmek bile unutulmaz bir an olması için yeterliydi.
*Arsenal
2003-2004 sezonunu namağlup şampiyon kapatan Arsenal'in 4-2 lik Liverpool zaferi sonrası bu fotoğrafı da unutulmazlar arasında.Ne yazık ki bu şampiyonluk Arsenal'in son şampiyonluğu..


Read more...

Bayern Münih destanı

9 Aralık 2009 Çarşamba

Hani rakip Real Madrid olsa anlam verilebilir.Zira Bayern kötü sürpriz yapmayı sever Real'e ancak Juventus gibi italyan futbolunun kalesi bir takıma kendi sahasında 4 gol atmak, Buffon gibi kaleciye 4 gol atmak, gollerden birini kaleciye attırmak, son golden sonra Buffon'un tavırları... Bayern Münih resmen destan yazdı ve söke söke 2.tura çıktı. Bordeaux grup liderliğini sonuna kadar hakediyor. 16 puan alarak çok büyük bir iş başardılar. Ancak ligde sancılı günler yaşayan Bayern'in Juventus'a fark atması beklentilerin ışık yılı ötesindeydi. Garip bir oyun şu futbol. Bordeaux maçında da kendi sahasında mağlup oldu Juve ama bu kadar çaresiz kalmadı takım. Ferrara'nın ipi çekilmiştir herhalde. Juventus en son ne zaman kendi sahasında 4 yedi diye düşünün günler sürer bulması. Bayern Münih teknik direktörü Van Gaal muhtemelen bizim tarih kitaplarını okudu maç öncesi ve oyunculara ' ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum' dedi. Başka açıklaması yok gibi zira. Trezeguet'in attığı harika golde gölgede kaldı.İstikrardan uzak tavrıyla Bayern üst turda ne yapar bu maçtan sonra yeni mucizeler beklenebilir onlardan ancak Juve bu gidişatla UEFA Avrupa ligini de yüzüne gözüne bulaştıracak gibi.Sormak lazım Ferrara'ya Martin Caceres kim şampiyonlar ligi ve ligde kaybettiğin puanlarda başrolde.Yada Chiellini çok mu başarılı da yanına Caceres'i koydun. Barcelona genç oyuncusu pişsin diye Juventus'u kullanıyor! Bayern 1999 yılında kaybettiği finalden bu yana böyle tat vermemişti. Juventus 1-4 Bayern şaka gibi...

Read more...

Şampiyonlar liginde dün gece

Chelsea'nin APOEL'e puan vermesi ne kadar sürprizse, Atletico'nun Porto karşsında dağılması bir o kadar sürpriz olmadı. Biraz cesaretli olsa belki 2 yıl önce bu skoru yakalayıp yarı finale kalabilirdi Fenerbahçe. Chelsea erken gole rağmen maçı çevirdi. Hatta Essien bildiğimiz PES golü attı, gerçi alıştık artık onun gollerine. Ancak son anda takımda hata yapanı yakan adam Terry'nin dalgınlığı APOEL'e sürpriz puanı getirdi.APOEL'in pek bir işine yaramasa da 2-3 yıl en iyi avrupa destanı oldu onlar adına. Hani derler ya X takımı bir daha böyle nasıl yakalarsın. İşte Atletico - Porto maçı tam da böyleydi. Porto yakaladı ve cezalandırdı. Yazık oluyor Agüero ve Forlan'a... istatistiği bir yana bırakıp mübalağa yapayım. Milan - Zürih maçları belkide şampiyonlar liginin en çok gol pozisyonu yaşanan maçıydı gruplar içinde. Zürih ilk maçta aldığı galibiyetin cesareti ile saldırdı pozisyonlarda buldu. Ancak skoru iki duran top söyledi. Uno, Uno Ronaldinho... Manchester United bu haliyle de kazandı ya artık bu takım winner değil de nedir. Tebrik etmek saygıyla eğilmek lazım.

Beşiktaş 1 haftada UEFA şampiyonu ilan edildi. Bu ülkede bu kadar duygusal olduğumuz sürece böyle kaybetmeye mahkum oluruz. Sahada en iyi bildiği iş rakibi oynatmamak olan en az 5-6 futbolcu var ve rakip elini kolunu sallayarak dribling yapıp 2 topla gol atabiliyor. Nihat'ın 5 dakika önce yapamadığını Aldonin yapabiliyor ve skoru 1-2'ye getiriyor. Sorun teknik direktörde mi? CSKA bu yıl 3.kez teknik direktör değişikliği yaptı. Şimdi doping meselesine gelince konu, kural en az 2 oyuncu ve fazlası olursa ihraç diyor. Beşiktaş UEFA'ya gitse bile ne yapar? Can Bartu köşesinde şöyle yazmış. Beşiktaş'ta Ernst var parlayan isim.Kim onun formasını alır? ama Delgado forması satar çünkü yıldız.Beşiktaş'a yıldız lazım demiş var mı itirazı olan. Real Madrid Ronaldo ile Marsilaya'yı dağıttı. E bu bildiğimiz Ronaldo işte dedirtti bize. Bu adam çok özel ve kendine gelmeye başladı. El Classico etkilerini bir silsin daha yapacağı çok iş var. C.Ronaldo bu seneye damga vuracaktır. Attığı frikik golü, 2.golünden sonraki hareketleri C.Ronaldo işte bu dedirtti.

Read more...

Rijkaard eleştirisi

Hani gözden uzak olan gönülden de ırak olurmuş ya bizim basında tam tersi. Gelen her teknik direktörü her futbolcuyu eskisiyle kıyaslarız ve bunu yapmayı çok severiz. Puan durumunda 4.sıraya düşünce Galatasaray'da gözler de oklar da Rijkaard'a çevrildi. 15 haftalık periyodu karşılaştırmış Fanatik gazetesi. Rijkaard'lı Galatasaray 9 galibiyet, 3 beraberlik, 3 yenilgi alıp 30 puan toplamış. Attığı gol sayısı 32 yediği 19. Skibbe'li Galatasaray ise aynı rakamları yakalamış 9 galibiyet, 3 beraberlik, 3 yenilgi üstelik attığı 34 gole karşılık 17 gol yemiş. Yani Rijkaard'ın 4.olan Galatasaray'ına 4 averaj fark atmış 3.olan Skibbe'li Galatasaray. Elano ve Keita'yı ön plana çıkartmışlar ve Rijkaard'ın aldığı 3 milyon euroya karşılık Skibbe'nin 1,1 milyon euro ücretini kıyaslamışlar son olarakta.

Ne kağıt üstünde ne başka bir ortamda Rijkaard'ın futbolculuğundan gelen futbol bilgisi ve rüya gibi Barcelona denemeleri göz ardı edilemez. Rijkaard eleştirilemez diye bir kural da yok. Mourinho,Ferguson bile eleştiriliyorsa Rijkaard'da eleştirilebilir. Ancak eleştirenlerin hangisi futbolculuk kariyerinde oynadığı 400'den fazla maçı izledi. Attığı 80 civarı golü hangisi izledi. İşte çizgiyi böyle belirlemek gerekiyor.Eleştir ancak Rijkaard gitsin yerine bu gelsin kısır döngü devam etsin gibi ezbere eleştirme.

Öte yandan Rijkaard'ı eleştirenlerin onun gibi futbol geçmişine sahip olmasına gerekte yok. Öyle olsaydı dünyada üst düzey hiç bir futbolcu yada teknik direktör eleştirilemezdi.Koemann bile eleştiriliyor hatta kovuluyor onun futbolculuk geçmişinin Rijkaard'tan aşağı kalır yanı olduğu söylenebilir mi? Barcelona'yı şampiyon yapıp 14 yıl aradan sonra avrupada kupa kazandırmış olması Galatasaray'ın Barcelona, Arda'nın Messi, Ayhan'ın Xavi olduğu anlamına gelmez elbette. Zaten Galatasaray'ın düşüsünün nedenlerinden birisi de bu. Hatta herhangi bir gazeteye bakın bağımsız bir Rijkaard fotoğrafı kullanacaklarsa bu mutlaka Barcelona günlerinden biri oluyor ve yanında mutlaka Ronaldinho,Xavi,Messi gibi isimler yer alıyor.

Rijkaard bu ülkede 5 yıl kalsın bu 5 yıl ülke futbolunu 10 yıl ileri götürür diye bir sav ortaya atılsa bunun aksini ispat edemez kimse. Çünkü Rijkaard tekniği taktiği bırakın mantalitesi ile fersah fersah bizden ileride olan birisi. Oyuncular hakkında çok doğal ve direkt yorumlar yapabilir. Geldiğinden beri küçük bir istisna hariç puan kaybedilen kötü oynanan hiçbir maçtan sonra hakem bizi yaktı, rakip sert oynadı hede hödö demedi. Kendi takımını değerlendirdi. Mustafa Sarp olayına bakıyoruz. Yaptığı hareket ne kadar çirkin ise açıklamaları da bir o kadar çirkindi. Ne yaptı Mustafa hakeme tepki verdi.Ezeli rakibin başkanına laf attı. Formayı yırttı. Taraftarın gözüne girmek için altın hamleler bunlar.Küfür etmemek için formamı yırttım dese de TV'den ağzından çıkan kaba saba küfürleri anlamak için uzman olmaya gerek yok. Maç sonunda Uğur'un açıklamalarına bakıyoruz. Muhabir soruyor: Aziz Yıldırım konuştu o yüzden mi hakem böyle bir yönetim sergiledi. Uğur cevaplıyor: ben futbolcuyum rakibin başkanı hakkında konuşmak bana düşmez. Bazı kararlar ağır gibiydi ancak biz son dakikaya bırakmamalıydık. Şimdi iki oyuncu arasındaki farkı gördük elbette Rijkaard'ta görüyor. Hem de herşeyi görüyor. Mustafa Sarp'ın son dakikada rakibe yaptığı asisti mi görmeyecek. Mustafa'nın yaptığı hareketleri gözden kaçan bu pozisyonla değerlendirmek gerek. Bahsettiği gibi Galatasaray'lı ise Hasan'a yaptığı harika asist belki onu bu hareketler silsilesine mecbur bıraktı. Rijkaard'ta görmesi gerekeni görmüş olsa gerek ki; Mustafa yanlış yaptı.Bizim aynaya bakmamız lazım suçu başka yerde aramamalıyız diyor.

İşte bu Rijkaard'ın farkı bu fark onun Skibbe yada X ile kıyaslanmaması gerektiğini gösteriyor. Mantalite ülke futbolumuzda en eksik özellik. Rijkaard'ta ise fazlasıyla var. İşte burada ona bir eleştiri getirmiş Can Bartu. Şöyle diyor :Rijkaard yanlış yapıyor.Avrupada yedek bıraktığın oyuncu hırs yapıp takıma girer burada ise önce rüya alemine dalar sonra diskoteklere dalar. Rijkaard buradaki oyuncuları avrupalı gibi düşünüyor ve yanlış yapıyor.

Rijkaard eleştirisi böyle olur dedirtiyor adeta...

Read more...

Ruud Van Nistelrooy hala iyi mi ?

Gol deyince dünya etrafında akıllara gelen ilk isimlerden Ruud Van Nistelrooy.. Tartıştığı eski milli takım hocası Van Basten bir efsaneydi ve hep öyle hatırlanır ancak Van Nistelrooy'un golcü kimliği de tıpkı Van Basten gibi hatırlanacak cinsten. Ceza sahasında bu kadar başarılı derli toplu bir golcü çok sık aralıklarla görülen bir durum değil dünya futbolunda. Ruud Van Nistelrooy PSV'de ben golcüyüm diye bağırmaya başladı dünyaya. 19 milyon pounda Manchester United'a geldiğinde ''bu benim için yüksek bir rakam değil'' diyerek ilk açıklamayı kendisi yaptı. 5 sezon süren Manchester United kariyerinde 150 gol bıraktı arkasında. İlk yılında arka arkaya 8 maçta gol atarak premier lig tarihini değiştirmesinden çok geçmeden bu rekoru tekrarlayıp sonra 10 maça çıkarınca yalnız premier lig değil dünya bu Hollandalının önünde saygıyla eğilmeyi borç bildi.Manchester United'dan ayrılışı ise garip bir tesadüfle yolları ikinci kez birleşen C.Ronaldo yüzünden oldu. Her ne kadar gizlenmeye çalışılsa da çok gizli kalmayan bu olay şöyle gelişmişti. Antrenmanda topu alıp çalım üstüne çalım deneyen kimseye pas atmayan Ronaldo'ya ağır bir fırça atar Nistelrooy sonra da o dönem Ferguson'un yardımcılığını yapan Portekizli Carlos Queiroz işaret ederek ''Git babana ağla'' der. Bu olay Ruud, Ruud diye inleyen Old Trafford'dan ayrılmasına neden oldu diye bilinir.

Real Madrid'e gelirken 24 milyon euro kazandırdı United'a ve yeni kulübünde henüz ikinci maçında hat-trick yaptığında yada Osasuna'ya 4 gol attığında kimsenin aklına Hugo Sanchez gelmedi ancak Man.Utd'dan alışkın olduğu rekoru tekrarlayıp La Liga'da da 7 maç arka arkaya gol atınca La Liga tarihinde bu rekoru Hugo Sanchez ile paylaşan Van Nistelrooy ilk yılını 33 golle tamamlayıp dünya futboluna RVN diye bir imza atmış oldu. 4.sezonunu yaşadığı Real Madrid'te son dönemlerinde yaşadığı sakatlıklar onun yıldan yıla 33,20,10,1 e düşen gol sayısını açıklıyor.

Artık 33 yaşına gelen Nistelrooy, bugün premier ligde bir çok takımın hayalini süslüyor.Liverpool'un ciddi olarak ilgilendiği ve gayriresmi bir teklif yaptığı basına yansımıştı. Bu büyük golcünün değerini bilen Real Madrid 4 milyon euro talep edince Liverpool bu yaşta bir oyuncuya bu para verilir mi diye tereddüt etmiş. Ancak onlar da Real Madrid de tüm futbolseverlerde bilirler Van Nistelrooy'un formasını giyip en az 10 gol attığı takım mutlaka bir kupa kazanır.Ruud Van Nistelrooy hala iyi mi? Takdir sizin...

Read more...

Sütten ağzı yanan adam Klinsmann

Jurgen Klinsmann Alman futbol tarihine adı altın harflerle yazılacak bir isim. Bir döneme futbolculuğu ile damga vuran bu yıldız oyuncuya doyamayan Almanlar ona Löw ile birlikte milli takımın yönetimini verdiler. Milli takımlarda çoğu kez hava yakalamak önemlidir hoca bazen turnuvalarda çok fazla şey katamayabilir. Türk takımlarını özellikle anadolu takımlarını bir yana bırakırsak en kolay teknik direktör değişimi milli takımlarda olur. Alman milli takımı ile kaybedince Klinsmann belki de kaybetmeyi sevmediğinden olsa gerek bu görevden ayrıldı. Bayern Münih macerası ise kariyeri için hüsran dolu oldu. Yardımcılarını bile özenle seçtiği bu görevde şampiyonlar ligi ve kupadan elenmenin ardından gelecek yıl şampiyonlar ligine katılmama tehlikesinin baş göstermesi kendisini kapının önünde bulmasıyla son buldu. İçerde oynadıkları bir Schalke maçında Halil Altıntop'un golüyle 1-0 yenilmişti Bayern bu onun son maçı oldu. Alman TV'si RTL için 2010 Dünya Kupasını yorumlayacak Klinsmann Bundesliga'da takım çalıştırmaya tövbeliyim dedi. Sütten ağzı yandı belli ancak ülke futboluna da küsmüş. Türkiye'de turizm turu yapar gibi takım değiştiren hocaların dikkatini çeker mi bu durum muamma. Ancak hazır yeni Arsene Wenger diye lanse edilen Babbel kovulmuşken eski takımı Stuttgart'a iyi giderdi Klinsmann. Bundesliga'dan aman aman diye kaçan Klinsmann ufaktan ufağa Halil Altıntop'a da gıcık mıdır acaba...

Read more...

Bir futbol delisi : Gary Neville

8 Aralık 2009 Salı

18 Şubat 1975 doğumlu Gary Neville Manchester United'ın efsanevi oyuncularından biridir.Artık 34 yaşına gelen Neville İngiltere milli takımı formasını en çok giyen sağbektir. Eğer birisi Manchester United'ı sevdiğini söylüyorsa kesinlikle ilk tanışması gereken adamdır Gary Neville. Kulübe bağlılıkta sınır tanımayan kulübün adını 7 milyon poundluk evinin bahçesine yazdıracak kadar deli bir adam bu. Ada basınında Neville nerede oturuyor diye merak edenler Google Earth'e baksın yeter diye gündeme gelmişti bu haber. Deli dolu görünüşünün arkasında mükemmel bir profesyonellik var ki bu es geçilmez bir özelliğidir. Kardeşi Phil Neville'in takımdan gönderilmesi ile ilgili tek satır laf etmemiş, kulüp çıkarlarını ailesinin üstünde tutan bir bayrak adamdır. Bütün profesyonel kariyerini Old Trafford'ta harcamış olan Neville Manchester United forması ile 384 maça çıkmıştır an itibariyle. 2005 yılında Keane'in ayrılışından sonra kaptanlığa getirilen Neville kulüp tarihinin Manchester doğumlu ilk kaptanı.

Beckham, Cantona,Ronaldo gibi oyuncular hep onun önünde oynadı yıllarca ve o oyuncuların takımda en sevdiği isim şüphesiz Neville'di. Her birinin farklı farklı açıklarını kapayan bir oyuncuydu kaptan. Beckham, dünyanın en iyi kanat oyuncusu olmamı dünyanın en iyi sağ bekinin önünde oynuyor olmama borçluyum demişti United günlerinde tıpkı Arda'nın dünyanın en iyi futbolcusu olarak Hakan Balta ve Beckham'ı göstermesi gibi. Neville'in deliliği takım içindir. Maç öncesi tribündeki en holigan taraftardan daha iyi konsantre olur. Tünelde gerginlik mi oldu, çıkamaz Neville'in karşısına, sıkmaz elini seronomide.Bir oyuncu takımı bırakıp öyle yada böyle ezeli rakibe mi gitti sıkmaz elini bitmiştir dostluğu. Peter Schmeichel ile yıllar süren dostluğuna rağmen Danimarkalı bu efsane kalecinin City ile United'a rakip olduğu gün Schmeichel'ın tünelde elini sıkmamış ve onu şaşırtmıştır. Bu olayın videosunu buradan izleyebilirsiniz. Tabi bu olay sadece Schmeichel'ı şaşırtmış Neville'ı tanıyan kimseyi şaşırtmamıştır.

Garry Neville, Liverpool'a laf atar.City'e sataşır. Stamford Bridge'te polislerle tartışır. Hani psikopat derler ya bu tip bir futbolcudur.Beşiktaş'a mağlup oldukları maç sonunda genelde burada bu stadyumda 95 dakika içinde gol atmaya alışkınız diyerek takımın gücünü ve takımın kişiliğini ortaya koymuştur. Yıllardan beri bir çok transfer yapan takım Neville sayesinde sağbeke hiç para harcamamıştır. Artık yaşı 34 ancak Giggs'in performansını görünce sağbek için bir süre daha para harcamayacaktır Ferguson. Zaten Giggs,Scholes,Neville gibi adamlar onun bu takımın başında yaşadığı inanılmaz zaferlerin perde arkası adeta. Bu deli dolu United aşığı takımıyla 8 premier lig şampiyonluğu, 3 FA cup, 1 lig kupası, 3 Community Shield, 1 kıtalararası şampiyonluk, 2 şampiyonlar ligi kazanmıştır. Bir futbolcunun yaşamayı hayal ederek ömrünü tükettiği tüm başarıları yaşayan Neville dünya kupası hariç her kupayı kazanan kariyeri içinde 5 kez premier ligde yılın takımına seçilmiş ve son 10 yılın en iyi oyuncuları arasına girmiştir. Her takıma bir Neville lazım var mı aksini düşünen...

Read more...

Newcastle'ın Colin Kazım'ı Andy Carroll

Önce tanımayanlar için Andy Carroll'ı tanıtalım. 89 doğumlu 1,93 boyunda İngiliz forvettir kendisi. Newcastle altyapısının son hareketlerinden. Newcastle championship'te yer aldığından forma bulması üstünde ekstra bir baskı oluşturmuyor ve O da kendisine güvenenleri utandırmıyordu. Bir dostluk kupası maçında Buffon'a attığı golden sonra bu efsanevi kalecinin övgüsüne de mazhar olmuş bir yıldız adayı. Ancak attığı gol sayısı iki elin parmaklarını geçmeyen bu yıldız adayı adını gece kulübünde karıştığı bir kavga ve sonrasında tutuklanması ile duyurdu. Zaten premier ligden düşerek büyük bir maddi hasar alan kulüp gelecek vadeden bu oyuncunun hatasını affetmişe benziyor. Andy Carroll bu kez kurtuldu ancak gözler üstünde olacak.

Read more...

FIFA Yılın futbolcusu ödülü

7 Aralık 2009 Pazartesi

Bilindiği gibi, FIFA yılın futbolcusu ödülü 21 Aralık'ta belirlenecek . İspanyol medyasından Marca bir anket düzenlemiş. Xavi, Ballon d'Or u kazanan Messi'yi neredeyse ikiye katlamış durumda. Sıralamada an itibariyle %47 oy alan Xavi birinci. Messi,Iniesta,Ronaldo,Kaka diye devam ediyor. Zaten marca'nın yaptığı anket için şaşırtıcı sonuçlar değil. Anketlerde oy kullanmayı sevenler için geliyor.Buyrun burdan sizde oyunuzu kullanın. Messi bir ödül aldı yeter, oylar 3 büyük takımda Selçuk,Topal,Uğur gibi aynı bölge oyuncularını görünce kendisinin yeteneğinin uzaylılar tarafından verilmiş olacağını düşündüren yıldız Xavi'ye...

Read more...

Kızdırmayın Buffon'u

Hani bir interli hem yeniyorsunuz hem dövüyorsunuz diye yakınsa haksız sayılmaz.Buffon halen dünyanın en iyi kalecileri arasında kimilerine göre en iyisi.Onu saha içinde bir çok şekilde gördük ancak bu halde belki ilk kez. Inter maçında tepesi attı ve saldırdı. Söz kaleciden açılmışken bir haberde premier ligden: Ancelotti, Tevez'in frikik golünde faturayı Cech'e kesmiş.Bugüne kadar harikaydı bizim için önemli bir oyuncu ancak bana o frikik golünü soracak olursanız yanlış yerde durdu diyerek golde kalecisinin hatasını itiraf etmiş.Cech'e çok yüklenmemek lazım frikik için topun başına Tevez geçince konsantrasyon kaybı yaşamış olsa gerek.

Read more...

Güiza muamması

Atmıyor, atamıyor ne yaparsa yapsın olmuyor. Bir yandan 90'lı yılların yıldızları gibi kaprisler yapmayı da ihmal etmiyor. Geçen sezon 15.hafta sonunda 5 gol bu sezon 15.hafta sonunda 6 gol Güiza'nın Fenerbahçe'de bu sezon patlama yaptığının resmi midir bu istatistik ilginçtir gariptir. Fenerbahçe'nin ilk ispanyol denemesi kabul edilmeli ki fiyasko çıkmıştır. Altını çizmek için ilk yılına gidelim. Aragones ile birlikte gelince Torres etkisi yapacak fikri oluşturdu medyada.Ara sıra onun ne kadar mükemmel bir hoca olduğunu ancak kimsenin anlamadığından dem vurup sahada yer aldı. Saha içinde ise yaptıklarından çok yapamadıkları gündeme geldi.Öyle ki taraftar ''ok atma gol at'' diye pankart açtı kendi oyuncusuna. Az attı öz attı denecek kadar bile gol atmadı. Attığı gollerin az olmasına rağmen büyük maçlarda attığı gollerin üst düzey olması muamma, hem de üst düzey muamma. Güiza tek forvetli sistemde, Aragones'in müthiş hamlesi ile Alex'in ön libero oynamaya başlaması sayesinde tam anlamıyla yalnız kaldı. Hani Alex'e bişey diyecek olsa maç içinde 3-4 kez yan yana ya gelirler ya gelmezlerdi. Bu durum ilk başlarda her topa pres yapıp tribünleri Güiza diye inleten Güiza'yı zamanla yordu ve öyle bir hal aldı ki performansı açıklanacak cümle yok. Güiza kafa topu alamadı.Defansların arkasında bekleyip onlarla birlikte onların gölgesi gibi sıçradı bu toplara. Top kontrolü yapamadı. Hani Alex'in gözü kapalı kontrol ettiği bir topu iki ayağıyla kontrol edemediği de görüldü. Uzaktan şut atma cesareti gösteremedi. Ceza sahasında gol atmak hariç herşeyi yaptı. Israrla kalecilerin göğüs kafesine şut çekme adeti getirdi kendisine. 5-2'lik hezimetle sonuçlanan Arsenal maçında son vuruşları lanse edildiği gibi iyi olsa hadi abartalım orada bu haliyle Tanju yakalasa o pozisyonları o maçın 5-5 bitip tüm dünyayı şaşırtması seçenekler arasında. Defalarca karşı karşıya kalıp topu kalecinin göğüs kafesine vurması La Liga gol kralı olurken ve Beşiktaş'a attığı aşırtma gollerle ters düştü. Bu sırada bol bol konuştu. Bol bol skandal çıkardı. Semih ile oynarsam daha iyi dedi. Kezman gitti. İki forvet oynarsak iyi dedi Alex gidiyordu. Zaten olay olan sevgilisi terk etti, gece kulüplerinden çıkmadı. Bu sezonda Güiza için geçen yıldan farksız.

Aslında Fenerbahçe'nin kaderi medyada çıkan bir haberle değişti belki de.Teknik direktörlüğe Daum'u getirmek isteyen Fenerbahçe'de tek sorun Güiza isimli haberde, Daum'un Güiza'yı istemediği, planlarında başka bir golcü olduğu konuşuluyordu ancak Fenerbahçe yönetiminin yüksek bonservisi nedeniyle Güiza'yı Daum'a kabul ettirdiği senaryolar arasındaydı. Bu haberin doğruluk payı var mı o da Güiza gibi muamma ancak son derece mantıklı olduğu aşikar. Daum geldikten sonra ilk işi Güiza'yı pohpohlamak oldu. Onu dünyanın en iyi golcüleri arasında göstermeye kadar gitti bu yöntemi.Fakat Güiza beklenen cevabı veremedi ve yine geçen yıla benzer bir tablo çizdi tek farkla, bu yıl sık sık gitmek istediğini belirtti ispanyol medyasına sonra da 3 maymunu oynayıp yalanlamasıydı geçen yıldan tek farkı.

Güiza Alex'li sisteme de tek forvetli sisteme de uygun oyuncu tipi değil kağıt üstünde en iyi özelliği olan bitiriciliğini kullanamaması da bu sebeple.Güiza yardımcı santrafor tipi. Çok iyi koşular yapıyor. Attığı gollerden çok asistleri dikkat çekiyor. Gol atmak için görevli santrafora yardım etmek Güiza'nın etiketi.Maç içinde baktığınızda birşeyi hiçbirzaman yanlış yapmıyor o da doğru yere koşular yapmak. Ancak Güiza ne duvar olabilir, ne topu ayağında tutabilir, ne adam geçebilir çünkü O santrafor değil forvet yani. Fenerbahçe'nin ihtiyacı olan ise santrafor yani ST. Güiza çift forvet onandığında bu kimliği ile santrafora çok gol attırır ancak Lugano'dan az gol atması sizin için sorun olmamalı.

Muamma dedik kötü başladık iyi bitirdik birde 3.boyutu var işin. Küçük takımın büyük oyuncusuydu Güiza ispanyada. Gol kralı olmasa orada kalacaktı. Getafe'li Uche'den yoktu farkı.Raul Tamudo'nun yarısı kadar olan golcülüğü de uçup gitti. Baskı altında kaldı. Fenerbahçeliler şunu düşünüyor. 14 milyon euroluk bir adam gol atamayabilir,boş kaleye kaçırır,kafa topu alamaz herşey olabilir ancak top kontrolünü nasıl yapamaz. İşte bunun uyumla,sorunla,sistemle hiçbir bağlantısı yok. Bu Güiza'nın en fiyakalı muamması. Görünen köy kılavuz istemez demiş ya atalarımız yine de Fenerbahçe yönetimine bir hediye verme şansım olsaydı. Atasözleri kitabı armağan ederdim ve birde not eklerdim.Sayfa 14'e dikkatli bakın diye.
Evdeki hesap çarşıya uymadı.

Read more...

Premier ligde haftanın karması

Everton-Tottenham maçı ile başlamak gerek haftaya.Evet Redknapp haklı Defoe, ingilizlerin kutu dediği ceza sahasında çok başarılı.Bu hafta attığı şık golle de bunu gösterdi.Ancak 90'da kaçırdığı penaltı onun ne kadar şanssız olduğunu da gösteriyor. Everton 1 puanı 10 dakikada kaptı.Tim Cahill'e kaptanlıkta gol atmakta yakışıyor.A.Villa-Hull City maçında Hull kalecisi Matt Duke ligin en ilginç gollerinden birini yedi. İş güzarlık yapıp topu kafayla taça gönderince, A.Villa top toplayıcısı ile başlattığı atağı Milner ile gole çevirip maçı 2-0'a getirdi ve bitirdi. Birmingham, Wigan deplasmanında, Wolver, Bolton karşısında 3 puan ile nefes aldı. Grant'lı Portsmouth ilk galibiyetini aldı. Haksız yere kazanılan penaltıyı kaçıran Dindane, daha sonra attığı golle kendini affettirdi.Haftanın en talihsiz olayı Bullard'ın talihsiz şekilde sakatlanmasıydı.Hava topu mücadelesinde başının üstüne düşen ingiliz oyncunun en az 1 ay oynamayacağı konuşuluyor. Sakatlık dönüşü bu konu ile ilgili bir espri yapar mı bekleyip göreceğiz.Haftanın karmasında olmasa da Gibson, Adebayor, Evra N'Zogbia 11'i zorladılar.

Read more...

Premier ligin kare ası #4

Haftalardır City ile 1 puanlık farkı koruyarak 6. ve 7.lik için savaş veriyor adeta Liverpool.Bu haftayı Blackburn deplasmanında bıraktıkları 2 puanla kapattılar ve 7.liği koruyup Fulham'a göz dağı verdiler! Steven Gerrard 500.maçına çıktı bu hafta ancak yine boynu bükük kaldı. Olmuyor Torres yoksa takım gol atamıyor kazanamıyor. Alonso'nun gitmesiyle orta sahada geri ileri Gerrard da yoruldu artık. Sırf onun boynu bükük kalmasın şampiyonluk kazansın diye Liverpool'u destekleyen binlerce taraftar var dünya üzerinde. Her ne kadar Gerrard takımın bir tarafını parmakla göstermek aptallık dese de defansın kötü çocuk olduğu ortada. Takım olarak eleştirin diyor ama bazı bölgeler ve transferlerle Liverpool, Fenerbahçe'ye benzemeye başladı. Aquilani hala piyasada yok. Gidenin yeri dolmadı Torressizliğe çare bulunmadı. Fenerbahçe'de Güiza'nın varlığı sorun, Liverpool'da bir başka ispanyol Torres'in yokluğu.Bu hafta Arsenal'i konuk edecek Liverpool.Benitez ne yaparsa bu hafta yapar. Torres dönüyor. Üzülmesin artık Gerrard.

Read more...

Premier ligin kare ası #3

Fabregas'ın 250.maçına çıktığı maçta Arsenal, 90 dakika forma giyen Tuncay'lı Stoke City'i 2-0 ile geçti. 250.maçını kaçırdığı penaltı ile kutlayan Fabregas bu şanssız andan sonra yakaladığı boş kale fırsatını da takım arkadaşı Eboue'ye nişanladı. Bu galibiyetle 3.sıraya yerleşen Arsenal ligin halen en çok gol atan takımı ancak ilk 3'ün en fazla gol yiyen takımı olması Wenger'in Hughes ile yaşadığı tokalaşma tartışmasından daha önemli problemleri olduğunu gösteriyor.Tabi Wenger bu huyundan da vazgeçmiyor aldı yine oyuna 18 yaşındaki Ramsey'i, O da attı golünü utandırmadı hocasını. Maç sonunda da Fabregas'ın kaçırdığı penaltıya takıldık yoksa daha fazla atardık diye mesajını da vermiş oldu. Liverpool maçı öncesi gergin bir hafta bekliyor forvetsiz Arsenal'i. United,Chelsea ve City'e yenildiler Liverpool'a da yenilirlerse puan tablosunda olmasa bile tribün sohbetlerinde üzmüş olacak taraftarlarını The Gunners.

Read more...

Premier ligin kare ası #2

Manchester, haftalardır kazma ile tünel kazanlar misali puanları toplayan ve düşme hattından uzaklaşan West Ham'a ağır bir darbe vurdu. Alex Ferguson'un büyüsü devam ediyor. Darron Gibson yeni Roy Keane olabilir mi diye sormuştuk. Cevabı bu hafta Ferguson verdi. Carling cupta iki gol atan oyuncusunu bu hafta da ligde 11'de sahaya sürdü ve Gibson'ın gerek pasları gerekse attığı gol harikaydı. Bu yıl takımı geriden takip eden Scholes premier ligde bu sezon ilk golünü attı. 11.golünü atan Rooney ise ingiltere'de el üstünde tutuluyor. Dünya kupası öncesi elde kalan tek gol silahı O. Bu yıl daha az forma şansı bulan Berbatov için ayrılık vakti olabilir.Ferguson'un geçmişteki emsal uygulamaları bu tespite referans gösterilebilir.Ferguson demişken kurt hoca falanda değil aşmış bitirmiş hoca bu adam. Oyuncu seçimlerini öyle bir yapıyor ki bu oyuncu bu maçta başarılı olur bu maçta oynasın diyor. O oyuncu o maçta en iyi oynunu oynuyor. Gibson, Fletcher,Scholes zaman zaman Anderson herkes tam zamanında doğru yerde oynuyor. Saygıyle önünde eğilmek gerek. Bu hafta Aston Villa'yı konuk edecek Manchester United puanını 34'e yükseltirken 5.deplasman galibiyetini aldı.

Read more...

Premier ligin kare ası #1

Lider Chelsea bu hafta cepten yedi.7 haftadır galibiyete hasret kalan Manchester City, kupa maçındaki Arsenal zaferi ile başlayan dirilişinde diğer Londra takımı Chelsea'yi de geçti. Chelsea ise kupadan sonra ligde de kötü bir sonuç alarak sendeledi. Mark Hughes transferde belki de insiyatifi dışında alınan bazı oyunculara rağmen iyi bir ideal 11'le çıkıyor maçlara. Alt yapıdan yetişen Ireland vazgeçilmezi olmasına rağmen bu hafta De Jong görev yaptı. Barry-De Jong orta sahası hızlı hücüm oyuncuları olan City için topu tut, doğru zamanda doğru yere at kale önünde yığıl demek. Chelsea karşısında Adebayor Liverpool maçında olduğu gibi yine yenilen golde başroldeydi ve yine o maçta olduğu gibi bu maçta da 1 gol atarak hatasını affettirdi. Maç sonunda Hughes ile Ancelotti'nin tokalaşması Hughes-Wenger tartışması nedeniyle Ancelotti'nin mesaj veren bir gülümsemesine yol açtı. Mark Hughes, Lampard'ın kaçırdığı penaltının maçın kopma anı olduğunu söyledi. Haksızda sayılmaz hani.Lampard en son 2006 Eylül ayında Charlton'ı Stamford Bridge'te 2-1 yendikleri maçta penaltı kaçırmıştı. Penaltıyı penaltı kralı olarak bilinen Given karşısında kaçırması ise manidardı.Man.Utd'nin kazanmasıyla puan farkı 2'ye indi.Chelsea bu hafta Everton'ı konuk ediyor.Bu sezon kendi sahasında 1.haftadan beri gol yemeyen Chelsea'nin Moyes'i ve Everton'ı fazlasıyla üzeceğini tahmin etmek zor değil.City ise ligin dibinde yer alan Bolton'a konuk oluyor. Olası ve yüksek ihtimalle alacağı bir galibiyet daha City'i yarışın içine sokmakla kalmaz Liverpool'u da strese sokar.

Read more...

Real Madrid'in gergin oku Ronaldo

Attığı goller sonrası mini şovlarına,küstah ama sevimli hareketlerine alışkınız Ronaldo'nun gollerine alışkın olduğumuz gibi. Manchester United'ta geçirdiği yıllarda her yıl olmasa da kırmızı kart görmüşlüğü vardır. Son iki yılında birer kez kırmızı kart görmüştü. Ancak El Classico sonrası kendi sahalarında düşük kalibreli Almeria karşısında skor 4.golü atan Ronaldo'nun golüyle 4-2 ve bitime 4 dakika var. Attığı golden sonra uzun uğraşlar sonucu formayı çıkarıp buranın matadoru bundan sonra benim ağalar pozu da tamam bildiğimiz Ronaldo ve sarı kart.Ancak topu ayağında dolaştırırken kendisine yakın marjaj yapan rakibe alenen tekme atması ve gördüğü direk kırmızı kartın bir nedeni olmalı. Maç boyunca gergindi Ronaldo. Öyle ki penaltıyı dahi bu sebeple kaçırmış olabilir. Kaçırdığı penaltıyı gole çeviren Benzema'nın gol sevincine dahi katılmadı. Sonrasında kartı gördü. Hata yaptığını kabul etti maç sonunda ancak Ronaldo'nun üstündeki baskının El Classico olduğu aşikar. Kaka'nın verdiği pasta kalmış aklı, nasıl atamadım o golü diye takmış kafasına. Hata etti ancak Valencia maçında Perez ile tribünden rahatça seyredemeyecekler maçı.Ronaldo vesilesiyle bir satırda Higuain'e açmak gerek. Takımın abisi Raul,golcüsü Benzema,öyle böyle Van Nistelrooy gibi adamlar dururken kulübeden çık takımına harika goller puanlar kazandır. Daha önce dediğimiz gibi bu adamda iş var.

Read more...

Serie A'da derbi haftası

Haftanın en önemli maçında Juventus, Mourinho'lu İnter'i Delle Alpi'den çıkartmadı. İki önemli yıldız Del Piero ve Eto'o nun golleri ile dengelenen maçta Juventus Marchisio'nun harika golü ile galibiyete uzandı. Melo'nun Balotelli'ye yaptığı hareket dirsek atma değil adam öldürmeye teşebbüs gibiydi. Kalbine Melo'nun dirseği gelen Balotelli uzun süre yerde kaldı. Mourinho Eto'o nun golünden önce tribünlere gönderildi ancak tüm bu gelişmelere rağmen tek kelime konuşmadı. Zanetti, Mourinho'nun değil takımın suçlu olduğu bir mağlubiyet aldıklarını belirtti.Marchisio'nun hakkını da vermeyi unutmadı.İnter bu hafta Atalanta'ya konuk olacak.Juventus ise Bari deplasmanında. Milan galibiyet serisine devam etti Pato'nun zaman zaman Weah'ı hatırlattığı maçta Milan lige flaş başlangıç yapan Sampdoria'yı 3 golle geçti. Roma derbisinde Roma geçen yıl olduğu gibi Lazio'yu yine 1-0'la geçti.Ligde 16.sırada yer alan Lazio'da Pandev bu sene takımı bırakabilir. Crespo,Nesta,Nedved,Veron,Boksic gibi yıldızların yuvası Lazio'nun durumu deprem sonrası evsiz kalanlar gibi.En büyük şanssızlığı Manchester United'tan 7 gol yemek olan Doni'nin refleksleri Roma'yı ayakta tuttu.Bu çocuk iyi kalecidir. Lazio var gücüyle saldırdı ancak en son golünü 2007 yılında atan Casetti sağ bekte başlattığı atağı gol ile sonuçlandırarak derbinin galibini belirledi. Tribünler kadar renkli olamayacak galiba derbi derken ataklar sıklaştı, gol geldi renk derken birde kırmızı kart çıktı.Genoa deplasmanından puanla dönen Parma ise sessiz sedasız 4.sıraya yükseldi.

Read more...

Küllerinden doğan adam Ronaldinho

PSG'den Barcelona'ya geldiğinde sadece avrupa futbolunu yakından tanıyanlar biliyordu Onu.Daha sonra internet aleminde Fransa'da attığı çalımlar,verdiği akıl almaz paslar,fiziği zayıf olan bir liselinin aklının alamayacağı goller ve çabukluk...Yani Ronaldinho gelmeden namı geldi Barça'ya. Bugün onun adını bile neredeyse unutacak olanların kabul etmesi gereken gerçek şu ki: bu adam goller atıp kupalar kazanırken Messi tribünden izliyordu. Barcelona'dan 145 maçta 70 gollük istatistik bırakarak ayrıldı. Ancak Rijkaard ile ters düşmeleri, son yılında yedek kalması, Messi'nin gerilerden gelip tavan yapmasının Rijkaard'ı rahatlatması, Barcelona'nın o dönemde ihtiyacı olmasına rağmen kullanmaması gibi olaylar zinciri onun kendisini köklü ve itibar kazanmak isteyen bir İtalyan devinde bulmasıyla son buldu. Kağıt üstünde herşey çok güzeldi. Ronaldinho zaten hızlı ve adam eksiltebilen bir oyuncuydu nispeten düşük tempoda ve savunma ağırlıklı bu ligde şov yapardı.Ancak kazın ayağı öyle değildi. Ne Milan ne Ronaldinho toparlanamadı ilk yılında. 35 kez forma giyip 10 gol attı bu onun son 5 yıldaki en kötü 2.performansıydı. Biraz magazin katalım PES 2009'da bile gücü düşmüştü.

Bu sezon Milan ve Ronaldinho için geçen sezondan farksız başladı ancak haftalar geçtikçe Ronaldinho yüzü gülerek oynamaya başladı ve tabi bunda birisi vatandaşı olan 2 kişinin çok büyük payı var.Pato ve Seedorf. Bu iki oyncuyla eski günlerine geri dönüş sinyalleri değil asistleri vermeye başladı Ronaldinho. Milan Sampdoria'yı 3-0'la geçip lider İnter'in 4 puan gerisine yerleşirken maça damga vuran isim Ronaldinho'ydu.Zafere kaçış filmi her futbolseverin unutulmazları arasındadır. Taktik anlatan teknik direktörden tebeşiri alır ya Pele sonra döner arkadaşlarına topu bana verin der sonra rakipleri nasıl geçeceğini çizer ve gol. Ronaldinho'da buna benzer şeyler yaptı Samdoria karşısında.Son 5 maçından galibiyetle ayrılan Milan Ronaldinho ile yükseliyor. Ronaldinho küllerinden doğuyor adeta.16.hafta Palermo maçında gözler yine onun üstünde olacak. Bir yanda İtalya'da aradığını bulamayıp şampiyonluğu Brezilya'da kucaklayan Adriano, diğer yanda İtalya'da küllerinden doğan Ronaldinho, Dunga daha ne ister Dünya kupası öncesi... Ronaldinho'nun adına ve geçmişine yakışır performans göstermeye başlamasına en çok sevinenlerden biri de malum Ertem Şener olacaktır.Vallahi evli olduğunu biliyorum Ertem'in ama ben Ronaldinho'ya aşık olduğunu düşünüyordum Barcelona dönemlerinde. Joga Bonito geri dönüyor....

Read more...

El Classcio sonrası Barcelona çevresi

Ezeli rekabet dediğin böyle olmalı. Rekabet büyük olunca etkisi de büyük oluyor. Marca'da dayanamamış bu işe el atmış ve Barcelona çevresi şenlenmiş. Adamlar ezeli rekabeti öyle yaşıyorlar ki medyaları bile ayrı. Bizde olsa kıyamet kopar. Herşeyi örnek alalım da bu kalsın.

Read more...

Hırsızın hiç mi suçu yok

6 Aralık 2009 Pazar

Koca camia resmen diz çöktü sürünüyor, evet büyük camialar bu tip durumlardan sıyrıldığı için büyük ancak Fenerbahçe artık yıllardan beri dillendirilmeyen bazı sorunlarla yüzleşmeye başladı. Bu takım biraz Zico zamanında (avrupada) iyi futbol oynadı. Daum dönemleri ise I.dönemde iyi futbol değil kazanmak ve baskı kurmak vardı.II.dönem ise tamamıyla rekora gidiyor. Löw'ün yaktığı, peşinden Mustafa Denizli'nin gittiği bir ateş, bir yara güzel futbol-Fenerbahçe söylemi. Avrupayı kendi tarihi açısından sallayan Zico'lu Fenerbahçe, Aziz Yıldırım döneminin bu söyleme en yakın takımı duruyor. Zico'nun takımında oyuncular değil dostluklar kazanıyordu. Takımın Brezilyalara bırakılması yetmedi başlarına bir Brezilyalı hatta onların Atatürk gibi saygı duyduğu bir isim getirildi. Düşünün Alex De Souza'sınız bir idolünüz var, Arthur Zico ve takımın başında onu hoca olarak görüyorsunuz bu bile açıklıyor bazı şeyleri. Ancak yürüye yürüye şampiyon olamadığı için gönderilen Zico'dan sonra Fetret devrinden beter Aragones devri yaşadı Fenerbahçe.Takımda önce arkadaşlık sonra kalite düştü. Daum daha önce denenmiş bir tarif Fenerbahçe için ancak Fenerbahçe'nin FBI-CIA gibi ajanlara taş çıkartan gizli ve transferin son günü son saatine kalan transferleri ne taraftarı ne takımı mutlu edemedi. Gelen oyuncular takımın rehavet havasına kapıldı gitti.Örneğin Güiza, Andre Santos... Oysa Başkan'dan öğrendiğimize göre Kanoute, Borowski gibi oyuncular alınabilecek durumdaydılar ancak başkan ve yönetim opsiyonu yine gizemden yana kullandılar.Hazır oyunculara değinmişken Fenerbahçe'li birinin cevabı var mı bilinmez ama Vederson, Uğur Boral, Selçuk, Andre Santos, Güiza, Colin, Ali Bilgin gibi oyuncuların bu takıma maddi manevi katkısı sıfır. Bu adamların bu takımda niye forma giydiği Rıdvan'ın dediği gibi ligdeki bunlara benzer 500 oyuncudan ne farkı olduğu sorusuna var mı cevap verecek Fenerbahçeli.

Andre Dos Santos'un Andre BOŞ Santos'a dönüşmesi takımdaki disiplinsizlik ve rehavetin nedeni. Colin'le maç içinde yaptığı gol sonrası danslar sona erince çareyi gece kulüplerinde dans etmekle bulup Andre BOŞ Santos'a dönüşen Brezilya milli takımının oyuncusu. Denizli'de şampiyonluk, kupa finallerinde ağır yenilgiler kaybetti Fenerbahçe ama hala rehavetin çözümünü bulamadı. Gamsız hayat demiş Candan Erçetin ona sormak lazım birde.

Fenerbahçe, Ankaraspor maçı dışlandığında oynadığı son 8 resmi maçta 14 puan kaybetti. Sezon sonu en yakın rakibi ile şampyion arasında puan farkı 14 olan kaç sezon yaşandı bu lig tarihinde.Son 8 haftaya bakıldığında bu periyotta lider Beşiktaş gözükürken Fenerbahçe, Galatasaray'ın altında 12.sırada yer alıyor. John Terry, Torres ve Gerrard olmayınca Liverpool sıradan takım gibi oluyor demişti. Alex'i bir kenara alınca Fenerbahçe ne oluyor sormak lazım.

Tabi tüm bunların çözümü azizsilin olsa gerek. Başkan yine çıktı yaptı konuşmasını. İlk dersi futbolcular alacaktır, sonra Daum. Senaryo geçen yılkı gibi olursa önce sene sonu beklenecek sabredilecek sonra revizyon adı altında 2 futbolcu daha gönderilecek kim bilir belki Zico ile bir kez daha çalışılacak.

Daum'da çıkmış maç sonu 'kanatları kullanamadık' diyor. Hakeme zamanı gösteren Lugano ise sene başında zamanını Fenerbahçe'den kaçmak için kullandı ancak şimdi hakemlere haddini bildirme zamanı o sonraki iş.Fenerbahçe çöküyor ancak hırsızın hiç mi suçu yok? Bu arada bu ay mutlaka Fenerbahçe dergisi alın kaçırmayın Andre Santos'un dev posterini veriyor.Unutmayın Fenercell coşturur.

Read more...

Dünya kupasında oynayamamış 10 süper yıldız

5 Aralık 2009 Cumartesi

Şampiyonlar ligi her yıl düzenlenen bir organizasyon ve avrupa futbolunun bir numaralı kupası. Tüm ihtişamı ile reklamları, TV gelirleri, albenisi ile müthiş bir pasta Dünya futbolunun en büyük ilgi gösterilen 2.kupasını 1.kupadan yani dünya kupasından ayıran bir özellik var ki bu dünya kupasını 1.yapan en önemli etmenlerden. Bu özellik dünya kupalarının her dönemde bir yada bir kaç yıldız çıkarmasıdır. Dünya kupası tarihi boyunca böyle süregelen bu bir numaralı futbol olayının birde yıldız olupta oynayamayan tarafları var ki işte o futbol hayatı biten bu yıldız oyuncuları en çok üzen içini burkan durumların başında gelir. 4 yılda bir düzenlenen bu kupada bazen 4 yıl içinde çok şey değişebiliyor. Şimdi Dünya Kupasında oynama şansı bulamayan en iyi 10 oyuncuya göz atalım. Günümüzün yıldızlarından ve çoğumuzun tanıdığı bir kaç isme; mesela Toshack, Anelka, Ginola, Sami Hyypia, Litmanen, Bellamy, Berbatov, Kanoute, Hleb, Gudjohnsen ve bonus Arshavin gibi isimlere selamlarımızı iletip en iyi 10'da geri sayıma başlayalım.

10-Bernd Schuster
Avrupanın iki ülkesi Almanya ve İspanya'da yaşadığı şampiyonluklara rağmen 22 kez milli formayı giyen Schuster dünya kupası yüzü göremeyenlerden.
9-Liam Brady
Şimdilerde Arsenal altyapısında görev yapan bu Arsenal efsanesinin kariyerinde Juve-İnter maceralarıda yer almaktadır. Arsenal tarihinde Henry ve Bergkamp'tan daha çok yer kaplar.İrlandalı ortasaha oyuncusu Brady dünya kupası yüzü göremeyenlerdendir.
8-Valentino Mazzola
Bu karizmatik italyan forvet Torino ile 4 kez şampiyonluk yaşamış 4 Mayıs 1949 tarihinde 30 yaşında bir uçak kazasında hayatını kaybetmiştir. 12 kez İtalya milli takım forması giyen Mazzola dünya kupasında oynamayan yıldızlar arasında yerini almıştır.
7-Eric Cantona
Manchester United taraftarının Ona king diye lakap takması elbette boşuna değil. O meşhur karate hareketi sonrası aldığı 9 aylık ceza olmasa belki 98 dünya kupasında oynama şansı olacaktı ancak şimdilerde bu oyunu güzel oynamayanı kovalamakla görevli.Cantona milli formayla 45 maçta 20 gole imza attı.
6-Duncan Edwards
Manchester United'ın wonderkid olarak transfer ettiği 150'den fazla maça çıkan Edwards genç yaşta henüz 21 yaşında, 1958 yılında bir uçak kazasında hayatını kaybetti. Bobby Charlton'ın ne ararsanız bulacağınız muhteşem bir yetenekti diye tarif ettiği Edwards 18 kez giydiği ingiltere milli takım formasını bir dünya kupasında ıslatamamıştır.
5-Ian Rush
Galler doğumlu olup adayı sallayan ancak dünya kupası göremeyen yıldızlardan biri de Ian Rush. Bıyıkları ve attığı goller ile hatırlanır.Efsane olduğu dönemler Liverpool forması giydiği günlerdir.
4-George Weah
Futbol oyunlarının oyun konsolları, PC'ler gibi platformlara yeni yeni taşındığı sıralarda boğa gibi güçlü bu Liberia'lı golcü sizi şaşkınlık içinde bırakır Milan adına sayısız goller atardı. Kariyerinde FIFA yılın futbolcusu, Avrupada yılın futbolcusu, Afrika yılın futbolcusu gibi ödüller olan Weah dünya kupası yüzü göremeyen yıldızlardandır.
3-Ryan Giggs
11 lig şampiyonluğu, 2 şampiyonlar ligi, 4 FA cup... Dünya kupası deneyimi sıfır...Tek suçu Galler'de doğmak mı diyesi geliyor insanın.
2-George Best
Manchester United efsanesi Best 579 maç 204 gol yer alan kariyerinde dünya kupası deneyimi yaşayamayanlardan. İrlanda bugünde dünya kupası konusunda sıkıntılar yaşamakta ve milli takım olarak başarıyı yakalayamayan ülkelerden.
1-Alfredo Di Stefano
Arjantinli doğumlu Di Stefano ile Real Madrid bu alanda da lider.Karışık politik nedenlerden ötürü 3 ülke adına forma giyen Alfredo Di Stefano şanssız bir şekilde hiç birinde dünya kupası deneyimi yaşayamamıştır.500'den fazla maç 350'den fazla gol sığdırdığı kariyerine Arjantin, Kolombiya ve İspanya formalarıyla dünya kupası deneyimi yaşayamayan Di Stefano, Maradona tarafından gelmiş geçmiş en iyi oyuncu ilan edilmiştir.

Read more...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP